4 Temmuz 2007
Linda Rottenberg

Dünyayı Yönetenler'de İpek Cem'in bu haftaki konuğu; Endeavor'ın kurucusu ve CEO'su Linda Rottenberg. Girişimciliği ve girişimcileri destekleyen uluslararası bir sivil toplum kuruluşu olan Endeavor çalışmalarına, aralarında Türkiye'nin de bulundugu gelişmekte olan ülkelerde devam ediyor. Time dergisi tarafından 21. yüzyılın en yenilikçi sivil toplum liderleri arasında gösterilen Rottenberg, programda İpek Cem'in girişimcilik, ekonomik kalkınma ve oluşturduğu yeni sivil toplum modeliyle ilgili sorularını yanıtladı.

İpek Cem: Bugünkü konuğum, Endeavor'ın kurucusu ve CEO'su Linda Rottenberg. Dünyayı Yönetenler'e hoş geldiniz.

 

Linda Rottenberg: Teşekkürler. Burada bulunmak benim için bir zevk.

 

İpek Cem: Time Dergisi sizi, 21. yüzyılın zirvedeki yenilikçilerinden biri olarak seçti. Endeavor'ın kuruluşunda ve sonrasında ortaya koyduğunuz bu yenilik neydi?

 

Linda Rottenberg: Endeavor'ı 10 yıl önce kurduk. Bugün 10. kuruluş yıldönümümüzü kutluyoruz. Böyle bir günde İstanbul'da bulunmak çok güzel. Ben Latin Amerika'da çalışıyordum ve özel yatırım fonlarıyla finanse edilen büyük altyapı projelerine harcanan paralarla piramidin alt kısmında mikro krediler arasında büyük bir uçurum olduğunu gördüm. Büyük bir fikri olan ve yüzlerce, hatta binlerce iş fırsatı yaratabilecek bir şirket kurmak isteyen genç bir insansanız, gidebileceğiniz hiçbir yer olmadığını gördüm. Dünyanın birçok yerinde, yeni gelişen piyasalarda, yeteneği olan ama bunu kullanmak için bir fırsatı olabileceğine inanmayan birçok genç var. Büyük fikirleri olan ve büyük etkiler yaratabilecek gençler var. Bu yüzden biz de "neden iki uç arasında bir şey yok" dedik. "Neden büyük etkiler yaratabilecek girişimcilere yardımcı olacak ve bu ekonomilerin akışını değiştirebilecek bir oluşum yok" dedik. Endeavor'ın kuruluş nedeni de buydu. Dünyanın çeşitli yerlerine yetenekler olduğunu ve ihtiyaç duyulan tek şeyin, bir katalizör olduğunu biliyorduk.

 

İpek Cem: Endeavor'un sermaye sağlamadığını biliyorum. Girişimcilere yardımcı olmak için hangi yollara başvuruyorsunuz? Çünkü girişimcilerin genellikle en çok ihtiyacı olan şey para oluyor.

 

Linda Rottenberg: Güzel bir soru...   Birçok insan Endeavor'ı "sermayesi olmayan risk sermayesi şirketi" olarak adlandırıyor. Biz kâr amacı gütmüyoruz; çünkü "güven"in bu tür işlerdeki en büyük eksiklik olduğunu düşünüyoruz. Dışarıda büyük miktarda para ve birçok harika fikir var. Ancak bunlar genellikle birbirlerini nasıl bulacaklarını bilmiyorlar. Endeavor olarak biz, bulunduğumuz ülkelerde yerel düzeydeki yönetim kurullarımızla ve yerel ağımız aracılığıyla çalışıyoruz. Uluslararası düzeydeki sermayeyi yerel düzeyde organize olmuş ve gelişmiş ağlarla birleştirmek, bizim için çok önemli. Bu yüzden bu ülkelerin her birinde kâr amacı gütmeyen örgütler kurduk ve bu örgütler içinde bulundukları ülkeleri tarayarak en parlak fikirleri, ilerleme potansiyeli olan ama desteğe ihtiyaç duyan insanları bulmaya çalışıyor. Bu insanların ihtiyaçları bazen sermaye yönünde oluyor; bazen de başka yönde oluyor. Bazen sadece bir sonraki aşamaya yükselmek için bir desteğe ihtiyaç duyuyorlar. Endeavor'ın yaptığı iş, girişimcilere bir "onaylanma" imkanı veriyor. Onlara, "Siz, etki alanı büyük bir girişimcisiniz" diyoruz.  Böylece girişimci olarak New York'ta veya Silikon Vadisinde olsanız bile birdenbire çalıştığınız banka veya başvurduğunuz risk sermayesi şirketiniz size farklı yaklaşıyor. "Siz bir Endeavor girişimcisiniz ve onay belgeniz var. Bu yüzden de size yardımcı olacağız" diyorlar. Ama burada yine çok ilginç olan bir şey var: 10 yıldır bu alanda çalışıyoruz. 15.000'den fazla şirketi inceledik; bunun sonucunda 256 girişimciyle ve yaklaşık 160 şirketle çalıştık... ve insanların bir sonraki aşamaya geçmelerini engelleyen şeyin genellikle sermaye olmadığını; ama bunun yerine "Hey, durun bir dakika... o yapıyorsa ben de yapabilirim" inancının eksikliği olduğunu gördük. Bizim için, rol modeli etkisini yaratmak çok önemli bir anahtar. Bu yüzden Türkiye'de bulunmaktan çok memnunum. Üç gündür buradayım ve gerçekten inanılmaz girişimcilerle tanıştım. Birkaç ay sonra veya birkaç yıl sonra onların hikayelerini anlatmak için sabırsızlanıyorum.

 

İpek Cem: Birazdan o konuya da geleceğiz ama önce bir şey sormak istiyorum. Siz kendiniz de bir girişimcisiniz ve 10 yıl önce Endeavor'ı kurdunuz. Bu başlangıçta oldukça zorlu geçmiş. Ama sonra kurumunuz birdenbire gelişti. Başlangıç aşamasından daha oturmuş bir organizasyona geçişiniz nasıl oldu?

 

Linda Rottenberg: Ailem de dahil olmak üzere çevremdeki herkes başta çok şaşırdı. Annem de, babam da kendi ailelerinde ilk dört yıllık üniversite eğitimi alan kişilermiş. Biliyorsunuz Amerika'da kabiliyetlerinizle yükselebiliyorsunuz. Harvard Üniversitesini ve sonra da Yale Hukuk Fakültesini bitirmiştim. İyi bir kariyerim vardı. Aileme kar amacı gütmeyen bir organizasyon kuracağımı söyledim. Ailem benim delirdiğimi düşündü adeta.  "Aldığı bu kadar eğitimle bunu mu yapacak?" dediler. Herkes de aynı şeyi söyledi. Ben girişimcilere her zaman için şunu söylerim: "Başlangıçta insanlar sizin deli olduğunuzu düşünmüyorsa, belki de yeterince büyük düşünmüyorsunuz demektir." Ben bunu motive edici bir güç olarak kabul ettim. Her zaman için hikayelere ve girişimcileri bulduğumuzda, girişimin kendi hikayesini kendisinin anlatacağına inanıyorum. Bu insanların ülke ekonomilerini hep ileriye taşıdıklarına inanıyoruz. Değişime açıklar ve insanların yaşamlarını değiştirmeye inanıyorlar. Çalışanlarına sermayelerinden pay vermeye inanıyorlar. Toplumla yakından ilgileniyorlar. Özellikle Latin Amerika'da çok zorlandık. İş dünyası liderleri pek de olumlu bir şöhrete sahip değildi. Sadece kendileri için para kazanmaya çalışıyor gibi görünüyorlardı. İnsanlara iş dünyasının iyi yönlerini de göstermek istiyorduk. Topluma katkıda bulunduklarını ve toplumla yakından ilgilendiklerini göstermek istiyorduk. Bir süre sonra sonuçlar elde etmeye başladık. İnsanlar artık başarı hikayelerini dinliyordu.

 

İpek Cem: Endeavor, ilk olarak hangi ülkelerde kuruldu?

 

Linda Rottenberg: Şili'de ve Arjantin'de başladık.

 

İpek Cem: Bugün global düzeyde yoksulluktan söz ediyoruz. Aslında, iş alanları yaratmak, yoksulluğu ortadan kaldırmaya yarıyor.  Yoksullukla mücadelenin başka yollarıyla karşılaştırdığınızda, Endeavor gibi bir girişimin farkı nedir?

 

Linda Rottenberg: Bu, gerçekten çok önemli bir soru. Endeavor'ın var olmasının anafikrini oluşturmaktadır; ve yoksullukla mücadele gündemi için ve bir zenginlik yaratımı ve iş yaratımı platformu için çalışmaya inanmamızın nedeni de budur. Endeavor olarak 10 yıl içinde 15.000'den fazla girişimciyi inceledik ve biraz önce de söylediğim gibi 160 şirketten 257 girişimci seçtik. Bu girişimciler 76.000'den fazla yeni istihdam yarattı. Ortalamaya bakıldığında, asgari ücretin 10 katı fazla ücret ödedi. Yani bu işler, gerçekten değeri yüksek işlerdi ve geçen yıl toplamda 1.7 milyar dolar gelire yaratıldı. Burada ilginç olan bir durum da bu girişimcilerin bir rol modeli etkisi yaratmış olmaları. Girişimciler sadece iş imkanı yaratmakla kalmadı; ama aynı zamanda birçok insanı kendi şirketlerini kurmaya özendirdiler. İstatistikler gösteriyor ki, yeni gelişmekte olan pazarlarda kurulan yeni şirketlerin çoğu iki kişilik yeni iş yaratıyor. Ama bizim girişimcilerimiz, ortalama olarak, 214 yeni iş imkanı yaratıyor. Destek verdiğimiz girişimcilerin %96'sı bugün hâlâ faaliyet gösteriyor. Bu, girişimcilerimizin sadece iş imkanı yaratmadığı ama aynı zamanda bu iş imkanlarının varlığını sürdürmesine yardım ettiği anlamına geliyor. Bence mikro-kredi düzeyinde ve piramidin en alt seviyesinde gerçekleştirilen çalışmalarda alkışlanmaya değer. Dünyanın çeşitli yerlerinde, ister Afrika'da, ister Latin Amerika'da, ister Orta Doğu'da olsun, konuştuğum insanlar bana şöyle diyor. "Bekleyin biraz... Biz de istiyoruz. Biz sadece mikro-kredi istemiyoruz; büyük fikirler, kapsamlı krediler, girişim sermayeleri ve bir sonraki aşamaya geçmemiz için bizi gerçekten destekleyecek insanlara da ihtiyacımız var. Yüzlerce, hatta binlerce iş imkanı yaratan insanların ve büyük fikirlerin gerçeğe dönüşebileceğini gösteren insanların, ülkelerinin ekonomik iklimi üzerinde olduğu kadar toplumsal değişim üzerinde de büyük etki sahibi olduklarına inanıyoruz.

 

İpek Cem: Bir yıldır Türkiye'de de faaliyet gösteriyorsunuz. Bu yılki girişimci seçmelerinizi de yaptınız. 10 yıldan uzun bir süredir farklı ülkelerden girişimcileri inceliyorsunuz. Türk girişimcileri diğer ülkelerle karşılaştırdığınızda nasıl bir değerlerdirme yapıyorsunuz?

 

Linda Rottenberg: Öncelikle bu işe Latin Amerika'da başladığımızı ama hep bu işi Türkiye'ye getirmeyi hayal ettiğimi söylememe izin verin. 1990'da, üniversiteden sonra buraya gelmiştim. Üniversitedeki en yakın arkadaşlarımdan biri olan İnci Yalman beni buraya getirmişti ve burada harika insanlarla tanışmıştım. Bu ülkenin temelinde girişimciliğin olduğunu düşünmüştüm. Londra'da veya New York'ta da Türkiye'ye döndüklerinde aynı fırsatları bulamayacaklarını düşünen çok sayıda Türk tanıyorum. Bulduğumuz girişimcilerden biri, 15 yıl Silikon Vadisinde çalışan AirTies'ı kuran Bülent Çelebi'ydi. Bugünlerde artık Hintli bilgisayar mühendislerinin Hindistan'a dönmesine çok sık tanık oluyoruz. Ama Silikon Vadisindeki bir Türk girişimcinin "İstanbul'a dönüyorum" demesi pek de duyulmamış bir şeydi. Herkes ona "Başarısızlığa uğrayıp geri döndüğünde yine görüşürüz" demişti.

 

İpek Cem: Çünkü Silikon Vadisi'nde işleri yolunda gidiyordu.

 

Linda Rottenberg: Başarılıydı. Peki o platformu neden terk etmişti. Bu, gerçekten inanılmaz bir durumdu. Kablosuz iletişim çözümleri sunan AirTies bugün 25 milyon dolardan daha fazla gelir elde ediyor. Şirketin gelirleri her geçen gün daha da büyüyor. Üstelik Yunanistan'da da bu işe girdi. Şimdi Mısır'a gitmek ve Balkanlara yayılmak istiyor. Yaptığı işler gerçekten inanılmaz, hem kendisi artık Silikon Vadisinden mühendisleri buraya getiriyor. Burada tersine bir beyin göçünün örneğini görebiliriz. Türkiye'de ileri teknoloji ürünü çözümleri kullanan o kadar çok sayıda girişimci gördük ki, bu da şunu anlatıyor: "Bu artık sadece Boston'da, Silikon Vadisinde ve hatta Hindistan'da gerçekleşen bir olay değil. Türkiye'de de hızlı bir büyüme yaşanıyor ve ileri teknoloji ürünü çözümler bulunuyor." Ancak bu arada kaynağını Sivas'tan ve Rize'den alan inanılmaz girişimcilik hikayeleri dinledik. Endeavor Türkiye'ye çay, et, gözle ilgili teknolojiler, sağlık hizmetleri ve zanaatkarlık alanlarında inanılmaz girişimciler başvuru yaptı. Girişimcilikten söz ederken, bunun sadece ileri teknoloji ürünleriyle ilgili olmaması, beni heyecanlandırıyor. Girişimcilik aynı zamanda bir sanayi kolunun işleyişini değiştirmektir; tıpkı Emre Mermer'in Dükkan'ı et işleme alanında veya Mustafa'nın Murpaçay şirketinin çay alanında yaptığı gibi. Geleneksel sanayi kolları tamamen değiştirmektedir ve bu sanayi kollarının işleyişi tam anlamıyla yeni baştan düşünülmeli. Ben de işin bu yönünü çok seviyorum. Yaşamın her alanından, farklı geçmişlere sahip, farklı alanlarda çalışan ama her zaman için bir ortak yanları bulunan girişimcileri görmek, çok güzel. Girişimcilerin gözünde her zaman için bir parıltı, bir tutku, bir azim görürsünüz. Kendilerine kartınızı verdiğinizde onlardan en azından 20 e-posta ve telefon alacağınızı bilirsiniz. Hepsi de bana şöyle der: "Linda, Endeavor Girişimcisi seçilip seçilmemem umurumda değil ama kartın bende var ve ben de seni sürekli arayacağım".

 

İpek Cem: Endeavor'la ilgili dikkatimi çeken konulardan biri gelişme sürecinde olan ülkelerde kurulması, diğeri de "büyük etki " yaratan girişimlere öncelik vermesi. "Girişimci"den farklı olarak "büyük etki sahibi girişimci"yi tanımlayabilir misiniz?

 

Linda Rottenberg: Neden size 'en iyi röportajcı' dediklerini şimdi anlıyorum. Biz, "büyük etki"yi birçok şekilde tanımlayabiliriz. Bence, bu, bir yanda iş imkanı yaratım gücüdür; bunu söylerken insanların yüzlerce ya da binlerce iş imkanı yaratabileceğini ve ekonomilerin de bunun üzerine kurulduğunu söylemek istiyorum. Bir de KOBİ'ler var. Bence bu da önemli bir alan. Girişimcilerimizin toplamda 1.7 milyar dolar gelir elde ettiklerini biliyorsunuz. Ama girişimcilerimiz işlerine çok küçük ölçeklerden başlamıştı. Bu çok heyecan verici bir şey. Ama, bence, "büyük etki" aynı zamanda rol modeli etkisi açısından da ifade edilmeli. Ben, Amerika'da büyüdüm ve bu nedenle örnek alabileceğim Apple'ın kurucusu Steve Jobs gibi insanlar vardı. İşe yeni başladığım sırada, Arjantin'de Apple şirketinin hikayesini anlatmıştım. Bir çocuk yanıma geldi ve şöyle dedi: "Linda, harika bir hikaye anlattın. Ama bunun benim hayatımla hiçbir ilgisi yok. Benim bir garajım bile yok". Bu yüzden insanların hikayelerini o hikayelerle ilgili olabilecek insanlara anlatmak, bence inanılmaz etkili oluyor. Çünkü bu, insanların düşünce biçimlerini değiştirmekle ve biraz daha büyük düşünmelerini sağlamakla ilgili. Geleneksel sektörlerin bile veya en basit ürünün bile değiştirilmesiyle ilgili olarak biraz önce söylediklerimi düşündüğümde, şunu söyleyebilirim: Bir iş farklı bir şekilde yapılabilirse, o zaman herkes 'ben neyi değiştirebilirim acaba?' diye düşünecektir ve bence etki gücü burada devreye girecektir. Son olarak, bizim iş dünyasındaki girişimcilere yardım eden ve kâr amacı gütmeyen bir organizasyon olmamız, insanların kâr amacı gütmeyen kuruluşlarla ilgili düşünce biçimini biraz olsun değiştiriyor. Daha önce de konuştuğumuz gibi, bu, insanlara küçük maddi yardımlar yapmanın ötesine geçiyor. Bu, enerjiyle, gençlikle, bir araya gelmekle ve "durun bir dakika; insanların bu ülkelerle ilgili düşünce tarzlarını değiştirebiliriz" demekle ilgilidir. Birkaç hafta önce Ürdün'deydim.

 

İpek Cem: Siz, Dünya Ekonomik Forumu'nda Orta Doğu Panelinin Eş Başkanıydınız ve bunun sizin üzerinizde ne kadar büyük bir etki yarattığını söylediniz. Ortadoğulu kadınlar erkeklerle aynı fırsatları yakalayamıyor. Bu konudaki gözlemleriniz neler?

 

Linda Rottenberg: Ne beklemem gerektiğini bilmiyordum. Panele davet edilmiştim. Oradaki tek Amerikalı bendim, tek kadın bendim ve panele katılanlar arasında 45 yaşının altındaki daha küçük olan tek katılımcı bendim. Panelde 1200 kişi vardı ve asıl heyecan verici olan şey, insanların gelecekten söz etmeleriydi. Güneş enerjisinden, geleceğe yatırım yapmaktan söz ediyorlardı. Kadınlar vardı, gençler vardı ve yeni sesler duyuluyordu. Tanıştığım kadınlar beni çok etkiledi. Siyasetteki, kültür alanındaki, çevre konusundaki ve iş dünyasındaki güçleri beni çok etkiledi. Aslında şöyle diyorladı: "Durun biraz... Bizim sadece spotların üzerimize çevrilmesine ihtiyacımız var, çünkü yüzeyin altında çok fazla şey oluyor. Gerçekten çok ama çok etkilendim ve asıl önemli olanın insanlara destek vermek olduğunu bir kez daha düşündüm. Rol modellerini bir kez gördüğünüzde, ki Türkiye gibi ülkelerde bu güce sahip birçok kadın olduğuna inanıyorum... Rol modellerini bir kez gördüğünüzde ve bu rol modellerinden birkaçına dikkati çekmeyi başardığınızda, bir değişim dalgası yaşanacaktır. Üstelik Amerika'da biz de bu noktaya tam gelemedik. Her zaman için şunu söylerim: "Fortune 500 listesindeki şirketlere bir bakalım. Biz kendimiz onlardan çok daha iyisini yapabiliriz". Örnek verirken söylediğim gibi... New York'tayken, Manhattan'ın ortasında cep telefonunuz 10 kez kesilir. Ama İstanbul'a geldiğinizde uçaktan iner inmez cep telefonunuz çalışmaya başlar. Büyük adımlarla ilerleyen teknolojilerden söz ederken söylediğim gibi, ben yeni gelişen piyasalara inanıyorum. Konu kadınlar olduğunda veya genç insanlar olduğunda gelişen ekonomilerin Amerika'yı geride bırakacak kadar büyük adımlar atabileceğine inanıyorum.

 

İpek Cem: Kalkınma konusuna dönersek, bunun çok büyük uluslararası kurumlarca ele alındığını görüyoruz. Bunlardan biri, sizin de işbirliği yaptığınız Dünya Bankası. Üstelik Dünya Bankası eski Başkanı Wolfensohn da Endeavor'un Yönetim Kurulunda yer alıyor. Endeavor gibi kurumlar, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma modelinde nasıl bir fark yaratıyor? Gelişmekte olan ülkelerden söz ederken, çok farklı örnekleri var bunun içinde.

 

Linda Rottenberg: Jim Wolfensohn, Yönetim Kurulumuzun bir üyesi. Ben onu daha çok bir girişimci olarak görüyorum. Bence Wolfensohn Dünya Bankasındaki görev süresi içinde, Dünya Bankasını girişimciliğe açmaya çalıştı. Kendisinin Yönetim Kurulumuzda yer almasından gurur duyuyoruz.  Harvard Business School 2002'de Endeavor'la ilgili bir rapor yazdı. Eğitmenlerden biri şunu söyledi: "Önümüzdeki 10 yıl içinde New York Times'da Endeavor'la ilgili olarak atılacak beş kelimelik bir manşet istiyorum." Ben de şöyle dedim: "Çok kolay: 'Endeavor, Dünya Bankasını yönetmeye başlıyor' ". Ama bunu henüz başaramadık.

 

İpek Cem: Biraz iddialısınız galiba...

 

Linda Rottenberg: İnsanlar "Belki biraz daha yükseği hedeflemelisiniz" diyor. Kalkınmayla ilgili bütün kuruluşların önemli bir role sahip olduklarına inanıyorum. Ama asıl önemlisi, yerel düzeyde ve küçük kuruluşların yürüttüğü çalışmaların daha hızlı işleyebileceğine inanıyorum. Özel sektörü kucaklıyoruz. Dünyanın dört bir yanındaki yönetim kurullarımızda yer alan bütün üyeler, özel sektörden geliyor. Bu, toplumsal değişimle ilgili bir konu ama söz konusu değişim farklı hızla ve farklı ölçülerle ve özel sektörün atılımcılığıyla da ivme kazanıyor. Bu yüzden ben hep sahada çalışmayı, bu büyük kuruluşlarla bir arada ama onların çerçevesi içine girmeden çalışmayı düşünmüşümdür. Böylece işleri daha hızlı ilerletebiliriz. Asıl gelişme en temel düzeyde, sahada gerçekleşiyor.
Sorunuzun ikinci bölümü gerçekten çok ilginçti. Ülkelerin seviyeleri ve gelişme düzeyleri farklıdır ve Endeavor şunu demektedir: "Uluslararası yardımdan uluslararası yatırıma geçmekte olan ülkeler aramaktayız". Bizim modelimiz aslında gelişmenin en temel seviyesinde yer alan ülkeler için uygun değildir. Bence temel sağlık, eğitim ve altyapı sistemlerine ve hatta mikro kredi modellerine sahip olmanız gerek. Türkiye gibi, Brezilya gibi ve hatta Hindistan ve Meksika gibi ülkeler en fazla gelişmiş ülkelerin bulunduğu seviyeye gelmek üzere ve bir kez daha bütün spotlar buradaki yatırımcıların olduğu kadar bu ülkelerin de üzerinde. Burada çok büyük yatırım imkanları bulunuyor ve bu nedenle en büyük risk sermayesi yatırımcılarını ve New York'un en tepedeki bankacılarını buraya getirebilmemiz ve bu en alt düzeyde var olan büyük yatırım imkanlarını gösterebilmemiz için elimizde fırsatlar var. Yatırımcılar ve bankacılar Türkiye'yi artık gelişmekte olan bir piyasa veya gelişmekte olan bir ülke olarak değil, aynı seviyede bir ülke olarak görüyor. Bizim yapmaya çalıştığımız şey de özel sektörün zaten güçlü olduğu ülkelerin üzerine spot ışıklarını tutmak ve bu ülkelerde bizim gördüğümüz bütün yetenekleri dünyaya göstermektir. Bunun sadece belli sayıdaki bazı ülkelerde gerçekleştiğine inanıyoruz.

 

İpek Cem: Diyelim ki ben Türkiye'den bir girişimciyim. Sizi nasıl bulacağım ve yine diyelim ki İngilizce bilmiyorum ama çok iyi bir girişimciyim. Uluslararası düzeyde çeşitli insanlarla bağlantıya geçmemi sağlayacağınız için dil bilmememin olumsuz bir etkisi olur mu? Bize bir girişimcinin Endeavor'a başvuru sürecini baştan  sona kadar anlatabilir misiniz?

 

Linda Rottenberg: Bütün ülkeyi taramaya çalışıyoruz. bu programı izleyen girişimcilerin yaptıkları işleri görmek isteriz. Medyada yer aldığımızda şunu dile getirmek istiyoruz: "Burada Endeavor başarılı girişimcileri arayan bir organizasyon. Büyük bir fikriniz varsa, nereye geleceğinizi biliyorsunuz". Her sektörden, Türkiye gibi bulunduğumuz ülkelerin her yöresinden girişimci arıyoruz. İngilizce bilmenin bir zorunluluk olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca, küresel düzeyde çeşitli insanlarla bağlantıya geçebilmeniz için kuruluşunuzdakilerden biri çevirilerinize yardımcı olaiblir ve bu da işleri kolaylaştırır. Türkiye'de harika bir yönetim kurulumuz var. Bölgesel ve yerel düzeyde girişimcilere danışmanlık yapacak arkadaşlarımız var. Önemli olan, bağlantı noktalarındaki insanları bulmaktır. Önemli olan büyük bir fikri olan ve bir şeyler başlatmış olan insanları bulmaktır. Genellikle sıfırdan başlayarak yeni iş fikirlerini kabul etmiyoruz. Genellikle gelir açısından belli bir düzeye ulaşan ve kendini kanıtlayabilen insanlarla çalışmak istiyoruz, ki böylece onların bir sonraki aşamaya adım atmalarını sağlayabiliriz.

 

İpek Cem: Çalışan sayısı konusunda veya işletme yaşı konusunda herhangi bir kısıtlamanız var mı?

 

Linda Rottenberg: Bu, gerçekten de girişimciye ve çalıştığı sektöre göre değişiyor. Seçtiğimiz girişimci şirketler dokuz aylık bir izleme sürecinden geçiyor... Ama bu süre içinde kendilerini şirketlerine değer verecek iş dünyasının zirvesindeki isimlerle tanıştırıyoruz. Girişimciler bize Endeavor'ın seçme mekanizmasını bir kenara bıraksalar bile, bütün bu sürecin gerçekten çok değerli olduğunu söylüyorlar. Ancak bir Endeavor Girişimcisi olduktan sonra, 12 ilâ 18 ay arasında değişen bir ihtiyaç değerlendirmesi sürecini takip ediyoruz. Bazı şirketler, sermayeye ihtiyaç duyuyor ve biz de onları bir road show'a çıkarıyoruz. Bazı durumlarda Amerika'nın en önemli iş idaresi fakültelerinden olan Standford ve Harvard gibi okullarda eğitim görmüş kişilerin, stratejik plan geliştirme süreçlerinde yardımcı olmak üzere yaz aylarında bu şirketlerde çalışmalarını sağlıyoruz. Bazı durumlarda, danışmanlık hizmeti veriyoruz; bazı durumlardaysa 'eniştemi işten nasıl uzaklaştırabilirim' gibi   konularda yardımcı oluyoruz. Bu nedenle, tamamen bir ihtiyaç değerlendirmesi yapıyoruz ve her konuda çok yüksek standartlar belirliyoruz. Her yıl girişimcilerimiz arasında bir araştırma yapıyoruz.

 

İpek Cem: Siz Endeavor'ı ilk önce Latin Amerika'da kurmuşsunuz. Latin Amerika'ya baktığınızda, dil açısından düşünürsek, her zaman ürününüzü komşu ülkelere pazarlama şansınız bulunuyor. Bir Endeavor şirketinin sadece yerel düzeyde çalışan bir şirket olmasını mı istersiniz? Yoksa Endeavor şirketleri başka ülkelerde de iş yapıyor mu? Türkiye için öngörünüz nedir?

 

Linda Rottenberg: Farklı kategorilerimiz bulunuyor. Muhtelemelen sadece ulusal düzeyde bir rol modeli olacak olan ama iş yaptıkları alanda çalışma biçimlerini değiştirebileceğine veya öteki insanları etkileyebileceğine inandığımız kişilere yerel yıldızlar düyoruz. Siz de sadece bir ulusal rol modeli olabilirsiniz. Ama şaşırtıcı bir şekilde, Türkiye'de Yunanistan'a gitmek isteyen, Mısır'a gitmek isteyen, Balkanlara veya başka bölgelere ve hatta Güney Afrika veya Brezilya'ya bile gitmek isteyen insanlar olduğunu gördüm. Bence ilginç olan konu, sınırların değişmekte olmasıdır. Latin Amerika buna iyi bir örnektir, çünkü bölgesel imkanlar bunmaktadır. Ama Brezilya'da İspanyolca değil, Portekizce konuşuluyor. Üstelik bir Arjantinli, Meksika'ya gitmek için Miami'den geçmek zorunda kalıyor. Ülkeler birbirine sanıldığı kadar yakın değil. Bütün bu farklılıklara rağmen aslında ortak noktaların çok fazla olduğunu görmek beni çok heyecanlandırıyor. Ama ülkeler arasındaki bu bağlantıları göstermeye başlayabilirsek, bu durum da gerçekten heyecan yaratacak. Türkiye'den bir yönetim kurulu üyemiz şöyle dedi: "Hindistan ürünlerinin ve hizmetlerinin dünya standartlarında olduğunu düşünüyorsunuz." "Ama ben burada, Türkiye'de dünya standartlarında birçok insan ve birçok ürün olduğunu biliyorum. Bunları dünyaya göstermek istiyorum. Bu işte küçük bir payım olabilirse, Endeavor'un bir ilerleme kaydedeceğini düşünüyorum."

 

İpek Cem: Bence bu enerjiyle ve bu hevesle, Türkiye'nin tanıtımına katkıda bulunabilirsiniz.

 

Linda Rottenberg: Bunu yapmayı çok isterim.

 

İpek Cem: Hindistan ve Mısır, Endeavor için yeni ülkeler. Bu ülkelerdeki aksiyon planınız nedir? 2007'de neler yapacaksınız?

 

Linda Rottenberg: 2007'de Mısır'da ilerleme kaydedeceğimizi düşünüyorum. Ama Hindistan'da biraz daha zaman alacak. Bunun nedeni, Hindistan'da bir milyon insan yaşıyor olmasıdır. Birçok insanın da söylediği gibi, Hindistan'ın aslında bir kıta olmasıdır. Orascom'dan Nagib Saweeris, Mısır'da bir yönetim kurulu oluşturmamıza ve kurul için üyeler yardım ediyor. Yeni bir ülkeye girerken, bizim aradığımız şey, yerel düzeydeki unsurlardır. Her zaman söylediğim gibi, biz talebe göre hareket ediyoruz. İnsanlara bu fikri zorla kabul ettirmek ve "Bakın! Sizin girişimciliğe ihtiyacınız var ve biz de bu yeteneği arıyoruz" demek istemiyoruz. Hayır! Bizim Endeavor olarak bir işleyiş modelimiz var ama bu modelin yerel düzeye indirilmesi gerekiyor. Her zaman anlattığım bir hikaye vardır. "Yerel olduğunu söylüyorsunuz ama bu yerel değil" diyenlere anlattığım bir hikaye vardır: Eşim Georgia eyaletinde Savannah şehrinden geliyor. Bir aile ziyareti için 4 Temmuzda Savannah'a gittik ve orada beni Sao Paulo'daki Wall Street Journal muhabiriyle tanıştırdılar. Muhabire benim Endeavor'un kurucusu ve CEO'su olduğumu söylediler. Muhabir bana baktı ve şöyle dedi: "Endeavor mı? Girişimcilere yardım eden şu büyük Brezilyalı organizasyon mu? New York'la ne ilgisi var?" Ben de Türkiye'ye veya Mısır'a geldiğim andan itibaren birisinin "New York'la ne ilgisi var? Anlamıyorum. Burası Türkiye." demesini bekliyorum.

 

İpek Cem: Geleceğe bakarsak... Doğu Avrupa'yı girişimcilik için bir olasılık olarak değerlendirecek misiniz?

 

Linda Rottenberg: Latin Amerika'da modele doğru şeklini vermek beş... hayır, yedi-sekiz yılımızı aldı ama artık dünyaya açılmanın zamanının geldiğini düşünüyoruz. Sözünü ettiğimiz bütün bu yerleri takip ediyoruz ve tabii ki Türkiye'yi de, Türkiye'deki başarının bize gerçekten yardımcı olacağını düşünüyoruz. Çünkü Türkiye ve Güney Afrika'daki örneklerin, Latin Amerika dışındaki ilk başarı örneklerimiz olduğunu düşünüyorum. Bir süredir insanların "bu harika bir fikir  ama belki de tek bir bölgede işe yarar" dediklerini biliyorum. Türkiye'nin başarısının Mısır'da, Hindistan'da, Rusya'da, Macaristan'da ve başka yerlerde yerleşmemize yardımcı olacağını bilmek harika bir şey. Bu fikrin bütün dünyada yankılanacağını düşünüyorum. Bu nedenle Türkiye'ye teşekkür etmek istiyorum.

 

İpek Cem: Bu arada küresel ısınma da dünyamız için önemli bir konu. Örneğin Endeavor'ın Türkiye'de seçtiği şirketlerden olan PetFor  plastik şişelerin geri dönüşümüyle uğraşıyor. Anladığım kadarıyla siz de bu alana ilgi gösteriyorsunuz. Çevre dostu girişimcilerin sayısında bir artış görüyor musunuz?

 

Linda Rottenberg: En sevdiğim hikayelerden biri, bir Brezilyalıyla ilgili. Adı Bento Koike'ydi ve Brezilya'ya göç eden Japonyalı bir aileden geliyordu. Rüzgar enerjisi türbinleri için bir rüzgar pervanesi teknolojisi geliştirdiğini öğrendik. Koike bugün 200 milyon dolarlık bir şirket sahibi. General Electric, rüzgar türbünleri için sadece onun pervanelerini kullanıyor ve Birleşik Devletler pazarının %70'ini elinde bulunduruyor. Rüzgar enerjisinde gerçekten önemli bir başarı.  Bence, güneş enerjisinde, biyo - dizel enerjide ve öteki yeni enerji kaynaklarında veya alternatif enerji kaynaklarında da benzer gelişmeler olacak. Bence gelişmekte olan pazarlarda gerçek bir fırsat bulunuyor. Ethanol konusunda neler yaşandığı görmek için Brezilya'ya bakarsanız, ülkenin bu alanda dünya liderleri çıkardığını görürsünüz. Bence girişimciliği sadece iş imkanı yaratımıyla ilişkilendirmemek gerek. Bence çevreyi koruyacak unsurlar da önemli. Richard Branson karbon emisyonunu azaltabilecek yeni şirketler bulmak için dünyanın çeşitli yerlerinde yarışmalar düzenliyor. Bundan daha iyi bir bileşim olabilir mi? Dünya standartlarındaki bu girişimcilerin alternatif enerji kaynaklarıyla ve çevre dostu teknolojileriyle ilgilendiğini görmek beni çok heyecanlandırıyor.

 

İpek Cem: Daha önce kadınlar ve iş dünyasından söz etmiştik. Girişimcilik açısından baktığınızda incelediğiniz şirketlerdeki başarılı girişimci kadınların sayısıyla ilgili ne söyleyebilirsiniz?

 

Linda Rottenberg: Girişimcilerimizin %20'sinin kadın olduğunu söyleyebilirim. Bu, istediğim kadar yüksek bir oran değil. Bence buradaki asıl iyi nokta teknolojinin çok önemli olmasıdır. Örneğin internetin kadınlara evlerinden çalışabilecekleri iş imkanları sağladığını düşünüyorum. Daha önce de konuştuğumuz gibi, kadınlar için çocuk sahibi olmak bir dönüm noktasıdır. Benim iki yaşında ikiz kızlarım var. Çocukları geride bırakarak uçağa binmek, seyahat edip işlerinizi yürütmek, aile ile işi bir arada götürmeye çalışmak çok zordur. Bence bu, bizim kuşağımızın yaşadığı bir zorluk ve bir önceki kuşaktan kadınlarla konuştuğumda onların seçim yapmak zorunda kaldığını gördüm. Ya ailelerini seçmişler ya da iş yapmayı. Şimdiki yükselen şirketlerin aileyle iş dünyasını birleştirmesi ve yine de işleri büyütmesine imkan tanıması gerçekten büyük fırsatlar sunuyor. Bence bizim kuşağımız bunu başaracak. Giderek daha fazla sayıda kadının şirket kuracağını umuyorum. Bence bu üzerinde durulması gereken bir konu. Bu, benim için kişisel bir görev ve ben bu kadınların sayısını %50 arttırmamız gerektiğini düşünüyorum. Bunun ne kadar zor olduğunu biliyorum ve bu gerçeğe saygı duyuyorum. Hepimizin de birer rol modeli aradığımızı düşünüyorum. Bunun, sezonun son programınız olduğunu biliyorum ve programın sonunda size şunu söylemek istiyorum: Bence siz de bir girişimcisiniz ve bu anlamda size teşekkür etmek istiyorum. Bu programın bir parçası olmak benim için bir ayrıcalıktı. başarılarınızın devamını diliyorum. Yaptığınız iş gerçekten çok özel ve çok önemli. Sizi tebrik etmek istiyorum.

 

İpek Cem: Teşekkürler... Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

 

Görüşme metinleri, orjinal bir metinden değil, sesli ve görüntülü televizyon röportajından deşifre edilerek yazılı hale getirilmiştir. İpek Cem ve NTV, işitme hatalarından, tercüme veya ses kayıplarından doğabilecek olası yanlışları engellemek için maksimum özen göstermektedir. Buna rağmen, deşifre ve tercümeden kaynaklanan anlam farkları ve hatalara rastlanması mümkün olabilir.