28 Aralık 2005
Amr Musa

İpek Cem, Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ile görüştü. Ortadoğu'nun en etkili siyasetçilerinden Musa, bölgedeki sıcak gelişmeleri İpek Cem'e değerlendirdi.

İpek Cem: Sayın Amr Musa, Arap Birliği Genel Sekreterliği'ne başladığınızdan bu yana, Arap dünyasında, Arabistan'da ve bağlantılı ülkelerde birçok önemli olay meydana geldi. Irak'taki savaş, Yaser Arafat'ın ölümü, 11 Eylül ve Hariri suikasti bunlardan birkaçı. Bir karşılaştırma yapmamız gerekirse, 2001'den bugüne neler değişti? Ne gibi zorluklarla karşı karşıyasınız?

Amr Musa: Bildiğiniz gibi dünya 21'inci yüzyıla bir dizi sorunla girdi. Uluslararası sorunlar, bölgesel sorunlar... Gittikçe de sorunlar artıyor, özellikle de bu bölgede. Hem sadece bu bölgede de değil, Akdeniz ülkelerinde, Afrika'da, Asya'da... Hepimiz sorunlar yaşıyoruz. Bu tarz politik durumlar içinde yaşamak hiç kolay değil. Ancak bu tarz zorluklar, kuruluşun gücünü arttırdı, çünkü sorumluluklarımızı yerine getirmeliydik. Siyasi gündemin yanı sıra, ekonomik ve sosyal reformlar da ön plana çıktı. Arap Ligi, yeni yüzyıla ayak uydurmak durumundaydı. Dünya sürekli bir gelişim halinde. Sorumluluklarımızla birlikte yeni zorluklar da çıkıyor. Artık gündemimiz oldukça dolu. Yapmamız gerekenler sadece politikayla sınırlı değil, bir reform süreci var, ekonomik ve sosyal açıdan gelişmeliyiz.

İpek Cem: Reformdan bahsederken, yalnızca Arap Ligi'nin örgüt olarak reformundan değil, Arap ülkelerindeki reformdan bahsediyorsunuz değil mi?

Amr Musa: Evet, hem Arap dünyasındaki hem de Arap Ligi'ndeki reformlardan bahsediyoruz.

İpek Cem: Ama Arap dünyasındaki değişimler çok yavaş gerçekleşti. Diğer gelişmekte olan ülkelere baktığımızda, ekonomik açıdan çok büyük ve hızlı bir değişim geçirdiler. Ama Arap ülkelerinin bir çoğu bu tarz büyük bir değişim süreci geçirmedi. Sizce reform fikrinin Arap dünyasında yayılması için neye ihtiyaç var?

Amr Musa: Reform fikri, Arap dünyasında kök salmaya başladı bile. Ama size katılıyorum. Süreç biraz yavaş ilerliyor. Ancak şunu da söylemeliyim ki, Mısır'da, Filistin'de, Kuveyt'te, Irak'ta, Lübnan'da, Cezayir'de, Tunus'ta ardı ardına yapılan seçimler, Arap dünyasında demokratik bir sürecin, demokratik bir gelişimin başladığını gösteriyor. Arap dünyasında demokrasi gelişiyor. Siz de biliyorsunuz ki demokrasi bir olay değildir, bir süreçtir ve bu süreç de başladı. Arap dünyasındaki demokratik süreçten herhangi bir sapma olacağını sanmıyorum. Sadece demokrasi değil, aynı zamanda şeffaflık, ekonomik ve sosyal bir gelişme, kadın hakları, insan hakları da bu sürece dahil. Bence Arap dünyası, 5 yıl içinde hem demokratik süreç açısından, hem uluslar arasındaki şeffaflık, hem de sosyal ve ekonomik gelişim yönünden bambaşka bir yer haline gelecek.

Arap Ligi bünyesinde bu süreç daha hızlı ilerliyor. Bu ay, Arap Ligi, Arap Parlamentosu'nun ilk defa gerçekleşecek olan oturumuna ev sahipliği yapacak. Bu parlamentonun üyelerini bütün Arap ülkelerinin kendi ulusal parlamentoları seçiyor. Arap Ligi'nin tarihi oturumuna geldiklerinde parlamentoda kendi ülkelerinin isimleriyle oturmayacaklar. Alfabetik sıraya göre oturacaklar. Arap Parlamentosu üyeleri sıfatıyla orada oturacaklar, temsil ettikleri şey ülkeleri olmayacak. Bu durum ise kısa süre içinde gençliğe farklı politik görüşleri, örneğin liberal kanadı tanıtmamızı sağlayacak. Zaten üyelerin çoğu genç. Yeni parlamentoda kadınlar da temsil ediliyor. Bu, yepyeni bir durum. Sadece hükümet değil, parlamento üyeleri de bir araya gelip tartışacaklar. Toplantıdan sadece 2 ay sonra, Arap sivil toplum örgütlerine de bir toplantı çağrısı yapacağız. Onları da sisteme sokacağız. Hızlı bir şekilde hareket ediyoruz. Arap dünyasının gelecekte sahip olmak istediği ruha da hitap etmiş oluyoruz.

İpek Cem: Bazılarının bu gelişmeyle ilgili kuşkuları var. Yeterli demokrasi olmadan, Arap parlamentosunun yeterli olmayacağını düşünüyorlar. Tabii ki yine de büyük bir adım. Bu tarz şüphelere vereceğiniz yanıt nedir?

Amr Musa: İlk adımı atmamız gerekiyor. Ne kadar çabuk olursa o kadar iyi. Parlamentomuz var, parlamenterlerimiz var. Tartışmalar yapılacak. Arap dünyasındaki tüm sorunlar ele alınacak ve bu sırada göz önünde bulundurulacak tek şey, bölgede yayılan reform olacak. Bu tarz eleştirileri anlayabiliyorum. Ama yarısı dolu bir bardağı düşünürsek, ben bardağın dolu kısmını görüyorum. İşe başladık. Amacımız bu süreci devam ettirebilmek. İlerledikçe, her şey daha iyi olacak.

İpek Cem: Kuruluşunuza 22 ülke üye. Buna Filistin de dahil. Toplam nüfus 300 milyon kişi. Anlattıklarınızı dinledikçe, bu aşamaların Avrupa Birliği'nin kuruluşuyla paralellik taşıdığını farkettim. Bir noktada, ülkeler arası hareket, ekonomik sistem, politika belirlenmesi açısından daha büyük bir uyum sağlanabileceğini düşünüyor musunuz? Çünkü bunlar atılması zor adımlar.

Amr Musa: Evet bunlar zor adımlar. Ama imkansız değil. Aslında öncelikle parlamenterleri bir araya getirip, açık tartışma sürecine başlamalıyız. Bu parlamento sadece geçiş dönemi için oluşturuldu. 5 yıl içinde sistemle ilgili kararlar alınacak ve kalıcı parlamentonun nasıl olması gerektiği tartışılacak. Biz bu süreci başlatıyoruz. Zamanla ne şekilde geliştiğini göreceğiz. Fikrimce, Arap dünyasındaki reformun ne şekilde gelişeceğine dair sonuçlar çıkacaktır. Sadece Arap Ligi ülkelerinde değil, bütün Arap dünyasındaki reformlardan bahsediyorum. Dediğiniz gibi, 300 milyonluk bir nüfusumuz var ve 300 milyon kişinin de artık umudu var. Farklı ve daha iyi bir gelecek hayali kuruyorlar. Bölgede iyi yönde bir gelişim olmasını bekliyorlar. Uluslararası sistemin bir parçası olmayı, yeni dünyanın yaşam tarzına uyum sağlamayı istiyorlar. Hükümet ve seçilmiş temsilciler olmadan bu işi başaramayız. İlk defa seçilme şansları olacak. Ama hükümet tarafından değil, parlamento tarafından seçilecekler. Daha ileri bir tarihte, umarım yakın bir tarihte, halk oylaması ile seçilecekler.

İpek Cem: Yani diyebiliriz ki, sadece hükümet ve Arap Ligi seviyesinde değil, Arap ülkelerinde vatandaş seviyesinde Arap parlementosu oluşumuna destek var.

Amr Musa: Size katılıyorum, evet.

İpek Cem: İyi şanslar dilerim. Amerika'nın Irak'a girmesine ve Orta Doğu'daki politikasına karşı olduğunuzu sıkça açıkladınız. Irak'ın şimdiki durumu, eskisinden daha karmaşık. Arap birliği olarak, Irak'ın durumuyla ilgili daha somut adımlar attığınızı görüyorum. Bize Irak politikanızdan ve durumun nasıl düzeltilebileceğiyle ilgili düşüncelerinizden bahseder misiniz?

Amr Musa: Öncelikle Irak'taki istikrarın yeniden tesis edilmesini istiyoruz. Irak, Arap Ligi'nin üye ülkelerinden biri, Arap dünyası için önemli bir ülke. İçinde bulunduğu durumu karmaşık olarak tabir ettiniz, ki size katılıyorum. Bu kelime durumu açıklıyor. Bu durumu çözmek ve dengeyi sağlayabilmek için, Iraklı tüm siyasi grupları buraya çağırdık. Amacımız, görüşmeler süresince durumu tekrar ele almak ve mümkün olursa Irak'taki farklı grupların bir anlaşmaya varmasını sağlamaktı. Bunu geçen ay Kahire'de gerçekleştirdik. Toplantıdan şaşırtıcı sonuçlar çıktı. Orada bulunanların çoğu, ilk defa bir araya geliyordu. Birlikte oturup önemli sorunları ve Irak'taki durumu tartıştılar. Ve bir platformda anlaşmaya vardılar. Politik süreci destekleme kararı aldılar. Peki bu politik süreç ne? İzlenmesi gereken belirli bir süreç var. Bu BM Güvenlik Konseyi'nin öngördüğü süreç. Seçim yapılır, anayasa hazırlanır, yeniden seçim olur, hükümet kurulur ve bu şekilde devam eder. Ama izlenmesi gereken bir yol daha var. Bu da Iraklılar'ın birbirleriyle olan ilişkisi. Bizce, Arap dünyasının düşüncesine göre, topluluklar arasında, dinler arasında, toplumlar arasındaki farklılıkları vurgulamak hiç sağlıklı değil. Yeni Irak, vatandaşlık üzerine kurulmalıdır. Orada bulunan herkes, Irak vatandaşıdır. Orada yaşayanların vardıkları anlaşmaya göre federal bir devlet olabilir ama Irak tek bir ülkedir, bölünmeler olmamalıdır. Böylelikle ilerleyebilirler. Aslında Irak oldukça zengin bir ülke ama bugün Irak'a gittiğinizde, Irak'ın nasıl harap olduğunu görürsünüz. Amaç bambaşka, yepyeni bir Irak kurmak. Saddam Hüseyin'in yarattığı Irak'tan daha farklı bir Irak kurmak. Ama bu yeni Irak özgür, istikrarlı ve Iraklılar'ın oybirliğine dayanan bir Irak olmalı. Biz bunun için uğraşıyoruz. Bu, izlenmesi gereken en önemli politik yoldur. Yeni Irak bu şekilde kurulacaktır.

İpek Cem: İslam'ın birleştirici olduğunu biliyoruz ama aynı zamanda Irak'ta mezhepler arasında farklılık yaratan bir rol oynadığını görüyoruz. Sizce Irak'ta neden böyle bir durum var? Türkiye olarak bizler de Irak'ın bütünlüğünün korunması taraftarıyız. Bu durum Amerika'nın Irak'a müdahalesiyle mi ilgili yoksa hep var mıydı? Bu dalgalanmayı durdurmanın bir yolu var mı?

Amr Musa: Bu dalgalanmayı durdurabiliriz. Onları bir araya getirebiliriz. Beraber oturup birbirlerini tanıyabilirler. Birbirleriyle iletişim kurabilirler. Konuyla ilgili Arap Ligi Konferansı'nın amaçlarından biri de, Irak'taki toplulukları bir araya getirmekti. Biliyorum, Irak'taki dengesizlik, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Bu yüzden de Dışişleri Bakanınız Abdullah Gül'ü Irak konferansına katılmaya davet ettim. Toplantılara katılıp farklı liderlerle konuşması için. Hepimiz yeni Irak'ın kuruluşunu bekliyoruz. Irak'taki farklı grupları bir araya getirmeden ve topluluklar ya da toplumlar, aralarındaki farklılıkları sona erdirmeden bu asla gerçekleşmez. Irak'taki bu çeşitlilik, zayıflık kaynağı yerine, bir güç kaynağı yaratmalıdır.

İpek Cem: Amerika Başkanı Bush, geçmişte, Irak'taki operasyonla ilgili yanlış bir karara varılmış olabileceğini, yanlış bilgi kullanılmış olabileceğini açıkladı. Arap Ligi genel sekreteri, bir Mısırlı ve Arap lideri olarak, bunu duyduğunuzda aldatıldığınızı düşündünüz mü?

Amr Musa: Bunu başından beri biliyorduk. Çok fazla yanlış bilgilendirme yapıldı. Bu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bünyesinde de biliniyordu. Hans Blix de söylüyordu. Irak'ta büyük kitle imha silahları yok. Irak'ta silah yok. Bunu biliyorduk. Bu yanlış bilgilerle, bir ortam hazırlandı. Ama artık bunu tarihe gömmeliyiz. Durumu nasıl düzelteceğimizi düşünmeliyiz. Bugün herkes Irak sorunuyla karşı karşıya ve bir uzlaşma sağlamak istiyorlar. Bizim amacımız ise Irak'ın bu karmaşık durumdan çıkmasını sağlamak. Bu çok önemli. Irak'a olumlu bir bakış açısıyla yaklaşarak destek ve yardımda bulunmalıyız. Size söyledim. İzlenecek iki tane siyasi yol var. Gelecek açısından uzlaşma sağlamak çok önemli. Temel olanı bu. Bize bu konuda yardım edecek her türlü politikaya açığız. Aradaki farklılıkları derinleştirecek politikalar ise yıkıcı olacaktır. Durdurmak için elimizden geleni yapmalıyız.

İpek Cem: Demeçlerinizde bölgede uyguladığınız politikadan bahsederken İsrail ve Filistin arasındaki çatışmanın adil bir çözüme ulaşması gerektiğini sıkça belirtiyorsunuz. Batıdaki ve Ortadoğu'daki birçok sorunun temelinde bu çatışmanın yattığını söylüyorsunuz. Sizin bu konuya bakış açınızı biliyorum. Arap İnsiyatifi'nden de haberim var. İsrail'de de değişim yaşanıyor, yeni bir siyasi parti kuruluyor. Sizce Arap İsrail çatışması ile ilgili herhangi bir olumlu adım atılabildi mi?

Amr Musa: Hayır, sanmıyorum. İsrail'in Gazze'den çekilmesi olumlu bir adım. Ama bu çok küçük bir adım. Şimdiye kadar İsrail'in temel politikasında ve barışa yönelme isteğinde herhangi bir değişiklik yaratmadı. Evet, olumlu bir adım. Ama hâlâ yeni yerleşim bölgelerinin ve duvarın inşa edildiğini görüyoruz. Filistin-İsrail arasındaki çatışmanın daha güvenli bir platforma taşındığını söyleyemeyiz. Şimdiye kadar sadece olumsuz gelişmeler gördük. Arap - İsrail çatışması, özellikle de Filistin'le olan çatışma, bölgedeki temel çatışmadır. Bu çatışma sona erdirilmezse, asla bir denge sağlanamayacaktır. Eğer Filistin ve İsrail sorunu bu şekilde devam ederse, bölgedeki dengeyi asla kuramayacağız demektir. Sorunuzun yanıtını vereyim. Evet bence Filistin sorunu, bir numaralı sorundur. Çözülmesi gereken ilk sorun budur. Arap dünyası olarak bizim, bölgedeki öneminizi ve Arap dünyasıyla olan özel ilişkilerinizi düşünerek sizin, Avrupalılar'ın ve özellikle de Amerika'nın görevidir. Adil bir sonuca varabilmek için adil bir politika izlemeliyiz.

İpek Cem: Sizce ideal senaryo nasıl gelişmeli? İsrail'in ve Arapların atması gereken adımlar nelerdir? Bence İsrail ve Arap devletleri arasında barışın sağlanması, bölgedeki dengenin kurulabilmesi açısından çok önemli. Ama elbette bunu söylemek ve eyleme geçirmek bambaşka şeyler.

Amr Musa: Biz, söylemenin ötesinde, bölgemizde yaşanan gerçeği dile getiriyoruz. Filistin sorunu, olduğu gibi bırakılır ve çözümlenmezse, hissedilen öfke ve hüsran daha da artacak. Bahsettiğim şey sadece hayali kurulan bir senaryo değil. Uygulamaya geçirilebilecek bir senaryodan bahsediyorum. Bu senaryoda temel olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uyularak hareket edilmesi, bölge barışının sağlanması ki bu Madrid'deki konferansta da konuşuldu. Filistinliler Filistin'deki siviller İsrail'e barış karşılığında neden toprak vermek zorunluluğunda olsunlar? Neden olsun? İsrail'in güvenliği anlayışa ve barışa dayanmalıdır. Nükleer silahlara, hegemonyaya ya da Arap topraklarını işgal etme planlarına değil. Eğer İsrail'in yaptığı işgal ve bölgedeki güvenlik karşıtı tehditleri sona ererse durmumuz oldukça düzelecektir. Bunun sonuçları Türkiye'yi de olumlu etkileyecektir. Hepimiz bu durumdan fayda sağlarız. Avrupa'nın ve Amerika'nın da faydasına olacaktır. Hala çözülememiş olan Filistin sorunun önümüzdeki yıllarda çok büyük dengesizliklere yol açacağı konusunda hemfikir olmalıyız ki bence zaten hepimiz böyle düşünüyoruz.

İpek Cem: Sizce 11 Eylül'den sonra insanların arap dünyasına bakışı çok mu değişti? Batılılar artık Müslüman toplumlara karşı daha mı temkinli yaklaşıyorlar?

Amr Musa: Evet, elbette. Ve Müslüman toplumlar da. 11 Eylül, iki tarafta da yoğun tepkilere yol açtı. Bu da sona ermeli. Biz batıya, Amerika'ya ya da Hristiyanlık'a düşman değiliz. Onlar da biz Arap ya da Müslümanız diye Araplığa ya da Müslümanlığa karşı değiller. Ama durum, iki taraftaki aşırı uçlar ve muhafazakar cepheler tarafından adeta zehirleniyor. Dünyada bir takım güçler var. Sadece Müslüman dünyasında değil, diğer bir takım güç sahibi bölgelerde de, bu aşırı uçlar, Arap ve Müslüman dünyayla Batı arasındaki çekişmenin artmasını istiyorlar. 11 Eylül'den önce de medeniyetler çatışması tarzında yönlendirmeler yapılıyordu. Soğuk savaş sırasında da durum böyleydi. Sonrasında bu durum daha da güçlendi. Artık sona ermeli. Birbirimize düşman olduğumuzu düşünerek hareket etmemeliyiz. Dost olduğumuzu ve birlikte yaşamamız gerektiği düşüncesini kabul etmeliyiz. Tüm bu aşırı uçlara karşı savaşmalıyız. Sadece Orta doğu'da olanlarla değil, Amerika'daki ve Avrupa'dakilerle de. Sorunun temeli, aşırı uçlardaki felsefelerin ve hareketlerin birbiriyle olan çatışmasıdır.

İpek Cem: Türkiye konusuna geri dönersek, Türkiye'nin Arap Ligi'yle ilişkisinde, Türkiye kendisini genellikle demokratik bir Müslüman ülke olarak model gösteriyor. Hem dini haklara saygı duyulan hem de insan haklarının korunduğu bir ülke. Arap dünyasına baktığınızda, Türkiye gerçekten model olarak mı gösteriliyor? Yoksa Türkiye'yle ilgili bir takım farklı düşünceler var mı?

Amr Musa: Söylemeliyim ki, Türkiye'yi gelişen, aktif ve enerji dolu bir toplum olmasından dolayı hepimiz takdir ediyoruz. Arapların büyük çoğunluğu, Türkiye'ye ve yarattığı modele saygı duyuyor. Ama bu model Türkiye'de işe yarıyor. Herhangi bir Arap ülkesinde işe yarar mı bilmem. Ama Türkiye'nin başardıkları bizim için bir model oluşturuyor.

İpek Cem: Teşekkür ederiz. Gördüğüm kadarıyla Arap Birliğinin dünya çapında farklı ülkelerde de temsilcilikleri var. Türkiye'de de bir temsilcilik kurmayı düşünüyor musunuz?

Amr Musa: Kesinlikle öyle yapılmalı. Ve gelecekte bunu yapmaya çalışacağım. Türkiye bizim için çok önemli bir ülke. Ve ilişkilerimiz, sadece ziyaretler açısından değil, her gün kurduğumuz ilişkiler de son derece önemli. Türkiye Dışişleri Bakanıyla Arap Ligi'nin yaptığı karşılıklı istişare ve görüşmeleri var. Karşılıklı ziyaretler yapılıyor. Bu yolu takip ediyoruz.

İpek Cem: Arap halkının, özellikle de çalışan genç kesimin hem dil kolaylığı hem de Arap ülkelerindeki bağlar sayesinde Arap ülkeleri arasında çok seyahat ettiklerini okumuştum. Farklı ülkelerde çalışabiliyorlar. Arap dünyasında sürekli bir hareket var. Bu da gelecek açısından olumlu olabilir. Sizce ülkeler arasında gitgide daha çok etkileşim oluyor mu?

Seyahatler, evlilikler ve hem orada hem burada çalışan insanlar sayesinde, karşılıklı etkileşim var. Okullarda benzer müfredatlar takip ediliyor. Kitaplar aynı, gazeteler aynı. Hatta televizyondaki filmler. Yani tüm Arap dünyasında çok büyük bir potansiyel var. Çok büyük. Ama geleceğe doğru birlikte hareket edebilmek için gerekli adımı atmalıyız. İzleyeceğimiz yola birlikte çıkmalıyız. Bunun için de öncelikle komşularımızla ve İslam dünyasının diğer üyeleriyle de ilişkilerimizi geliştirmeliyiz. Örneğin Türkiye'yle.

İpek Cem: Batıda da büyük bir Arap nüfusu bulunuyor. Özellikle Amerika'da, Avrupa'da. Siz bu gruplarla Arap Ligi arasında daha yakın bir ilişkiden söz etmişsiniz.

Amr Musa:
Söylemekle kalmadım. Bunu yapmaya başladık bile. Birbuçuk yıl önce Amerika'da çok büyük bir konferans yapıldı. Bir sonraki ise 4 ay içinde yapılacak. Arap kökenli Amerikan topluluklarını, Amerikalı temsilcileri, senatörleri, Amerikalı ve Arap iş adamlarını, Arap yetkilileri, başkanları, kralları hepsini bir araya getirdik. Çok başarılı bir konferans yapıldı. Amerika ile Arap dünyası arasındaki ilişkiler konuşuldu. Amerika, Arap dünyasının düşmanı değil. Araplar da Amerika'nın düşmanı değil. Ama Amerika'nın Ortadoğu ve Filistin'le ilgili politikası, bizimkinden çok farklı. Bu sorunların izlenen politikalarla ilgili olduğu konusunda anlaşırsak, oturup konuşur ve birbirimizi anlamaya çalışabiliriz. Böylece mevcut sorunlar, örneğin Filistin sorununu çözme konusunda adım atabiliriz. Geriye dönüp Irak'ın bağımsızlığı konusundan bahsedebiliriz.

İpek Cem: Bence sorun sadece politika değil. İnsanlar arasında da iletişim eksikliği var. Dünyadaki en önemli sorunlardan biri, terörizme karşı sürdürülen savaş, ki burada Mısır olarak siz de mağdur oldunuz. Ne yazık ki Türkiye de bunu yaşadı. Terörizme karşı savaşmak çok büyük bir iş. Sizce bu savaş kazanılabilir mi? Farklı ülkelerin, uluslararası kuruluşların bu konuda işbirliği yapması yeterli mi?

Amr Musa: Terörizme karşı yapılan savaş doğru bir adım. Ama bazı ülkeler, uyguladıkları bazı politikalarla, bu durumu çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışıyorlar. Fikirlerine uymayan herkesi terörist olarak nitelendiriyorlar. Ve bunu da başarıyorlar. Eğer tanımlamamız gerekirse, terörizm, toplumların dengesine, masumlara karşı yapılan bir suç hareketidir. Terörizm budur. Toplumlara, bireylere, masum insanlara karşı yapılan suçtur. Ama eğer "hayır sadece bu değil, işgal bölgelerinde İsrail ordusuna karşı yapılan her direniş terörizmdir" derseniz, bu doğru olmaz. Masum sivillerin korunması için alınacak tedbirlere ihtiyacımız var. Filistin'le İsrail arasında olanların yaşanmasını istemiyoruz. Sivil halka karşı terörist hareketler yapılmasını istemiyoruz. Ama terörizmin tanımı ve terörizm hareketi çok kötüye kullanıldı. Bir çok toplumda bununla ilgili soru işaretleri var. Her şey terörizm mi? Örneğin yoksulluk. Terörizm kadar önemli bir konu değil mi?

İpek Cem: Evet çok önemli bir sorun.

Amr Musa: Bu da çok önemli bir sorun. Ayrıca terörizmin en önemli sorun olduğu konusunda kesin bir yargı da olamaz. Örneğin Afrika'da yoksulluk var. AIDS sorunu var. Afrika için bunlar daha ciddi. Arap dünyası için topraklarının işgali daha ciddi bir sorun. Latin Amerika için sosyal ve ekonomik gelişme daha ciddi. Yani öncelik açısından kesin bir yargı yok ama hepimiz, doğru şekilde tanımlandığında, terörizmin ciddiyeti konusunda hemfikiriz. Ve hepimiz terörizmin karşısında durmalıyız. Ama tüm kötülüklerin kaynağı olarak terörizmi düşünmek, biraz abartılmış bir yaklaşım.

İpek Cem: Arap Ligi ve Avrupa Birliği arasında daha yakın ilişkiler öngörüyor musunuz?

Amr Musa:
Evet, şimdi de var. Afrika Birliği ile de var. Başka uluslararası kuruluşlarla da var. Bizimki bölgesel bir kuruluş. Ve bölgesel kuruluşlar, diğer büyük kuruluşlarla bir takım köprüler kurmalıdır. Özellikle politik sorunlarla, güvenlik sorunlarıyla ya da sosyal ve ekonomik gelişmeyle ilgili yardımlaşma çok önemli.

İpek Cem: Hariri suikastı gözlerin Suriye'ye çevrilmesine yol açtı. Kuruluşunuza üye iki Arap ülkesi bir şekilde çatışma içindeyse, Arap Ligi bu duruma nasıl yaklaşıyor?

Amr Musa: Bu konuyla ilgileniyoruz. Birkaç gün önce Beyrut'taydım. Irak ve Sudan gibi konuların yanı sıra, bu konuyla da yakından ilgileniyoruz.

İpek Cem: Peki ne yapıyorsunuz?

Amr Musa: Gündemimize öncelikli olarak aldık.

İpek Cem: Arap dünyasındaki İslamcıları sormak istiyorum. Arap dünyasındaki birçok hükümet, İslamcılara karşı çok temkinli davranıyor. Ancak İslamcı grupların Arap dünyasında halen etkin olduğunu biliyoruz. Bunu ne şekilde açıklıyorsunuz? Sizce batıya karşı tepkili olduklarından dolayı mı bu şekilde davranıyorlar. Bölgedeki dini haklarla insan hakları arasındaki dengenin nasıl kurulabileceğini düşünüyorsunuz?

Amr Musa: İnsan hakları ile dinin haklar birbirine zıt değildir.

İpek Cem: Konsept olarak değil.

Amr Musa: İslama dayalı ideolojilerin başarılı olmasının pek çok nedeni var. Birbirimize karşı değiliz. Biz, bir reform hareketinin ortasındayız. Ve demokrasi sayesinde sonuçlar seçmenlerin isteğini yansıtacak. Ama Arap dünyasında liberal kanat da çok güçlü.

İpek Cem: İslamcıları dengelemek açısından mı?

Amr Musa: Liberallerin, izledikleri politikayı temsil edebilmeleri ve muhafazakar kesimle denge sağlayabilmeleri için bir fırsat verilmeli. Hâlâ bir gelişim aşamasındayız, o son noktaya henüz ulaşmadık. Demokrasiyi temel alarak gelişmeye başladık. Demokrasi de toplumsal ve politik sorunları çözebilmemiz için bize yardımcı olacak. Arap dünyasında muhafazakarların yanı sıra, çok da güçlü bir liberal kanat var. Demokrasi ve değişim süreci ilerledikçe, muhafazakar kesimlerin yanı sıra liberallerin de gündemde yeri olacak.

İpek Cem: Sizi dinlerken Arap dünyasıyla ilgili çok iyimser bir izlenim edindim.

Amr Musa: İyimser yerine umut dolu diyelim.

İpek Cem: Ben de tam umut dolu diyecektim. Doğru yolda gidiyorum. Gelecekle ilgili umutlarınızı görebiliyorum. Ben de Müslüman bir kadınım ve ilgilendiğim bir konu da Arap Dünyasındaki kadınların konumu. Daha önce de kadınlarla ilgili düzenlemeler yapılması gerektiğinden bahsettiniz. Kadınların toplum hayatında ve ülkelerin gelişim sürecinde gerektiği kadar yer almadığını düşünüyoruz. Bu konudaki çalışmalarınız nedir? Çünkü bu durum sadece hükümetin politikasıyla ilgili değil, insanların toplanıp haklarını istemesiyle de ilgili. Arap dünyasında birçok kadın kuruluşu var. Farklı ülkelerde ortak çalışan kuruluşlar var mı?

Amr Musa: Evet, Bölgesel Arap Kadınlar Birliğimiz var. Kadın haklarını koruyor. Ama bilmenizi isterim ki, yeni oluşturulan Arap parlamentosunun aldığı kararlara göre, tüm delegasyonlarda kadınlar da yer alacak. Yani bu durumun farkındayız. Arap dünyasında kadının konumu bizim için önemli bir konu. Çok önemli bir konu. Reform ve modernleşmeyle ilgili Tunus zirvesinde sunulan belge, demokrasiden, insan haklarından ve kadın haklarından bahsediyordu. Kadın haklarıyla ilgili bir paragraf bulunuyordu. Yani durumun farkındayız ve bu konuyu bir an önce ve kararlı bir şekilde ele almalıyız.

İpek Cem: 2001'den beri Arap Ligi'ni yönetiyorsunuz. Öncesinde de 10 yıl boyunca Mısır'ın dış işleri bakanıydınız. Oldukça da popülerdiniz. Şunu sormak istiyorum; ülkenizde bu kadar sevildiğinize göre, Mısır siyaset sahnesine geri dönmeyi düşünür müsünüz?

Amr Musa: Bulunduğum konumdan dolayı, bu soruya cevap vermeyeceğim. Belki bir dahaki görüşmemizde size yanıt verebilirim.

 

Görüşme metinleri, orjinal bir metinden değil, sesli ve görüntülü televizyon röportajından deşifre edilerek yazılı hale getirilmiştir. İpek Cem ve NTV, işitme hatalarından, tercüme veya ses kayıplarından doğabilecek olası yanlışları engellemek için maksimum özen göstermektedir. Buna rağmen, deşifre ve tercümeden kaynaklanan anlam farkları ve hatalara rastlanması mümkün olabilir.