12 Haziran 2009
Anibal Cavaco Silva

İpek Cem'in bu haftaki konuğu, Portekiz Cumhurbaşkanı Anibal Cavaco Silva. 2006 yılında Portekiz Cumhurbaşkanı seçilen deneyimli devlet adamı Cavaco Silva, 10 yıl boyunca Portekiz'in başbakanlığını yaptı. Aynı zamanda ekonomi profesörü olan Cavaco Silva, Portekiz'in zorlu ve uzun geçen Avrupa Birliği'ne üyelik sürecini başarıyla yönlendiren siyasetçiler arasında yer alıyor. "Biz AB ülkelerine ödenmesi gereken bir fatura değil, aksine bir değer olduğumuzu gösterdik" diyen Cavaco Silva'nın bundan sonraki hedefi, Portekiz'i dünya düzeninde etkin ekonomik ve diplomatik rol oynayan bir ülke konumuna getirmek. Türkiye'yle kültürel ilişkilere önem veren ve Türkiye'nin uluslararası siyasi ve ekonomik potansiyeline inancını açıkça ifade eden Portekiz Cumhurbaşkanı Dünyayı Yönetenler'e iki ülke arasındaki bağları anlattı...

İpek Cem: Şu an Portekiz'in Lizbon kentindeyiz. Türkiye ve Portekiz arasındaki ilişkilerde son 10 yılda gelişmeler yaşandığını gözlemliyoruz. Türkiye ziyaretinizde hangi gündem maddeleri ön plana çıkıyor?

 

Anibal Cavaco Silva: Bu ziyaretle birlikte iki ülke arasındaki dostluk bağını daha da güçlendirmeyi hedefliyorum. İki ülke arasındaki politik ilişkiler mükemmel bir seyirde ilerliyor. Ticari ilişkiler de giderek gelişiyor, ancak bence hâlâ potansiyelinin hakkını verebilmiş değil. Daha çok gayret gösterebilir ve iki ülke arasındaki ekonomik, kültürel ve bilimsel ilişkileri güçlendirebiliriz. Benim de bu ziyaretteki temel amacım da bu.

 

İpek Cem: Özellikle işbirliği yapılmasını önereceğiniz belli başlı sektörler var mı?

 

Anibal Cavaco Silva: İş adamlarından oluşan aşağı yukarı 40 kişilik önemli bir delegasyon da benimle birlikte geliyor. Bu iş adamları Portekiz'de hizmet endüstrisi, turizm ve alt yapı gibi birçok konuda başı çekmektedir. Aynı zamanda dinamik, yurt dışıyla ticarî ilişkileri bulunan, dünyanın hemen her yerine ihracat yapan girişimciler bunlar. Şu ana dek bir şekilde hep Avrupa Birliği'ne, yani 500 milyon tüketicisi olan bu büyük pazara odaklandılar. Ancak artık diğer pazarlara da ilgi duyuyorlar ve Türkiye'ye yalnızca bir iç pazar olarak değil, aynı zamanda komşu ülkelere de ulaşabilecekleri bir platform gözüyle bakıyorlar. Ve her şeyden önemlisi, çok özel bir amaçları daha var ki, bu da Türk girişimcilerle yeni ortaklıklar kurmak. Portekiz kimi pazarlarda daha avantajlı konumda. Özellikle de Afrika'daki Angola ve Mozambik'te ve Güney Amerika'daki Brezilya'da Portekizce konuşulduğunu düşünürsek. Portekizli ve Türk girişimciler el ele verdiği takdirde çok güzel işlere imza atabilir.

 

İpek Cem: Anladığım kadarıyla iki ülke de birbirini bir geçiş kapısı olarak kullanacak.

 

Anibal Cavaco Silva: Evet.

 

İpek Cem: Böylece Türkiye, Türkçe konuşulan ülkelere ve Orta Doğu'ya, Portekiz de diğer coğrafyalara bir kapı aralamış olacak.

 

Anibal Cavaco Silva: Bir önceki sorunuzla bağlantılı bir konunun altını çizmeme izin verin. Hem Portekiz, hem de Türkiye diğer kültürlerle, kıtalarla ve önemli bölgelerle köprü kuran ülkelerdir. Portekiz Atlas Okyanusu'nun öteki tarafındaki Kuzey Amerika, Kanada, Latin Amerika ve Afrika'yla köprü kuruyor. Türkiye de Asya'yla ekonomik ve politik bağlara sahip. Kısacası iki ülke arasında benzerlikler var. Zor bir dönemde yaşıyoruz. Küresel bir ekonomik krizin içindeyiz. Bu krizin merkez üssü Amerika ile, etik kuralları, prensipleri ihlal eden, risk değerlendirmesi konularında hatalar yapan dünya bankaları oldu. Şu an mali piyasaları dengede tutmak oldukça önemli. Aynı zamanda yönetmelik ve denetim konularından verim alabilmek, bu mali piyasa ve finans kuruluşlarının görevleri konusunda şeffaflık sağlamak önceliklerimiz arasında olmalı. Türkiye bir G20 ülkesi. Londra'da alınan kararlara tepki gösterenler oldu. Ancak ben hepimizin güvene ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Güven, bugünlerde gerçek bir sorun. Vatandaşların güvenini, şirketlerin finansal piyasalara ve bankalara olan güvenini sağlamlaştırmak gerekiyor. Ancak bunu başarmak için birlikte çalışmalıyız. Bu da yalnızca G7 ülkelerinin değil, çok sayıda ülkenin iş birliği yapmasıyla mümkündür. G20'nin Çin, Brezilya, Güney Afrika ve Türkiye gibi ülkeleri kapsaması bu nedenle çok önemli. Kısacası doğru yöne gittiğimizi düşünüyorum. Ancak bu ekonomik krizin birkaç yılımızı daha işgal edeceği ve en fazla 2010'a kadar süreceği kanısındayım.

 

İpek Cem: Artık Amerika'yı idare eden yeni bir yönetim var. Bu da hem ekonomik politikaları, hem de transatlantik ilişkileri etkiliyor. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Obama'nın Avrupa Birliği ülkelerine yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Anibal Cavaco Silva: Başkan Obama, Avrupa Birliği ve Amerika arasındaki ilişkilere yeni bir soluk getirdi. Artık işbirliği için daha güçlü bir istek duyuyorlar. Avrupa'nın Amerika'ya, Amerika'nın da Avrupa'ya ihtiyacı var. İki taraf da aynı temel değer ve prensipleri benimsiyor: demokrasi, insan haklarına saygı ve hukukun üstünlüğü gibi. Ve terörle mücadele konusunda el ele vermeye hazırız. Bu nedenle Amerika'daki yeni yönetim sayesinde Avrupa Birliği ve Amerika arasındaki ilişkilerde bir takım gelişmeler sağlayacağımıza inanıyorum. Umarım bu taze kan, dünyanın diğer bölgelerinde de yayılır.

 

İpek Cem: Türkiye, Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde. Portekiz de yıllar önce aynı süreçten geçmiş ve bir takım sorun ve engellerle karşılaşmıştı. Portekiz'in üyelik sürecine baktığımızda, Fransa'nın üyeliğinize karşı çıktığını ve Avrupa Birliği'nin en fazla Pyrenees'e kadar açılması gerektiğini söylediğini görüyoruz. Siz bu iki ülkenin üyelik süreçleri arasında paralellik görüyor musunuz?

 

Anibal Cavaco Silva: Portekiz'in Avrupa Birliği'ne girmesi 7 yıl sürdü. Avrupa Birliği oldukça karmaşık bir kurum ve müzakerelerde konu edilen maddeleri gerçekleştirmek çok zordu. Öyle ki, bazı konularda son dakikada anlaşmaya varıldı. Hiç unutmuyorum, 1985 yılıydı. Türk halkı, Avrupa Birliği'ne tam üyelik için yapılan müzakerelerin daima zor olduğunu bilmeli. Bu, 27 ülkeyi kapsayan bir müzakereler silsilesi. Her bir devlet kendi isteklerini sıralayınca müzakere edilmesi gereken bir çok konu ortaya çıkıyor. Demek istediğim şudur ki, zorluklar yüzünden hayal kırıklığına uğramasınlar. Siz de çok iyi biliyorsunuz, Portekiz daima Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğini desteklemiştir. Çünkü Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye, Türkiye'nin de Avrupa Birliği'ne ihtiyacı var. Türkiye, Avrupa Birliği'nin daha da güçlü olması adına önemli katkılarda bulunabilecek bir ülke. Uluslar arası arenada güvenilir bir ülke. Stratejik konumu itibariyle, uluslar arası ilişkilerde oynayacağı rol de çok önemli. Bu nedenle Portekiz daima Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliğini desteklemiştir. Ama sizin de gördüğünüz gibi müzakereler biraz zaman alabiliyor. Ve bence bu gerekli de. Her iki taraf için de faydalı bir süreç. Çünkü her iki tarafın da uzlaşması gerekiyor. Hem Türkiye'nin, hem de diğer üye ülkelerin. Sizin müzakereleriniz 2005'de başladı. Portekiz'inki 1977'de başlayıp, 1986'da bitmişti.

 

İpek Cem: Bazı Avrupa'nın başkentlerinde, Avrupa Birliği'nin bu genişleme süreciyle ilgili olumsuz bir kamuoyu oluşmuş durumda. Çünkü Avrupa Birliği, Portekiz'in üyeliği döneminde daha çok birbirine bağlı küçük bir ülkeler kulübü gibiydi. Siz AB'nin bu genişleme sürecinde geri adım atması gerektiğini düşünüyor musunuz?

 

Anibal Cavaco Silva: Portekiz'in üyeliği zamanında bile bir takım olumsuz tepkiler vardı. Kimi çevreler Portekiz halkının kendi ülkelerine göç etmesinden ve buralarda sorun çıkarmasından endişe ediyordu. Ama böyle bir şey olmadı. Aksine, yurt dışında yaşayan pek çok Portekizli kendi ülkesine geri döndü. Çünkü birliğe üye olduktan sonra kendi ülkelerindeki ekonomik gelişmeden faydalanmak istediler. Şunu anlamalısınız: Avrupa Birliği'nde düşünceler konusunda çok büyük bir çeşitlilik söz konusu. Bu nedenle de Türkiye'nin bazı üye ülkelerin fikrini değiştirmesi ve tam üye olması hâlinde birliğin kazanacağı avantajlara yönelik bir takım sinyaller vermesi ve adımlar atması gerekiyor. Bu biraz da Türkiye'ye uzak ülkelerdeki kamuoyunun, Türkiye'nin de Portekiz gibi önemli bir değer olduğuna ikna edilmesine bağlı. Biz üye olmanın hem ekonomik, hem de demokrasinin dengelenmesi anlamında çok büyük faydasını gördük. Ancak Afrika'yla ve Latin Amerika'yla olan özel ilişkilerimiz gibi konularda da Avrupa Birliği'ne değer kattık. Bugün Avrupa Birliği Komisyonu'na Portekizli bir isim başkanlık yapıyor. Kendisi yıllarca benim Dış İşleri Bakanı'mdı. Hatta 2007 yılında yine Portekiz'in başkanlığının ikinci döneminde Avrupa Birliği-Afrika zirvesi düzenlendi. Avrupa Birliği ve Brezilya arasında stratejik ortaklık imzaladık. Kısacası diğer insanlarla ve kültürlerle olan ilişkilere Portekiz'in üslubunu da katmış olduk. Müzakereler sırasında da diğer ülkeleri, bizim sağlayacağımız avantajlar konusunda ikna etmeye çalıştık. Biz ödenmesi gereken bir fatura değil, bir değerdik. Ve Türk siyasetçilerin bu önemli husus üzerinde durmaları gerektiğini düşünüyorum.

 

İpek Cem: Kültürel bağlardan ve dış politikaya yeni bir bakış açısıyla yaklaşmaktan bahsettiniz. Türkiye'yi ve Orta Doğu'yla olan özel ilişkilerini göz önüne almak gerekirse, Orta Doğu sorunlu olduğu kadar, pek çok imkân da sunan bir bölge. Bunun, biraz da Avrupa Birliği'nin bu yeni topraklarda, dünya sahnesine adım atan bu yeni bölgelerde nasıl bir siyasi rol oynamak istediğiyle de bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Amerika'yla kıyasladığımızda, Avrupa Birliği'nin bu alanlarda aktif olmadığını görüyoruz. Bu görüşe katılıyor musunuz?

 

Anibal Cavaco Silva: Şahsi kanaatime göre, Avrupa Birliği'nin Orta Doğu'ya daha fazla önem vermesi gerekiyor. Çünkü burada söz konusu olan komşu bölgeler. Orada yaşanan her şey, Avrupa Birliği'nin sunduğu yaşam tarzını da etkiliyor. Demek istediğim, bu, cevabını yalnızca Amerika'dan alabileceğimiz bir soru değil. Daha katılımcı olmalıyız. Avrupa Birliği'nin, Orta Doğu'nun gelecekteki barış süreciyle, geçmişte olduğundan daha çok ilgileneceğinden eminim. Ancak Türkiye'nin de bu anlamda kilit rol oynadığını görüyoruz. Örneğin Suriye, İsrail ve Filistin gibi ülkelerle kurulacak diyaloglar için gerekli koşulları sağlıyor. Kısacası Türkiye'nin de üzerine düşen bir takım roller var. Portekiz-Türkiye arasındaki kültürel ilişkilerin büyük önemi var. Üniversiteler arası ilişkiler daha da geliştirilecek. Şimdiden bir takım temaslara geçtik. Örneğin Türkiye ziyaretimizde Ankara Üniversitesi'ne gidildi. Ben de Boğaziçi Üniversitesi'nde "Portekiz'in Avrupa Birliği'ndeki deneyimleri" konulu bir konferans verdim. Bunun yanı sıra Lizbon'la ilgili bir serginin de Sabancı Müzesi'nde açılışını yaptım. Bu sergide Lizbon'un İstanbul'dan çok da farklı olmadığını göreceksiniz. Bunun dışında geleneksel müziğimiz olan Fado müziğiyle ilgili bir konser verilecek. Konuya dönmek gerekirse, Avrupa Birliği ve Türkiye'nin barış, istikrar, gıda güvenliği ve yapılacak çeşitli girişimler konusunda el ele vermesi gerektiği kanısındayım.

 

İpek Cem: Lizbon'da ve Portekiz'de çok sayıda Türk öğrenci var, değil mi?

 

Anibal Cavaco Silva: Hiç küçümsenmeyecek sayıda.

 

İpek Cem: Kaç kişi var?

 

Anibal Cavaco Silva: Portekiz'deki üniversitelerde uygulanan Erasmus programında 200 Türk öğrenci var. Kendilerini burada da misafir ederiz zaman zaman. Türkiye'nin geleceği olan Türk gençleriyle fikir alış verişinde bulunmanın faydalı olduğu kanaatindeyim.

 

İpek Cem: İstanbul, 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olacak. Bunun bir kısım Avrupalıların ülkemizin kültürel mirasıyla ilgili fikirlerini olumlu yönde değiştireceğini düşünüyoruz.

 

Anibal Cavaco Silva: Türkiye resmi ziyaretimiz sırasında İstanbul'a gitmemin bir sebebi de bu. Daha önce bir kez gitmiştim. Muhteşem bir şehir, kesinlikle çok keyif aldım. Akdeniz Bölgesi'ne turist olarak gitmiştim. Sahil boyunca Akdeniz'in sakin ve ılık sularında tekneyle gezmiştik. Ama İstanbul'daki tarihî anıtlar beni çok etkiledi. Ve insanlarının da Portekiz halkına benzemesi benim için çok şaşırtıcı olmuştu. Kısacası Türkiye'yle ilgili çok olumlu görüşlere sahibim. Bu nedenle de hem karım, hem de ben Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın daveti üzerine ülkenize resmî bir ziyarette bulunmaktan mutluluk duyduk. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde konuşma fırsatı bulacak olmam da benim için büyük bir onur.

 

İpek Cem: Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde önemli bir konuşma yaptınız. Sizce verdiğiniz en ön plandaki mesajlar hangileriydi?

 

Anibal Cavaco Silva: Sadece ekonomiden bahsetmedim. Bir Devlet Başkanı olarak meclise seslenirken, daha çok "politikacı" vasfımla konuştum. Sizin aklınızda bir ekonomi profesörü olarak yer etmiş olabilirim, ki bu doğru da, eğitimim sonunda profesör oldum. Ancak bunun dışında, Portekiz'in Avrupa Birliği'ne üye olduğu tarihten itibaren 10 yıl boyunca Başbakan'lık yaptım. Bu nedenle genel olarak dünyanın durumundan bahsetmek amacındaydım. Türkiye'nin dünyadaki rolünden, Portekiz ve Türkiye'nin daha iyi bir dünya için nasıl işbirliği yapabileceği önemli konular. Güvenlik, istikrar ve ekonomik gelişme ana başlıklardı. Şiddete, teröre, terör eylemlerine karşı nasıl birlikte çalışabileceğimizden ve ülkeler arasında kurulacak ortaklıkların önemi de giderek artmakta.

 

İpek Cem: Eski dünya düzeninde devletler savaşıyordu. Sonuçta düşmanızın kim olduğunu ve onların ne için savaştığını biliyordunuz. Ancak şimdi devletin müdahil olmadığı bir terör olayı söz konusu. Avrupa Birliği'nin teröre karşı geliştirdiği yeni yaklaşımlar var mı?

 

Anibal Cavaco Silva: Birlikte çalışmak ve sağlam bir istihbarat hizmeti sağlamak gerekiyor. Hiçbir ülke tek başına bu tip bir terörle başa çıkamaz. Bunun için birçok ülkenin gerçek bir işbirliği içine girmesi şart. Yalnızca Avrupa'daki ülkelerin değil, herkesin. Örneğin Afrika'daki ülkelerle de işbirliği yapmalıyız. Yasa dışı göç sorunumuz var. Bazı teröristler pekala Afrika'nın farklı ülkelerinden geliyor olabilir. Bu nedenle bu ülkelerle de el ele vermeliyiz. Çünkü terör olaylarının kökenine indiğinizde karşınıza yoksulluk çıkıyor. Bu nedenle bu ülkelerdeki gençlerin radikal kesimlerin etkisi altına girmesini önleyecek uygun koşulları yaratmalıyız. Orta Doğu'daki ülkelerle, Türkiye'yle, Kafkas ülkeleriyle ve Uzak Doğu'yla birlik olmamız gerekiyor. Bu küresel bir ortaklıkla çözümlenebilecek küresel bir sorundur.

 

İpek Cem: Afrika'yla aranızda geçmişten gelen tarihî bir bağ var. Dünyadaki pek çok insan, Afrika'yı bir bilinmez adeta "Pandora'nın Kutusu" olarak görüyor. Pek çok kalıplaşmış önyargı söz konusu. Daha güçlü olan Avrupa, imkânlarını geliştirmesi ve tehlikeleri bastırması için Afrika'ya nasıl yardım edebilir?

 

Anibal Cavaco Silva: Avrupa'nın Afrika'ya karşı bir sorumluluğu var. Afrika ve Avrupa Birliği arasında ortak bir strateji geliştirmek konusunda ısrar etmemizin sebebi de buydu. Bu, Portekiz'in Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı'nı yaptığı zaman zarfında da kabul edildi. Biz Portekizliler, Afrika'yı tanıyoruz. Yüzyıllardır o topraklardayız ve bugün bile eski sömürgelerimiz olan Angola, Mozambik ve Gine'yle mükemmel işleyen politik ilişkilere sahibiz. Sizden önce (Gine Biso) Gine-Bissau'nun Cumhurbaşkanı'nı kabul ettim. Hâlâ Güney Afrika'da yaşayan 300 bine yakın Portekizli vatandaşımız var. Kısacası Afrika'yı tanıyoruz. Bu kıtada Portekizce konuşan 5 ülke var. Türkiye'nin de Afrika'yla olan diplomatik ilişkilerini ilerletmek istediğini biliyoruz. Belki de ziyaretim sırasında bu konuda da konuşmamız faydalı olabilir. Orada 250 milyon insanın Portekizce konuştuğunu da hatırlatmak isterim. Afrika'da ya da Latin Amerika'da iş kurmak istiyorsanız, Portekizce bilmek zorundasınız. Ankara Üniversitesi'nde verilen Portekiz dili eğitiminin geliştirilecek olmasına da çok sevindim. Afrika gelecekte parlayacak olan bir yıldız. Demokrasisi öyle ya da böyle gelişiyor. Onlara yardımcı olmak için başarılı yöneticilerini desteklememiz gerekiyor. Ben iki yıl Mozambik'te yaşadım. Afrika'ya çok düşkünüm ve bu nedenle de daima Avrupa Birliği ve Afrika arasında güçlü bir ortaklık kurulmasından yanayım. Portekiz, Afrika'ya yardım edilmesi konusunda Avrupa Birliği'nde sesi en yüksek çıkanlardan ülkelerden biri olmuştur.

 

İpek Cem: Siz çok uzun seneler Portekiz'de, Avrupa'da politika yaptınız. 10 yıl boyunca Başbakanlık yaptınız, şimdi de Cumhurbaşkanısınız. Ayrıca akademisyensiniz. Uzun süre ara verip yeniden seçilmek bazı ülkelerde pek mümkün olmayan bir şeydir. Bunu nasıl başardınız?

 

Anibal Cavaco Silva: Ben politikaya hayatımı tamamen bir akademisyen olarak planlamadan önce atıldım. Doktoramı İngiltere'de yaptım. York Üniversitesi'nde Profesör olarak çalıştım. Portekiz'deki sınavlarımdan geçince de üniversitede Profesör olarak tam zamanlı çalışmaya başladım. Daha sonra Merkez Bankası Araştırma Birimi'ne müdür olarak atandım ve Maliye Bakanı oldum. 10 yıl Başbakanlık yaptıktan sonra da profesör olarak tekrar akademik hayatıma geri döndüm. Merkez Bankası'nın baş danışmanı olduğum dönemde bile. Politikayla uğraşırken, bir yandan da başka işler yapmak daima faydalıdır. Bu yüzden politika yaparken hep içim rahattı. Unvanınızı korumak için inanç ve düşüncelerinizi terk etmeniz gerekmiyor.

 

İpek Cem: Genelde politikacıların siyasete bağımlı olduğunu düşünürüz...

 

Anibal Cavaco Silva: Başka şeyler de yapabileceğimi biliyorum. Ekonomi Profesörü olmak ve Merkez Bankası'ndaki iş deneyimim politik hayatımda çok işime yaradı. Portekiz'in IMF konusundaki baş müzakerecisiydim. Tıpkı Türkiye gibi, Portekiz de IMF'yle stand-by anlaşması imzalamıştı. Ben de baş müzakereci olarak, ödeme dağılımımız konusunda bize destek olmaları için birkaç görüşmeye katılmıştım. Ama şimdi durum daha farklı, çünkü Portekiz IMF'nin kurucu üyesi. Bu nedenle de artık Avrupa para birliğine üyeyiz. Bu da bize mutluluk veriyor. Maastricht Anlaşması imzalandığında ben Başbakan'dım. Avrupa Para Birliği'nin kabul edildiği anlaşmanın imzalandığı oturuma ben başkanlık etmiştim. Bunun Portekiz ve Avrupa'nın tümü için çok olumlu olduğunu düşünüyorum.

 

İpek Cem: Bu noktada, bizi ağırladığınız için çok teşekkür ederiz.

 

Anibal Cavaco Silva: Benim için zevkti.

 

Görüşme metinleri, orjinal bir metinden değil, sesli ve görüntülü televizyon röportajından deşifre edilerek yazılı hale getirilmiştir. İpek Cem ve NTV, işitme hatalarından, tercüme veya ses kayıplarından doğabilecek olası yanlışları engellemek için maksimum özen göstermektedir. Buna rağmen, deşifre ve tercümeden kaynaklanan anlam farkları ve hatalara rastlanması mümkün olabilir.