26 Aralık 2008
Anne-Marie Idrac

İpek Cem'in bir sonraki program konuğu Fransa Dış Ticaret Bakanı ve Avrupa'nın önde gelen kadın yöneticilerinden Anne-Marie Idrac. Bu özel söyleşide gündeme gelen konular arasında Türkiye-Fransa ilişkileri, iki ülke arasındaki ticaret, global ekonomik kriz ve Sarkozy yonetiminin öncelikleri yer alıyor.

İpek Cem: Bugünkü program konuğum, Fransa'nın dış ticaretten sorumlu devlet bakanı Anne-Marie Idrac. Dünyayı Yönetenler'e hoş geldiniz.

 

Anne-Marie Idrac: Teşekkür ederim.

 

İpek Cem: Resmi bir ziyaret için Türkiye'desiniz. Ziyaretinizin amacı, son zamanlarda avrupa birliği ve sayın cumhurbaşkanı nicolas sarkozy'nin verdiği bazı demeçler nedeniyle zarar gören Türkiye-Fransa arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri pekiştirmek. Türkiye'deki karşılamayı nasıl buldunuz?

 

Anne-Marie Idrac: Türkiye’deki temaslarım çok samimi ve dostça olduğu kadar, işlevsel ve etkiliydi de. Rakamlara baktığımızda, ülkeler arası ticari ilişkilerin önemini bilmenin şart olduğunu düşünüyorum. On milyar euro söz konusu ve ilişkilerimiz oldukça dinamik. Mevcut ekonomik zemine rağmen bu yılın başından bu yana ticari ilişkilerimiz de yüzde 120 oranında bir artış görüldü. Türkiye ile Fransa arasındaki ticaret ve yatırım çok dinamik. Siz de biliyorsunuz ki, Fransa Türkiye'deki ikinci en büyük sermaye sahibi ülke. Ülkenizde irili ufaklı 300 kadar şirketimiz mevcut. 70 bin türk vatandaşına iş imkanı sağlıyoruz. Aslında benim için daha da önemli olan, bahsettiğim bu fransız şirketlerin ülkenizdeki yatırımları arttırmayı planlıyor olmaları.

 

İpek Cem: 2008 yılı için iki ülke arasındaki dış ticaret hacminin 15 milyar euroya ulaşması bekleniyordu.

 

Anne-Marie Idrac: Bahsettiğiniz rakamı meslektaşım Sayın Tüzmen ile de paylaştım. Bence her iki taraf da 15 milyar euroluk toplam ticari hacme rahatlıkla ulaşabilir. İlginç olan karşılıklı ticaretimizin son derece dengeli olması. Gerçek şu ki, dengeler az da olsa fransız ihracatının lehinde. Ancak buna pozitif açıdan yaklaşmak da mümkün. Şu anda Türkiye teraziyi yeniden dengeleme aşamasında. İki ülke arasında, böyle karşılıklı ve dengeli bir ticari ilişki, pek alışılagelmiş değildir.

 

İpek Cem: İlişkilerin gelişmesi için iyi bir teşvik unsuru.

 

Anne-Marie Idrac: Evet, önemli bir teşvik unsuru.

 

İpek Cem: Peki iki ülke arasında hangi alanlarda ticaret daha yoğun? Farklı sektörler ön plana çıkıyor mu?

 

Anne-Marie Idrac: Fransız şirketler altyapı ve ulaşım alanlarıyla çok ilgili. Yine bu şirketler, tünel ve metro inşaatları uçak veya otobüs tedarikçiliği konularıyla ilgili. Örneğin İstanbul'daki metro, Alstom adında bir fransız şirketi tarafından inşa edildi. Bu alanlar önemli diyebilirim. Enerji sektörü de öyle. Büyük şirketlerin yanı sıra, kobilerin de çeşitli faaliyetlerinden bahsetmek mümkün. Üzerinde durduğumuz bir başka konu da yeni buluşlar. Örneğin her iki ülkeden de farklı yenilikçi alanlarda çalışan şirketler arasında bağlantı kurmak gerçekten önemli.

 

İpek Cem: Peki hangi iş kollarında, hangi sektörlerde bu yeni buluş ve yöntemler ön plana çıkıyor?

 

Anne-Marie Idrac: Verebileceğim en iyi örneklerden biri, yenilenebilir enerji alanı. Özellikle de güneş enerjisi ilgi alanlarımız arasında. Akdeniz bölgesindeki kirliliği azaltmaya ve bir güneş enerjisi santralı kurmaya yönelik planlarımız var. Bu planlar ülkenizin de ilgisini çekecektir.

 

İpek Cem: Türkiye'ye nükleer santral inşa edilmesi tartışmalı bir meseleydi ve ihaleye katılanlar arasında bir fransız şirketi de vardı. Bu konudaki görüşünüz nedir?

 

Anne-Marie Idrac: Biz, bu konunun uzmanlarımız tarafından görüşülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Hepimizin bildiği gibi, bu tür projeler uzun soluklu projelerdir. Bu da konu hakkında uzun süreli ve derin tartışmalar yapılmasını gerektirir.

 

İpek Cem: İki ülke arasında kökleri çok derine uzanan, uzun yıllardır devam eden ilişkiler mevcut. Ancak fransız hükümetinin, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliği konusundaki çekinceleri, Türkiye'de endişe konusu. Siyasi ilişkileri ülkeler arası ticaretten ayrı tutmak mümkün değil. Siyasi ilişkilerin gidişatından ticaret de etkilenir. Sizin Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği hakkında ne düşündüğünüzü merak ediyorum.

 

Anne-Marie Idrac: Bildiğiniz gibi Fransa'nın Avrupa Birliği başkanlık dönemi bu yılın sonunda bitiyor. Sayın Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy da bu konuda tarafsız ve olumlu olmak istediğini açıkça belirtmişti. Müzakerelerin teknik olarak iki yeni konuda yapılması gerekiyor: biri finansal konularda diğeri de medya alanında. Fransa olarak müzakerelerin devamı için üzerimize düşen görevi yerine getirdiğimize inanıyorum.

 

İpek Cem: Yeni müzakere başlıklarının görüşülmesini, Türkiye'nin birliğe tam üyeliği konusunda yol aldığı şeklinde yorumluyorsunuz.

 

Anne-Marie Idrac: Evet, tabii. Bu da bir yol ve herkes müzakerelerin oldukça uzun süreceğinin farkında. Bu yol da çok önemli. Reformların yapılış şeklinin Türkiye için önemli olduğu kanısındayım.

 

İpek Cem: 2008 yılının Mart ayında, ticaret bakanlığına getirildiniz. Geçen sürede küresel bir ekonomik krizin işaretlerini derinden hissetmeye başladık. Bu, çok ciddi bir sorun. 700 milyar dolarlık bir kurtarma planı harekete geçirildi. Günümüzde ülkelerin ekonomileri birbiriyle bağlantılı ve zincirleme krizler yaşanabiliyor. Siz Amerika'nın kurtarma planını ve Avrupa'daki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce yapılması gereken her şey yapıldı mı?

 

Anne-Marie Idrac: Burada önemli olan şu: tıpkı sorunlar gibi, bu sorunların çözümlerinin de, dediğiniz gibi küresel ve birbiriyle bağlantılı olmaları gerekir. Sorunlara küresel çözümler bulmak hem Avrupa'nın istediği, hem de Cumhurbaşkanımız Sarkozy'nin önemle üzerinde durduğu bir konu. Krizin herkesi etkileyecek genel bir ekonomik krize dönüşmesini engelleyecek küresel çözümler bulmak lazım. Bu küresel sorunun çözümüne hizmet edecek olansa yeni ve daha düzenli bir finansal sistem mimarisi yaratmaktır. Başbakanınız Erdoğan ve cumhurbaşkanımız Sarkozy'nin 3 kez buluşmasını önemli bir gelişme olarak görüyorum. Bir kere de G-20 zirvesinde görüştüler. Benim anladığım, ortak çözümler ve küresel bir finansal mimari yaratmak konusunda her ikisinin de benzer görüşlere sahip olduğu. Ancak bu hiç kimse için kolay olmayacak. Örneğin Fransa. Her ne kadar sağlam bir finansal sisteme sahip olsak da, malesef önümüzdeki bu dönem otomotiv ve inşaat sektörleri için oldukça zorlu geçeceğe benziyor. Bu konuda tüm Avrupa’yı kapsayacak ortak bir plan oluşturmayı umuyoruz. Tabii her ülke için farklı planlar olacak, çünkü her ülkenin bütçe durumu aynı değil. Her ülkede krizin vurduğu sektörler farklı. Yine de ortak bir itici güç olmalı. Bu da fransız hükümetinin ilgilendiği bir başka konu .

 

İpek Cem: Peki ekonomik krizle savaşmak için Fransa'da ne gibi önlemler alındı?

 

Anne-Marie Idrac: Temel olarak iki önlem alındı diyebilirim. İlk olarak, özellikle de başta kobiler olmak üzere tüm şirketlerdeki olası kredi daralmasını önlemek için finansal sisteme likidite enjekte edildi. Likiditenin çok büyük bir bölümü kobilere kaynak sağladı. Bir de diğer Avrupa ülkeleri ile ortak çalıştığımız ekonomik hususlar var, bu hususlardan bazılarıyla ilgili yol alındı. Özellikle de otomotiv sektörü ve çevre ile ilgili. Başlıklar ön plandaydı. Bu konular tüm Avrupa çapında da izleniyor.

 

İpek Cem: Siz Fransa'nın milyarlarca dolarlık iki önemli işletmesinin başındaydınız. Fransız devlet demiryolları ve Paris metrosunun yeniden yapılanmasını yönettiniz. Ulaştırma bakanlığı döneminde çevre konusu da gündemdeydi. Avrupa'nın ve özellikle de Fransa'nın çevreyle ilgili hedeflerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Anne-Marie Idrac: Bizim yürüttüğümüz politikanın önceliklerinden biri de çevre konusu, hükümetimizin üç önceliğinden biridir. Örneğin mecliste, iklim değişikliği hususunda birtakım kararlar alındı. Meslektaşım çevre bakanı Jean-Louıs Borloo'nun da katkılarıyla, bazı önlemler alınmasına karar verildi. Buna bina ve evlerin izolasyonu ve enerji tasarrufu gibi önlemler de dahil. Ancak bu konuda tıpkı diğer konular gibi küresel bir konu. Unutmayın ki hepimiz, 2012'den sonraki Kyoto müzakerelerine hazırlanıyoruz.

 

İpek Cem: Peki şimdiki sorumluluk alanınız olan dış ticaret bakanlığına dönersek, önceliklerinizi öğrenebilir miyim?

 

Anne-Marie Idrac: Önceliklerimden biri "küçük ve orta ölçekli şirketlerin daha fazla ihracat yapması konusunda yardımcı olmak. Çünkü büyük şirketlere yardım etmenin pek de anlamı kalmadı. Onların bu konularda birikmiş deneyim ve nitelikli insan kaynakları var. Hedeflerimden biri de, ihracat yapan küçük ve orta ölçekli şirket sayısının 10 bine ulaşması. Diğer bir önceliğim de bu şirketlerin yeni buluş ve yönetmleri kullanıyor olması. Bu da önemli. Kısacası ne kadar yenilikçi KOBİ'yi devreye sokabilir ve ihracata teşvik edersek ticaretimiz o kadar ilerler.

 

İpek Cem: Avrupa Birliği ülkeleri, uzun süreli bir refah döneminin ardından ekonomik durgunluğa girmeye başladı. Fransa da aynı durgunluktan nasibini alıyor. Avrupa Birliği ekonomik krizin gölgesinde bu sorunla mücadele etmek için ne gibi önlemler aldı? Zira bu durgunluk, uzun bir süre daha devam edeceğe benziyor.

 

Anne-Marie Idrac: Öncelikle finansal meseleleri doğru yönetmenin önemli olduğu kanısındayım. Krizi tetikleyen bir unsur da sisteme olan güvenin azalmasıydı. Bu durum çok tehlikeli çünkü örneğin bir banka ve müşterisi arasındaki güven eksikliği, olmaması gereken bir şey. İlk söyleyeceğim şey bu. Bu olduğunda krediler duruyor. İkincisiyse, her ülkenin kendi ekonomik önceliklerini netleştirmesi ve gerekli düzenlemleri yapması gerekiyor. Biz, Fransa'da reformlara ara vermeme kararı aldık. Bildiğiniz gibi Nicolas Sarkozy cumhurbaşkanı seçildiğinde her sektörde çeşitli düzenlemeleri, liberalleşmeleri ve yenilikleri de beraberinde getirmişti. Krizi atlatmaya başlar başlamaz, bu reformları uygulamaya devam edeceğiz.

 

İpek Cem: Sizin de aktardığınız üzere 2009 yılı Fransa'da "Türkiye yılı" olacak. Ne tür etkinlikler planlanıyor? Kampanyanın iki ülke arasındaki ticari ilişkilere nasıl bir katkısı olacak? Beklentilerinizi merak ediyorum.

 

Anne-Marie Idrac: Etkinlikler, sizin de dediğiniz gibi 2009 yılının ikinci yarısında yapılacak. Bu vesileyle, Türkiye'yi fransız halkına tanıtma fırsatının bulunmuş olması bence çok önemli. Etkinlikler hem kültürel, hem ekonomi alanında yapılacak. Sadece Paris'te değil, birkaç ilde birden düzenlenecek. Ve etkinliklere büyük şirketlerin yanı sıra,"küçük ve orta ölçekli şirketler" ve müzeler de katılacak. Bu etkinlik sayesinde fransız halkının Türkiye ile ilgili bilgisi ve duyarlılığı artacaktır. Bu etkinliklerin organizatörü önde gelen bir sigorta şirketi Axa'nın CEO'su Henri de Castries'dir. Kendisi Sayın Cumhurbaşkanı Sarkozy'e de yakın bir isim. Ben de çeşitli ekonomik etkinliklerin yapılmasını umut ediyorum. Etkinlik programının bir kısmını gördüm ve ilginç olacağını tahmin ediyorum. Çok ilgi çekeceğini tahmin ediyorum.

 

İpek Cem: Ticari ilişkiler söz konusu olduğunda, bu ilişkilerin arkasında genelde büyük şirketlerin olduğunu görüyoruz. Ancak sizde benim gözlemlediğim kobileri ön plana çıkarmaya çalışmanız. Bunlar işbirliği yapılması kolay şirketler. Küçük ve orta ölçekli şirketlerle büyük şirketler arasındaki dengeyi Türk-Fransız ticari ilişkileri açısından değerlendirebilir misiniz?

 

Anne-Marie Idrac: Doğal olarak pazarların geniş bir bölümüne hakim olan şirketler hep ünlü ve büyük şirketler oluyor. Ama bence, bu büyük şirketler ve küçük tedarikçi firmalar arasında önemli bağlar var. Küçük ve orta ölçekli şirketleri, hem büyük şirketlerle ortak iş yapma konusunda hem de kendi aralarındaki ortaklıkları ile ilgili olarak, teşvik ederek desteklememiz lazım. Mesela, açılımı "kalkınma ajansı" olan "AFD" , Türkiye'de faaliyet göstermek amacıyla bizimle birlikte Türkiye'ye gelen fransız kobilerine destek veriyor. İki ülke arasındaki iş hacmini geliştirmek için bu çok önemli. Yeni bir vizyon kazanılması bakımından da fayda sağlıyor. Aynı zamanda insan ve istihdam boyutuyla da önemli. Bu destekler yeni iş imkanlarının yaratılmasını, insanların birbiriyle iş yapmasını sağlıyor...

 

İpek Cem: Barack Obama'nın ABD başkanı olarak seçilmesinin hem siyasal hem de ekonomik bazı yansımalarının olması bekleniyor. Bir de halihazırda son derece derinlere inmiş bir ekonomik kriz mevcut. Sizce Obama’nın seçilmesi Atlantik ötesi ilişkileri politik ve ekonomik bağlamda nasıl etkiler?

 

Anne-Marie Idrac: Öncelikle, Obama'nın Amerika Birleşik Devletleri başkanı seçilmesinin, yenilenmenin sembolü olduğu kanısındayım. Tüm dünya, onun seçilmesinin sembolik bir politik devrim olduğunun farkında. Ben şu sıralar hayatımın üçte ikisini Fransa'nın dışında iş seyahatlerinde geçiriyorum ve gittiğim pek çok yerde böyle bir görüş hakim.

 

İpek Cem: Evet.

 

Anne-Marie Idrac: Yine de dünyanın değil sadece Amerika'nın başkanı olacak tabii. Ayrıca kendilerinin bir gündem oluşturması ve örneğin otomotiv sanayisi hakkında kararlar alınması için çok vakti olduğunu söyleyemeyiz. Hiç kimse ekonomik açıdan kötü durumda olan bir Amerika Birleşik Devletleri görmek istemez. Çünkü hepimizin de, şu veya bu şekilde amerikan ekonomisine ve tarım sektörünün en önemli ithalat ve ihracatçısı olan amerikan pazarına ihtiyacı var. ABD başkanı Obama'nın Şubat ayından sonra tam anlamıyla görevine başlaması için uzunca bir süre bekleyecek de olsak krizin aşılabileceğine dair kendimize güvenmemiz için birçok nedenimiz olduğunu düşünüyorum.

 

İpek Cem: Hayatınızın üçte ikisini seyahat ederek geçirdiğinizi söylediniz. Sizin hakkınızda araştırma yaparken, gittiğiniz ülkeleri incelemiştim. Bu ülkeler arasında Nijerya, Hindistan ve diğer pek çok...

 

Anne-Marie Idrac: Çin, Japonya, Fas, Lübnan, Gürcistan...

 

İpek Cem: Evet. Gürcistan şu aralar oldukça kritik bir ülke. Bu ülkelerin hepsi de daha çok yatırım, daha çok ticaret çekmenin peşinde. Ve hepsi de yönetmeliklerini, kanunlarını ve iş ilişkilerini bu doğrultuda düzenleme çabasında. Diğer gelişmekte olan ülkelerle kıyasladığımızda, Türkiye'nin oldukça büyük bir pazar olduğunu ve epey mesafe kat ettiğini görüyoruz. Bu anlamda Türkiye, sizce dış yatırım ve ticaret açısından hangi noktada?

 

Anne-Marie Idrac: Öncelikle Türkiye'nin coğrafi ve demografik konumunu unutmamak gerekiyor. Avrupa ülkelerine geldiğimizdei özellikle Fransa'da bir meseleyi tartışmak, karşındakini anlamak, yatırım yapmak ulaşılabilirlik açısından Türkiye avantajlı. Örneğin Çin'e nazaran Türkiye'ye seyahat etmek daha kolay. Röportajın başında da dediğimiz gibi, bizim 10 milyar Euro’luk bir ticaret hacmimiz var. Bu da Japonya ya da Kanada'yla mevcut ticaretimizden daha üst noktada. Önemli olan, sadece coğrafi olarak değil, düşünce yapısı olarak birbirine yakın olmaktır. Avrupa Birliği ve Türkiye arasında da yıllardan beri süregelen müzakereler ve gümrük briliği var. Türkiye'nin de benzer düşünce yapısında olmasının, benzer reformlar yapmasının ve benzer bir sisteme sahip olmasının önemli bir artı puan olduğunu düşünüyorum. Sıralama yapmak zor olsa da, Türkiye'nin iyi bir yeri olduğunu söyleyebilirim.

 

İpek Cem: Kadınların iş ve siyaset alanında en yüksek konumlara gelmesi Türkiye için de desteklediğimiz bir konu. Kadınlar çoğu zaman bulundukları mevkiye, bir erkeğe nazaran daha zor gelmiş olabiliyor. Sizin mesleki yolculuğunuz nasıl bir seyir izledi? Halkın gözünün önünde olmak ve bir kadın olarak bu denli sorumluluk taşımak zor oldu mu?

 

Anne-Marie Idrac: Açıkçası benim yolculuğum 40 yıldır devam ediyor. Çok kolay bir yolculuk olduğunu söyleyemem. Fransa'da kanunlar ve benzeri konularda oldukça şanslıyız. Kadınların yönetime katılması konusunda özellikle de genç kızların yönetimde eşitlik konularında sorun yaşamaması için elimden geleni yapıyorum. Aynı anda hem bir anne, hem de bir iş kadını olabilmeleri ne destek veriyor ve şahsi bir sorumluluk hissediyorum. Bunu da ilgili reformları destekleyerek yapıyorum.

 

İpek Cem: Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz.

 

 

Görüşme metinleri, orjinal bir metinden değil, sesli ve görüntülü televizyon röportajından deşifre edilerek yazılı hale getirilmiştir. İpek Cem ve NTV, işitme hatalarından, tercüme veya ses kayıplarından doğabilecek olası yanlışları engellemek için maksimum özen göstermektedir. Buna rağmen, deşifre ve tercümeden kaynaklanan anlam farkları ve hatalara rastlanması mümkün olabilir.