16 Mayıs 2007
Alessandro Benetton

İpek Cem'in bu haftaki program konuğu Benetton Grubu Başkan Yardımcısı Alessandro Benetton. Yeni nesil İtalyan iş liderlerinin en önde gelenlerinden olan Benetton'la şirketin İtalya'daki merkezinde görüşen Cem, Benetton markasının doğuşundan İtalya'nın rekabetçiliğine ve şirketin Türkiye'deki yatırımlarına yönelik geniş bir yelpazede sorularına yanıt aldı.

İpek Cem: Bugünkü konuğum, Alessandro Benetton, Kendisi Benetton Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı. Programımıza hoş geldiniz.

 

Alessandro Benetton: Hoş bulduk.

 

İpek Cem: Benetton markası renkliliği ve farklı konseptleriyle ilgi odağı olan bir marka. Bu yaklaşımlar yıllardır ana kavramlar olarak devam etti.  Markanızı bugün ve 2000'li yıllarda nasıl tanımlıyorsunuz?

 

Alessandro Benetton: Benetton markası hâlâ çok aktif, çok modern ve çağdaş olmak isteyen insanların taleplerini karşılayan bir markadır. Bir taraftan erişilebilirlik gibi değerleri temsil eden bir markadır. Çünkü demokratik, global bir ürüne inanıyoruz. Ama aynı zamanda üretimin yüksek kalitesi adına da güçlü değerleri var. Bence pazardaki yüksek rekabet seviyesi karşısında, gelecek birkaç yılda bir yandan markalarımızın temel değerlerini sürdürürken öte yandan da markanın kendisini modernleştirmeye devam etmeliyiz. Gelecek için iyimserim.

 

İpek Cem: Global Pazar yeri, sürekli, hızla değişiyor. Hız ve globalleşme günümüz perakendecilik endüstrisinde önemli faktörler. Büyümenizin dünyadaki bu gelişmelerle ilişkisini nasıl görüyorsunuz? Konuyu, hızlı büyüyen coğrafyalar, ya da lojistikte, üretimde ve ürününüzü sunma şeklinizdeki belli trendler açısından değerlendirebilirmisiniz?

 

Alessandro Benetton: Bence her şirketin kendine ait bir genetik kodu vardır. Her şirket belirli bir şekilde başlar. Girişimcinin ve yönetimin düşündüğü şekilde önemli unsurlarla şirketi yaratır. Benetton dendiğinde kusursuz bir şirket diyemeyiz belki ama yaklaşık 40 yıldır başarılı.Bu bizim sektörümüzde bir şirket için pek de olağan olmayan bir durum. Tarihimize, köklerimize ve temel değerlerimize bağlılığımızdan kopmak büyük bir hata olur. Bunu bir öncelik olarak gündemimizde tutmamız gerektiğini düşünüyorum. Aynı zamanda sizin de dediğiniz gibi, herkesin bildiği gibi bizim pazarımızda belli bir rekabet seviyesi var. Rekabet çok yüksek, hıza ve her pazarı kendi farklılıklarıyla görme yeteneğine odaklanmış. Bu anlamda, bence son birkaç yılda çok yol katettik. Bu yüzden, şimdi çok daha fazla sayıda koleksiyon ve mağaza seviyesinde daha hızlı bir yeniden düzenleme sağladık.

Bu konularda çok ilerdeyiz. Çok büyük bir gelişim gösterdik. Büyümeyi planladığımız bir çok alan var. Hindistan'ı, Rusya'yı, ve ayrıca Güney Amerika'yı örnek gösterebilirim. Elbette sağlam bir büyümeyi destekliyorum. Belki göze çarpan değil ama daha gelişen pazarlarda. Bence bunu temel değerlerimizi değiştirmeden yapabilecek kadar iyi olmalıyız.

 

İpek Cem: Büyümeden söz edince, 1985'den bu yana Türkiye'desiniz. 100'den fazla mağazanız var ve büyümeye devam ettiğiniz görülüyor. Pazar olarak Türkiye'de ilginç bulduğunuz temel nitelikleri ve Türkiye için planlarınızı öğrenebilir miyim?

 

Alessandro Benetton: Türkiye'nin genel resmiyle ilgili çok iyimseriz. Elbette bu olumlu hisse sahip olan sadece biz değiliz. Türkiye, dinamik, genç bir ülke. Büyümekte olan bir ülke. Enflasyon kontrol altına alınıyor. Daha kabul edilebilir bir değer aralığında. Özel sektörde güçlü bir büyüme var. Bu çok ilginç. Ülkenizde çok avantajlı bir nüfus dağılımı var. Tüm bunları beğeniyoruz. Daha önce de sözü edildiği gibi ülkenizdeki geçmişimiz de uzun. Çünkü yerel ortağımızla birlikte ilk mağazamızı 1985'te açtık. Bugün ülkenizde 120 mağazamız var. Hem ülkenizdeki üretim kapasitesinin kalitesini- - deneyimleme hem de daha çok, tüketici zevkini anlama fırsatımız oldu. Türkiye'de 120 mağazamız var. Ayrıca Gürcistan ve Kuzey Kıbrıs gibi pazarlara da Türkiye ofisi üzerinden ulaşıyoruz. Benetton olarak şirketimizin ve ürünlerimizin temel imajının koruması ve aynı zamanda da belli bir ülkenin ihtiyaçlarına uyum sağlaması daima biraz zor olmuştur. Bu anlamda yerel bir ortakla çalışmak ve sizin ülkenizde olduğu gibi iyi bir yerel ortağa sahibi olmak, başarı için çok önemli bir önkoşul. Sürekli bu yönde devam edeceğiz. Aklımızda 2007 sonuna kadar 11 yeni mağaza ile İstanbul'da Temmuz'da bir amiral mağazası açma planı var. Yani Türkiye için çok, çok iyimseriz. Ve elbette ayrıca Türkiye bizim için Avrasya'ya bir kapı olarak da çok önemli.

 

İpek Cem: İtalya dışındaki yatırımlarınızı genelde bir ortakla mı değerlendiriyorsunuz? oluyorsunuz. Çünkü hem toptan hem perakende satışa odaklanan bir modeliniz var. Bu modelin nasıl çalıştığını biraz anlatabilir misiniz? Çünkü bu model bazen eleştiriliyor.

 

Alessandro Benetton: Tabii ki. Bence özet olarak eğer global bir şirket olmak istiyorsak, başka insanlarla, başka ortaklarla ilişkide olmak gerektiğine inanıyoruz. Yani modelimizin temeli, toptan yapı ve ortak girişimler olarak kalacak. Buna güçlü bir şekilde inanıyorum. Benetton'un yeni bir iş alanını tecrübe ederken, yeni ürünlerin ya da yeni ortakların da tecrübe edilmesinin mümkün olduğu açık model tipi bir yaklaşımda kalması gerektiğine inanıyorum. Bence başkalarını yaratıcılığını kabul ederek kendi yaratıcılığınızı gösterebilirsiniz. Bu dinamik bir süreçtir. Sürekli olarak değerlendirmeniz, desteklemeniz gerekir. Bu yüzden Benetton'u bu yaklaşım olmadan düşünemiyorum. Bence bu bizim genetik kodumuzun bir parçası. Sadece perakendecilik operasyonunda olduğumuz bazı durumlar da var. Elbette üretime ve kendi işinin gelişimine yatırım için yeterli kaynakları olan güvenilir bir şirket olarak perakendecilik tarafında yer almayı daima taktiksel bir araç olduğunu düşünebiliriz. Ama bunun gelişmemizde öncelikli stratejik bir unsur olması gerektiğine inanıyorum.

 

İpek Cem: Peki Hindistan ve Çin gibi ülkelerde nasıl bir yaklaşım sergiliyorsunuz? Karma bir yaklaşım mı sergiliyorsunuz?

 

Alessandro Benetton: Sözünü ettiğiniz iki ülkede de karma yaklaşımlar sergiliyoruz. Hindistan'da 100 mağazayla
başladık. O ülkede karma, hem toptan hemde perakende işimiz var. Bu gelişmekte olan ve büyüyen ekonomilerde tipiktir. Çünkü bazen yeni alanları keşfederek ve bu alanlarda iş olduğunu sergileyerek yerel ortaklar edinmeyi hızlandırmanız gerekir. Bu Benetton İş Modeli'nde her zaman tipik bir yaklaşım olmuştur. Sonunda Hindistan'da gelişecek bu alanlardan bazıları iş alanlarına dönüşecek, toptancılık işine dönüşecek. Ama bu arada biz de pazar payımızı genişleteceğiz.  Ve Benetton İş Modeli'nin keşfetme unsurunu bir kez daha sergileyeceğiz. Bana göre perakendecilik ve toptancılık gibi iki unsurun karışımı, bizim için Hindistan'da mantıklı bir yol olabilir. Çin, perakendecilik işini tecrübe edebileceğimiz daha istekli bir ülke. Ama daha önce de dediğim gibi tüm bunları dünyanın 120 farklı ülkesinde sunmak istediğinizde devamlı bir--

 

İpek Cem: ince ayar...

 

Alessandro Benetton: ...ince ayar süreci gerektiriyor.

 

İpek Cem: Benetton markası düşünülünce belli bir toplumsal bakış açısı, ahlaki sorumluluk gibi konular akla geliyor. Ama reklam kampanyalarınızın eskisi kadar çarpıcı ve tavırlı olmadığını farkediyorum. Yeni yaklaşım, "moda için moda" mı, yoksa etik değere dayalı bir moda mı? Bu açıdan evriminizi nasıl tanımlıyorsunuz? Ben mi böyle algılıyorum yoksa siz de bir değişim olduğunu hissediyor musunuz?

 

Alessandro Benetton: Modern kalmak isteyen her şeyin bunun için kendini sürekli yenilemesi gerektiğini düşünüyorum. Sizin söylediğiniz gibi çarpıcı ya da daha gelişmiş olmasını isterseniz, daima yeni yollar aramamız gerek. Bazen başarılı olursunuz. Bazen daha az başarılı olursunuz. Bence "Fabrika", bizim iletişim araştırma merkezimiz, geleceğin nasıl olacağını hayal etmeyi hiç bırakmıyor. Bu yüzden herkesin aklındaki çarpıcı Benetton imajı, kimsenin bunu fark etmediği bir döneme ait. Bugün aklımdaki ana hedeflerden biri, kar amacı gütmeyen etkinliklerin ve sosyal içerikli konuların bizim gibi bir şirketin işlerinin normal bir bölümünü oluşturması gerektiğini sergilemektir. Bu aslında zor ve emek isteyen bir iştir. Çünkü kişisel bakış açışından ya da bir şirketin bakış açısından bu konuları bir hayır işi olarak düşünmek kolaydır. Ama asıl başarı, toplumsal hassasiyeti olan bir sorunun ve kar amacı gütmeyen bazı konuların bu şirketin ayrılmaz bir parçası haline gelebileceğini sergilemektir. Bu çok daha zordur. Bunun, "Şirketin operasyonu için belli bir değer" yaratan bir konu olması gerekir. Bu bireylerin istekli olmalarına bağlı değildir. Böylece sonsuza kadar kalıcı olabilir.

 

İpek Cem: Şu anda seçtiğiniz konular arasında hem kurumsal yönden hem de sosyal sorumluluk yönünden anlamı olanlar neler?

 

Alessandro Benetton: Kurumsal kampanyalarımız, özellikle de son kampanyamız hep görünürlük sağlamaya yöneliktir. Bütçemizi dünyayla, toplumla ilgili olduğunu düşündüğümüz sorunlara duyarlılık yaratmak için, bunu yapmak için yeterli kaynağı olmayan kuruluşlar adına kullanmaya, çalışıyorduk. Açlığa karşı yaptığımız kampanya buna örnek. Ekolojik sorunlara dikkat çekmek de bizim için öncelikli. Ama uzun bir liste var. Sanırım bu yönde devam edeceğiz. Bazen en iyi sorunu seçemeyebiliriz. Ama yönümüz olumlu bir yön ve bu yönde devam etmeliyiz.

 

İpek Cem: Dünyadaki bu sorumluluktan önce birçok kişi sizi, Benetton Formula 1 takımının sorumlusu olarak tanıyordu. Bize o dönemi anlatabilir misiniz? Neden bu kadar popülerdi?

 

Alessandro Benetton: Şirket için olağanüstü bir dönemdi. Girişimcinin müthiş bir sezgisiydi. Baştaki  temel kavram kolaydı. Bilirsiniz, global iletişimi olan global bir şirket. Yıllar içinde sürekli olarak global görünürlüğü olan, dünya çapında çok az spor ve organizasyon vardır. Formula 1 bu nadir spor organizasyonlarından biri belki de tek olanıydı. Bana göre şanslıydık da. En azından fırsatımızı çok iyi planlamıştık. Bir otomobil üreticisinin şasiyle, otomobilin kendisiyle değil de sadece motorların idaresiyle ilgili olduğu bir dönemdi. Bu yüzden biz de bu fırsatı kaçırmadık ve çok başarılı olduk. Sihirli bir andı. Çok şanslıydık. Ve bence aynı zamanda da iyiydik. Sadece o dönemde yapılabilecek bir şeydi. Bu yüzden sadece bu öğelerin doğal olarak bir araya gelmesi bile olumluydu. Benetton'a bakınca, geri dönüp deneyimin bize neler bıraktığına bakınca iyi bir finansal dönüşümden çok daha fazlasıydı bu. Marka iletişiminden de fazlaydı bu. En önemlisi Benetton olarak olarak önemli bir değere sahibiz ve tekstil ve giyim dışında bir çok konuda başarılı olabiliriz" imajını dünyaya yaymamızı sağlayan inanılmaz bir olguydu.  Ve bundan memnunuz.

 

İpek Cem: Şu anda yönetim kurulu başkan yardımcısısınız ve şirketi aktif olarak yönetiyorsunuz. Son dönemde sizinle ilgili bir haberde  Hissedarları temsil etmek istiyorum. CEO'lar kendi işlerini yapıyor. Ben farklı bir iş yapmak istiyorum. Girişimcilik CEO'nun işi değildir. " diyorsunuz. O zaman Benetton'da girişimci kim? Luciano Benetton, kardeşleri ya da siz misiniz? Şirkette girişimci sıfatını kim taşıyor?

 

Alessandro Benetton: Benim konulara bakışım, Avrupa'da çok çağdaş olan bir yaklaşım var, onunla uyumlu. Kurumsal idare, bağımsız yönetim, güçlü yönetim önemli konular, önemli araçlardır. Ama aynı zamanda, benim bakış açımdan, çok riskli olabilen bir eğilim var. O da teknik detayların uzun vadeli projeleri, böylece de şirket aktivitelerinin uzun vadeli hayatını çözebileceğini düşünmektir.  Ben buna inanmıyorum. Bence teknik bir enstrüman size mevcut faaliyetlerin gerçekleşme aşamalarının en iyi optimizasyonunu sağlayabilir.

 

İpek Cem: Yani operasyonel anlamında mı?

 

Alessandro Benetton: Hayır. Birlikte kullanılması gereken bazı güçler vardır. Bir şirketin uzun vadeli bakış açısı gibi. Bu önemli bir unsurdur. İşçilerine önem veren biri, şirkette çalışan insanlara önem veren biri, bir şirketin uzun vadeli hissedarlarına önem veren biri. Bu gereklidir. Yani sizin, ortaklarınızın, çalışanlarınızın etrafındaki sosyal ortamda uzun vadede şirketin her paydasına önem veren birine her zaman ihtiyaç vardır. Hisse senedi piyasası ve finansal piyasaların aradığı  verimliliğinin tek başına bir vizyon sağlayacağını var sayamazsınız.

Bu yüzden birçok kişinin bazen bu iki unsurun birlikte yaşayamayacağını, birbirinin değerini anlamayacağını düşünerek hata yapıyorlar. Benim farklı bir görüşüm var. Bence iyi kişilikler söz konusu olduğunda, bu iki unsurun, kaynaklar, projeler, uzun vadede istikrar ve kısa vadede iyi yönetim açısından  bir şirketi daha da zenginleştirmesi gerekir. Şimdi bunları kim temsil etmeli? Bence biz bir aileyiz ve biliyorsunuz, farklı projeleri, hissedarların payını aileden farklı kişiler temsil ediyor. Bu hiçbir zaman bir sorun olmadı ve hiçbir zaman da olmayacak. Şirketin sahipleri ile yönetim arasında ve hatta mülkiyet içinde bir değer katabilen, herhangi biri, konuyu ortaya koyan herkes Benetton için değerlidir. Bu yüzden alie şirketin kullanabileceği bir kaynak olarak görülmeli.

 

İpek Cem: Benetton dışında başka sorumluluklarınız da oldu ve bazıları hâlâ da devam ediyor. Yatırım bankanız ve diğer girişimlerinizle oldukça başarılı oldunuz.  Ayrıca İtalya'ya daha çok dış yatırım çekmeye yönelik çalıştığınızı biliyorum. İtalya'nın dünyadaki yerine baktığımızda, moda ve lüks perakendeciliği düşündüğümüzde birçok ürünün ve arkasında İtalyan markasını görüyoruz.  İtalya sizce küresel  rekabetin neresinde?

 

Alessandro Benetton: Bence İtalya, diğer Avrupa ülkelerine benzeyen bir ülke. Ama bir yanda ekonominin güçlendirilmesine çalışırken, diğer yanda diğer birçok Avrupa ülkesi gibi 2. Dünya Savaşı'ndan sonra bireyler için oluşturulan tüm sosyal haklardan ve olumlu unsurlardan vazgeçmek istemiyor. Aynı zamanda dünya daha çok globalleşiyor ve İtalyanlar olarak, Avrupalılar olarak daha katı ve daha rekabetçi bir düzenle yüzleşmemiz gerek. Bence İtalya'nın altyapı anlamında daha güçlü bir stratejisi olması gerekir. Araştırma, geliştirme ve eğitimde daha fazla yatırım yapabilmesi, kamu hizmeti ve kamu yönetimi açısından daha iyi olabilmesi gerekir. Bu İtalya için geçerli. Her ülke için geçerli değil. Ama başka Avrupa ülkeleri için de geçerli. Bunu nasıl yapacağız? Bence Avrupa'nın temsil edebileceği rekabetçi bir referans noktasına sahip olmak izlenecek bir yol. Farklı bir deyişle, hâlâ uzun bir yolumuz var ama ilerlediğimizi düşünüyorum ve güçlü bir Avrupa kavramının itici gücüyle oraya çok daha hızlı ulaşabiliriz.

 

İpek Cem: Globalleşmeden söz edilince perakende operasyonları açısından daha fazla mağazadan söz ediyoruz. Ama aynı zamanda üretimden de söz ediyoruz. Üretiminize ve dünyadaki dağılımına baktığınızda bazı trendler nedir? Daha iyi üretim yaptıkları ve daha ucuz oldukları için pazar payı edinen yeni ülkeler hangileri?

 

Alessandro Benetton:  Bir yılda milyonlarca kıyafet ürettiğimizi biliyorsunuz. Bütün hammaddelerimiz İtalya'dan geliyor. Kalite kontrolün temel öğelerinden biri bu. Benetton olarak hem  süreçleri ve hemde ham maddeleri kontrol ettiğimizden emin olmak kalite kontrolümüzün önemli bir parçasıdır.

Şimdi Benetton her zaman uluslararası bir şirket olduğu için biz bu konuda şanslıyız. Çünkü biz dünyada çok fazla ülkeyi sık sık ziyaret eden ya da bir çok şirketle iş yapan bir şirketiz. Bu yüzden özel bir kıyafetin verilen sürede nerede en iyi yapılabileceğini her zaman biliriz.

Bu anlamda öğrenme süreçlerini hızlandıran birçok ülke gördük. Ve bunu sadece işçilik maliyeti nedeniyle değil, aynı zamanda lojistik ve kaliteli üretim anlamında yapıyorlar. Bence Çin, bu anlamda dev bir adım attı. Doğu Avrupa ülkeleri bunu yapıyor. Kuzey Afrika ülkeleri de bu anlamda çok şey yol katetti. Ayrıca bazı Avrupa ülkeleri hâlâ üretim yaptığımız ve üretimimizin büyük bölümünü gerçekleştirdiğimiz yerler.

İpek Cem: Şu anda erkek giyimi üzerinde çalıştığınızı duyuyorum. Erkek kıyafeti üretimi ve hazır giyimi Benetton için neden önem kazandı?

 

Alessandro Benetton: Erkek ürünleri, toplam iş hacmimizin hiçbir zaman önemli bir payını temsil etmedi. Hatta bazı rakiplerimize bu konuda ulaşamadık bile. Bu yüzden kesinlikle gelişme için yerimiz var. Sadece erkek ürünleri satan mağazayı test etmenin bize bazı göstergeler vereceğini düşünüyoruz. Bence bu anlamda iyi ve güçlü yeni bir koleksiyonumuz var. Ama aynı zamanda yaptığımız ve gelecekte bize başarılar getireceğini düşürdüğüm başka şeylerden de söz edeyim. Yeni bir Sisley Genç koleksiyonumuz  var. Pazara yenilik getirmek için ilginç bir ürün olabilir. Aksesuar ürünlerine daha fazla yatırım yapıyoruz.İç çamaşırı bölümüne de yatırımlarımız arttı. Yani Benetton erkek koleksiyonumuzu mağazalarda görmeyi heyecanla bekliyoruz. Ama başka projelerimiz de var.

 

İpek Cem: Yerel pazarlara baktığınızda, medyadan, internetten dolayı sözünü edebileceğimiz global bir zevk var. Özellikle gençler arasında bu tür bir global zevk var. Peki siz zevki nasıl yerelleştiriyorsunuz? Belli bir pazar daha tutucuysa, ürün kararları merkezi olarak mı alınıyor, yoksa sözkonusu ülkede mi karar veriliyor?

 

Alessandro Benetton: Bence koleksiyonun belli bir bölümü global bir koleksiyon. Çünkü zevkler internet yoluyla dünya çapında paylaşılma eğiliminde. Dünya çapında 5000 mağazamız olması, tüketiciyle bir iletişim sağlıyor. Yerel tüketici de zevki hakkında, stili hakkında, kumaş hakkında ve bu anlamda trendlerin nereye gittiği hakkında size bazı önemli geri bildirimler veriyor. Biz buna sahibiz, bu konuda avantajlıyız. Elbette eğer yerel bir ortağımız bu geri bildirimi bize gönderebilirse yerel kararlar uygulamaya konabiliyor. Global bir şirket olmak budur.

 

İpek Cem: Luciano Benetton şu anda şirkette ne kadar aktif? Şu anda Yönetim Kurulu Başkanı ve girişimci ruhunu kaybetmeyen biri. Bu yüzden onun aktiviteleri ve yönetimsel faaliyetleri açısından iş bölümü nasıl?

 

Alessandro Benetton: Bence kesinlikle markayı temsil ediyor. Köklerini, geldiğimiz yeri sergilemeye, yol göstermeye devam ediyor. Bence bu tür bir katma değer bu aşamada kaybedilmemeli. Zaman geçtikçe yeni değerlerden oluşan daha çok katmanlar inşa edebiliyor olmamız önemli. Ve daha önce de söylediğiniz gibi, bu bir şeyin yerine başka bir şey koyma sorunu değil. Bir şeyler katma, daha ileri bir şeyler inşa etme sorunu. Babam seyahat etmeyi çok seviyor ve bu şirket için iyi şey. Önemli olan daha teknik ve sofistike bir organizasyon geliştirmemiz. Böylece yeni projeler ve yeni gelişme alanlarında yeni kişilikler anlamında şirket içinde birçok kişiden daha fazla değer sağlayabiliriz. Amacımız bu.

 

İpek Cem: Benetton'un bugün için en büyük sınavları sizce neler?

 

Alessandro Benetton: Operasyonel açıdan bakınca, sözünü ettiğimiz konu, yeni malzemelere, yeni ürünlere, yeni stile, yatırım yapmaya devam etmemiz ve onları mağazalara hızla taşıyabildiğimizden emin olmamız gerekiyor. Bence bunu yapıyoruz ve bu konuda oldukça iyimserim. Bu anlamda her hangi bir kötü sürpriz yaşamayacağımıza inanıyorum.

Elbette pazar giderek daha fazla bölünüyor ve dünyadaki 120 ülkenin her birinde rekabetçi olmak zor. Ama daha önce de dediğim gibi, her şirketin kendine ait bir DNA'sı vardır. Ve elbette kendimizi geleceğe ve yeni projelere bakarak ileriye taşımaktan asla alıkoymayacağız. Bunu yapmak için hangisinin daha zor olduğunu bilmiyorum.   Ama bu iki hedefe birlikte ulaşmak için gereken bütün malzemeleri kullanacağımızı size garanti edebilirim.

 

İpek Cem: Bu yoğunlukta aynı zamanda bir aile babasısınız. 3 çocuğunuz olduğunuzu biliyorum. Onlara zaman ayırabiliyor musunuz?

 

Alessandro Benetton: Bazen bu konuda suçluluk duyuyorum.  hissediyorum. Ama bunu şöyle görüyorum; hayır, fazla zamanım yok ama bu iyi bir disiplin. Çünkü bu beni az zamanım olduğunda ailemle kaliteli zaman geçirmeye zorluyor.

 

İpek Cem: Bu noktada size bu röportaj için çok teşekkür etmek istiyorum.

 

Alessandro Benetton: Teşekkür ederim. Benim için zevkti.

 

Görüşme metinleri, orjinal bir metinden değil, sesli ve görüntülü televizyon röportajından deşifre edilerek yazılı hale getirilmiştir. İpek Cem ve NTV, işitme hatalarından, tercüme veya ses kayıplarından doğabilecek olası yanlışları engellemek için maksimum özen göstermektedir. Buna rağmen, deşifre ve tercümeden kaynaklanan anlam farkları ve hatalara rastlanması mümkün olabilir.