16 Kasım 2005
Mark Mobius

İpek Cem, hisse senedi piyasalarının Indiana Jones'u olarak tanınan Mobius-Templeton Gelişmekte Olan Piyasalar Grubu Başkanı Mark Mobius'la görüştü.
Mark Mobius MIT'de ekonomi ve politika dalında doktora yaptı. 70'li yıllarda Hong Kong'da kendi yatırım firmasını kurdu. Kore ve Tayland'da araştırmacı olarak çalıştı. Gelişen piyasalara ilk yatırım yapan fon yöneticilerinden biri. 1983-1986 yılları arasında Tayvan'ın en büyük yatırım şirketinde başkan olarak görev yaptı. 1987'de Templeton gelişen piyasalar bölümünün başına geçti.Yılın 200'den fazla gününü gelişen piyasalardaki fırsatları yakalamak için seyahat ederek geçiriyor. Yatırım rehberi niteliğindeki üç kitabın yazarı.

İpek Cem: Sayın Mark Mobius, yatırımcıların, gelişmekte olan piyasaları tanımasını sağladı. Aynı zamanda Templeton'ın Gelişmekte olan Piyasalar Grubu başkanı olarak 19 milyar dolarlık yatırım fonunu yönetiyor. Bu yatırımlar Çin'den Şili'ye, Güney Afrika'dan Türkiye'ye kadar çeşitli ülkelere yapılıyor. Franklin Templeton Grubu toplamda 400 milyar dolarlık fonu yönetiyor. Sayın Mobius, dünyanın dört bir yanında pek çok ofiste çalışıyorsunuz. 365 günün 250'sini seyahat ederek geçiriyorsunuz. Hâlâ bu kadar çok mu seyahat ediyorsunuz?

Mark Mobius: Evet, öyle. Hâlâ böyle sürüyor. Daha dün, Hong Kong'daydım. Beş gün önce Singapur'daydım. Yarından sonraki gün İngiltere'de, Londra ve başka şehirlerde olacağım. Bir hafta sonra ise Avusturya'da olacağım. Oradan Çin'e geçeceğim. Hayatım genelde böyle geçiyor.

İpek Cem: E-posta ve telefon gibi iletişim araçlarını kullanıyorsunuz ama bu arada yatırımlarınızı yakından, bire bir görmek için dünyayı gezmeye devam ediyorsunuz. Bu süregelen bir eğilim galiba.

Mark Mobius: Kesinlikle. Bizim için şirketleri bizzat ziyaret etmek çok önemli. Yöneticilerle konuşmak, durumlarına bakmak, fabrikalarını gezmek önemli. Küresel alanda neler olup bittiğini görmek gerek. Dünyayı gezerken aynı zamanda da yeni fikirler ediniyoruz, yeni gözlemler yapıyoruz. Yeni yatırım fikirleri edinmek çok iyi bir şey, çünkü yatırımlarımızın pek çok açıdan yaratıcı olması gerekiyor. Yalnızca rakamlara değil, insanlara ve nasıl çalıştıklarına da bakarız.

İpek Cem: Bugünkü konumunuzu biliyoruz, ama çok merak ettiğim bir konu var; bugüne nasıl geldiniz? 30 yıl önce, gelişmekte olan ülkelere yatırım yapmak diye bir kavram yoktu. Bu alana nasıl ilgi duydunuz? Massachusets Teknoloji Enstitüsü'nde doktora yaptınız. Ekonomi ve siyasal bilimler okudunuz. Bütün bunlar, birbiriyle ilgili alanlar. Benim merak ettiğim, günümüze uzanan iş yaşantınız.

Mark Mobius: Enteresandır ki, MIT'de doktoramı tamamladıktan sonra ne yapmak istediğimi bilmiyordum aslında. Hâlâ profesyonel bir öğrenciydim. Hong Kong'da bir danışmanlık şirketi kurdum. Bunu bir süre sürdürdüm. Ama aynı anda çok fazla şeyle ilgilendiğimi fark ettim. Her konuyla ilgiliydim. Gördüğüm ve okuduğum her şeyi araştırmak istiyordum. Sonunda hisse senedi piyasasına yatırım yapmanın benim için iyi bir fikir olduğuna karar verdim. Çünkü araştırabileceğiniz çok çeşitli sektörler vardı. Her zaman farklı şeylerle ilgilenebiliyordunuz. Şanslıydım çünkü bu sektörde çalışmaya çok iyi bir aracı kurumda başladım. Merkezi İngiltere'deydi ama Hong Kong'da ofisleri vardı. Beni Tayvan'daki Çin Cumhuriyeti fonlarını yönetmem için o ülkeye yolladılar. Orada çalışırken John Templeton, yeni kurulan Templeton Gelişen Piyasalar Fonu'nu yönetmemi teklif etti.

İpek Cem: Hangi yıldı bu?

Mark Mobius: 1987. O yıllarda elbette... Dünya Bankası ve IMF, "gelişmekte olan ülkeler" terimini ortaya çıkarmadan önce, bu piyasaya "az gelişmiş ülkeler" gibi bir isim veriliyordu.

İpek Cem: Bu artık kullanılmayan bir terim.

Mark Mobius: Kesinlikle. Aslında, gerçekçi bir bakış açısıyla düşünülürse, "az gelişmiş" sözü, şirketleri ve ülkeleri tanımlamak için doğru bir yol değildi, çünkü hızla büyüyorlardı. Bugün "sözde" az gelişmiş ülkelerin çok büyük fırsatlarla dolu ülkeler olduğunu görüyoruz. Çünkü hızla gelişme potansiyelleri var. Biz de bunu gördük. O günlerde yola 100 milyon Amerikan dolarıyla çıktık. Yalnızca beş ülkede yatırım yapabiliyorduk. Çünkü o günlerde pek çok ülke, hisse senedi piyasalarına yabancı yatırımcıların girmesine sıcak bakmıyordu. Pek çok ülkenin hisse senedi piyasası yoktu hatta.

İpek Cem: O beş ülke hangisiydi?

Mark Mobius:
Bu beş ülkeden dördü Asya'daydı. Hong Kong, Singapur, Filipinler ve Tayland. Biri ise Latin Amerika'daydı: Meksika. Hepsi bu.

İpek Cem: Şimdi ise yaklaşık 50 ülkede yatırım yapıyorsunuz. Elbette hepsiyle aynı anda çalışmıyorsunuz. Dünyanın çeşitli yerlerinde ondan fazla ofisiniz var. Bunları bir arada nasıl yönetebiliyorsunuz? Bunun için nasıl bir sistem kullanıyorsunuz? Zira, hata yapmamanız, doğru yatırım kararlarını almanız lazım. Çok hızlı müdahale gerektiren pazarlar bunlar. Sürekli veriler gelip gidiyor, siyasi belirsizlikler olabiliyor, şirket yönetimlerinde kriz çıkabiliyor?

Mark Mobius: Güzel bir soru. Aslında, bugün dünya çapında 11 ofisimiz var. Hepsi dünyanın büyük pazarlarının olduğu noktalarda. Latin Amerika'da, Afrika'da, Doğu Avrupa'da, elbette Türkiye'de, Rusya'da ve Asya'nın çeşitli ülkelerinde. Asya'da çok sayıda ofisimiz var. Baştan beri yapmaya çalıştığımız şey, o ülkelerde, o ülkenin dilini konuşan yerel uzmanlarla çalışmak. Böylece yatırımcıların yerel şartlara alışkın olmadıkları için düşebilecekleri tehlikeli durumları önlemeye çalışıyoruz. Bütün ofisleri bir arada tutmanın yolu elbette dünyanın dört bir yanında, yaygın bir e-posta sistemi kurmak. Birbirimizle sürekli olarak haberleşebiliyoruz. Aynı zamanda bir bilgisayar ağı sayesinde küresel olarak paylaşılabilen bir veri tabanı kurduk. Bir de, her pazartesi sabahı saat dokuzda dünyanın her yerindeki analistlerle konferans görüşmesi yapıyoruz. Altı ayda bir ise, toplanıyoruz. Bu buluşma on gün sürüyor. Metodolojimizi ve işimizi nasıl geliştireceğimizi konuşuyoruz.

İpek Cem: O halde gerçekten küresel şartlarda çalışan bir dünya şirketinden bahsediyoruz.

Mark Mobius: Kesinlikle.

İpek Cem: Siz de bir dünya vatandaşı sayılırsınız. Sizinle ilgili konuştuğum pek çok kişi uluslararası bir şahsiyet olduğunuzu biliyor, ancak sizi Amerikalı sanıyorlar. Aslında siz Almansınız ancak Amerika'da doğdunuz ve bir Amerikan şirketinde çalışıyorsunuz. Herkes kökeninizi biliyor mu yoksa bu tür sorularla sıkça karşılaşıyor musunuz?

Mark Mobius: Bu çok sık karşılaştığım bir soru. Söylediğiniz gibi, uluslararası bir kişi sayılırım. Amerika'da doğdum. Alman vatandaşıyım. Hayatımın yarısını Asya'da ve dünyanın farklı bölgelerinde geçirdim.

İpek Cem: Evet. "Karlılığa Pasaport" adlı kitabınızda yatırım için 80'den fazla "Mobius yatırım kuralı"ndan bahsediyorsunuz. Hatta bunlardan bazıları geleneksel yatırım prensipleriyle çelişiyor. Şiddetle tavsiye etmeme rağmen, herkes bu kitabı okuma fırsatını bulamayacağına göre, öncelikli olarak söyleyebileceğiniz iyi sonuçlar veren yatırım prensipleriniz nelerdir?

Mark Mobius: Öncelikle, herkesin yaptığı şeyi yapmayın. Çünkü o zaman herkesten farklı bir performans gösteremezsiniz. Eğer çoğunluğu izlerseniz, çoğunluktan daha iyi sonuç alamazsınız. Bu tabii ki çoğunluğun her zaman yanıldığı anlamına gelmez. Bazen çoğunluk doğru yapıyor olabilir. Her zaman farklı bir şeyler yapmaya çalışın, ilk kural bu. İkinci kural, yatırımı yapmadan önce araştırma yapma mecburiyeti. Yani neye yatırım yaptığınızı, yatırımı yapmadan önce araştırmalı ve öğrenmelisiniz. Şirketi incelemeli, şirketin ardındaki insanları incelemeli, şirketle ilgili bilginizin yeterli olduğundan emin olmalı ve genel olarak, sabırlı olmalısınız. Girip çıkmamalısınız. Yatırımı yapmalı, bu yatırımı mümkün olduğu sürece sürdürmelisiniz. Yani yatırım hedeflerinize ulaşıncaya kadar.

İpek Cem: Şirketlerin ardındaki isimlerden söz etmişken, kendi kitabınızda 1990'ların başında Türkiye'de yaşadığınız bir olayı nakletmişsiniz. Çukurova Elektrik şirketine yatırım yapmışsınız. Bu yatırım size zor anlar yaşatmış. Bunun için mücadele etmişsiniz, hakkınızı aramışsınız. Şirkete azınlık hissedardınız. Şirketin kötü yönetilmesine karşı yapabileceğiniz bir şey olmadığını görmüşsünüz. Türkiye'deki azınlık hissedar hakları, Türk şirketlerine daha fazla yönelmenizi sağlayacak kadar gelişti mi?

Mark Mobius: Bence bu çok iyi örnek olabilecek bir hadise. Çünkü nihayet Türk hükümetinin tavrını değiştirdiğinin bir kanıtı. O suçları işleyen insanlardan hesap sormaya karar verdiler. Aynı şekilde, bildiğiniz gibi Telsim konusunda da aynı tavır var. Türk hükümeti yabancı yatırımcıların haklarını koruyacak tedbirleri almaya başladı. Bu anlamda, Türkiye'de pek çok şeyin geliştiğini söyleyebilirim.

İpek Cem: Seyircilerimizi bilgilendirmek amacıyla soruyorum. Bugünkü fonlarınızın kaynağının nasıl oluştuğunu merak ediyorum. Fonlarınızı ne tür yatırımcılar oluşturuyor? Bunlar çoğunlukla emeklilik fonları mı? Bize genel bir fikir verebilir misiniz?

Mark Mobius: Aslında bizde her türlü yatırımcı var. Büyük emeklilik fonları da var. Geleneksel emeklilik yatırımları piyasalarında çalışan çok büyük fonlar da var, kurumlar da. Vakıf fonları ve aile fonları da var. En önemlisi ise, emeklilikleri için kendileri yatırım yapan bireysel yatırımcılar. Yüzbinlerce yatırımcımız var. Her gün dünyanın dört bir yanından yüzlerce insanın çağrılarına yanıt veriyoruz. Artık yalnızca Amerikalı değil, Avrupalı yatırımcılarımız da var. Türkiye'den, Asya'dan yatırımcılarımız var. Örneğin Hindistan'da, Hintli yatırımcıların 3 milyar dolarlık yatırımını yönetiyoruz. Tayvan, Kore ve benzeri pek çok ülkede yatırımcımız var. Her yerde yatırımcımız var. Buna gelişen piyasalardaki yatırımcılar da dahil. Bazı açılardan, gelişen piyasalardan para alıp tekrar bu piyasaya aktarıyoruz.

İpek Cem: İşinizde herhalde sıklıkla çok önemli kararlar vermek durumunda kalıyorsunuz. Olumsuz piyasa koşulları, siyasi değişiklikler, yönetim hataları. Size geçmişte yaşadığınız olaylara dayanarak sormak istiyorum. Bir piyasadan çıkmak için ne gibi sebepler ararsınız? Panik başlamasını mı, bir şeylerin yolunda gitmemesini mi? Bize birkaç örnek verebilir misiniz? Gerginlik anlarını ve bunlarla nasıl başa çıktığınızı öğrenebilir miyiz?

Mark Mobius:
Geçmişte pek çok olay yaşadık. 1993-94'te yeni gelişen piyasalarda büyük bir düşüş yaşandı. Panik başladı. İnsanlar paralarını hemen çekmeye başladılar. Aynı şey 1997'de Asya'da oldu. Böyle zamanlarda en önemli şey, sakin olmaktır. Hemen her şeyini satarak çıkmak doğru değil. Aslında, çoğu zaman, bu panik anları piyasalara girmek için güzel fırsatlar doğurur. Türkiye'de bunun gibi pek çok durum yaşadık. Herkes panik içinde satış yapıyordu. Biz ise giriyorduk. Çünkü biz fiyatların çok ucuz olduğunu düşünüyorduk. Bu 1993'te, 1997'de oldu. Bazen de, herkesin yatırım yaptığı dönemler satış yapıp çıkmak için uygun zamanlar olabilir. Buna iyi bir örnek, 2000 yılında belki hatırlarsınız, teknoloji hisselerinde yaşandı. Herkes teknoloji hisselerine hücum ediyordu. Bize göre hisseler çok fazla yükseldi ve biz çıktık. Böyle zamanlarda çoğunluğun aksi yönünde hareket etmek akıllıca olur. Çoğu zaman sakin bir şekilde izlersiniz. Herkes panik yaptığında panik yapmamalısınız.

İpek Cem: Teknoloji ve internet hisselerinde inanılmaz artışlar yaşandığı dönemde sizin, "Bu gerçek değil" şeklinde açıklama yapan birkaç kişiden biri olduğunuzu hatırlıyorum. Size şunu sormak istiyorum. Şu an için pek çok yatırım fırsatı var. Sizce şu anda hangi ülkeler ve sektörler daha gözde? Seyircilerimizle paylaşabileceğiniz gözde sektörler var mı?

Mark Mobius: Bizim için genel olarak dört ana nokta önemli. Öncelikle, müşteri odaklı çalışan şirketler arıyoruz. Çok iyi perakende satışı olan ya da tüketici piyasasına hitap eden tüketim malları üreten şirketler. Buna iyi bir örnek, Meksika'da yatırım yaptığımız bir holding. Kimberly-Clark. Kağıt ve kağıt ürünleri üretiyorlar. Peçeteler, bebek bezleri türü ürünler. Bu, bizim yatırım yapma konusunda istekli olacağımız şirketlere bir örnek. İkinci grup ise emtia piyasası. Bu elbette çok geniş bir yelpaze anlamına geliyor. Çelikten nikele, altından her türlü ticaret hammaddesine, hatta petrole. Yeni gelişen piyasalarda ticari mala dönüşebilecek her türlü hammaddeye. Örneğin talebin hızla arttığı Çin ve Hindistan gibi ülkelerde. Yani ikinci temamız emtia piyasası. Üçüncü tema yönetim kalitesi. İyi bir yönetici kadrosu olan şirketlere yatırım yapmak istiyoruz. Yatırımcılarına nakit kar payı dağıtan şirketler. Küçük yatırımcıların ihtiyaçlarına hizmet eden şirketler. Vesaire. Son tema ise kendi ülkesi dışında başka ülke ve pazarlarda da başarılı olmak. Başka pazarlarda büyüyen şirketlere yatırım yapmaya çalışıyoruz. Türkiye, Avrupa'yla birleşiyor. Bu bir fırsat yaratıyor. Bu nedenle Arçelik gibi şirketlere yatırım yapıyoruz. Bu şirket iki özelliği birden taşıyor. Hem tüketim malları üretiyor, hem de diğer ülke pazarlarına hitap ediyor. Çünkü Avrupa'ya ihracat yapıyorlar.

İpek Cem: Bir sonraki sorumu da yanıtlamış oldunuz. Türkiye ile Avrupa'yı soracaktım. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesi, yatırım stratejiniz açısından ne kadar önemli? Biz bu yolda, bu yönde gidiyoruz. Ancak yolda olmak, yatırım kararına etki ediyor mu yoksa üye ülke olarak tescillenmemiz önemli mi?

Mark Mobius: Bence Türkiye'nin bu süreci yaşaması önemli. Esas olan Avrupa Birliği'ne katılmak için gerekenleri yapması. Çünkü bu şartlar ülkenin gelişimi için de çok önemli. Türkiye için, Avrupa Birliği'ne girmesi ya da dışarıda kalması, veya ne zaman gireceği o kadar önemli değil. Önemli olan, Avrupa Birliği'nin belirlediği kriterleri taşıması. Bunlar hükümet için temel bütçe taleplerini içeriyor. Temel hukuki gereksinimler var. Bunlar iyi şeyler. Türkiye'ye de faydalı olacaklar.

İpek Cem: Bildiğiniz gibi Türkiye'de son birkaç yılda piyasa değerleri önemli ölçüde yükseldi. Son dönemde özelleştirmelere de hız verildi. En yenisi Tüpraş. Ülkenin en büyük sanayi kuruluşlarından biri. Şirketin toplam bedeli 8 milyar doları aştı. Bazı gözlemciler satış fiyatını yüksek bulurken, diğerleri fiyatı makul buldu. Sizin görüşünüz nedir? Fiyat mantıklı mıydı?

Mark Mobius: Tüpraş yatırımcısı olarak doğru bir fiyat olduğunu düşünüyoruz çünkü Tüpraş hisselerimiz vardı ve piyasa fiyatından çok daha değerli olduklarını biliyorduk. Şunu unutmamalıyız, bu hisseler, yalnızca dünyada rafinerilere olan ihtiyaçtan dolayı değil, aynı zamanda, bulunduğu yerden dolayı değerlendi. Çok stratejik bir konumda. Kazakistan'dan ve dünyanın farklı bölgelerinden gelecek olan petrol Akdeniz pazarına geçiş imkanı bulabilir. Tüpraş'ın iyi bir yatırım olmasının ardında birçok önemli sebep vardı.

İpek Cem: Petrol konusu son günlerde çok sık gündeme geliyor. Her yerde petrol fiyatları arttı. Dünya Bankası petrol fiyatları bu şekilde arttıkça mevcut küresel büyüme oranının sürdürülemeyeceğini açıkladı. Ancak baktığınızda, henüz dünya ekonomisine olumsuz bir etkisini göremiyorsunuz. Enflasyonun kontrol altında olduğunu gözlemliyoruz. Siz bu eğilimin sürdürülebilir olduğunu düşünüyor musunuz? Petrol fiyatlarının yükselmesi, arz-talebin bu durumda olması konusunda düşünceleriniz neler?

Mark Mobius:
Petrol fiyatlarının gelişmekte olan piyasalardaki hisselere etkisini inceledik. Gördük ki, aralarında çok az bir bağlantı var. Yani petrol fiyatları yükseliyor diye hisse senetlerinin fiyatı düşecek değil. Bunun birkaç sebebi var. Birincisi çoğunluğun fiyatlara uyum sağlamış olması. İkincisi, yerel para birimleriyle daha az ödeme yapılıyor olması, çünkü gelişmekte olan piyasaların olduğu ülkelerin çoğunun parası Amerikan doları karşısında değer kazandı. Döviz aynı kalsaydı petrol ve doğalgaz için daha çok para ödüyor olacaklardı. Üçüncüsü, benzin, mazot ve benzeri petrol ürünlerinin kullanıcıya ulaştığı fiyata bakarsanız, pek çok ülkede bu ürünlere konan vergiler çok yüksek. Yanılmıyorsam Türkiye'de bu, fiyatın yüzde 60'ına ulaşıyor. Eğer hükümet, bunun enflasyonun yükselmesine sebep olacağını görürse, vergiyi azaltıp bunu ayarlayabilirler. Bunu nasıl yapacaklarını söyleyemem. Ben sadece tavsiyede bulunuyorum.

İpek Cem: Tüketici için iyi olurdu.

Mark Mobius: Tüketici için çok iyi olurdu. Gerekli ayarlamaları yapmak için pek çok imkan bulunuyor.

İpek Cem: Türkiye'yle ilgili önemli bir konu da, Türk Telekom'un özelleştirilmesiydi. Bu özelleştirme için on yıldır bekliyorduk. Siz bu özelleştirmenin doğru zamanda yapıldığına inanıyor musunuz? Çünkü bazıları, telekom piyasasının son dönemde çok yükseldiğini söylüyor. Özelleştirme için çok mu beklenildi?

Mark Mobius: Elbette telekom hisselerindeki yükselişin sürdüğü dönemde daha yüksek fiyata satılabilirdi. Çok beklediler. Ama gelişen piyasaların geldiği noktaya baktığımızda, şu dönem için zamanlama iyi. Doğru zamanı seçmiş olabilirler. Şunu da unutmamalıyız. Telekom teknolojisi son derece hızlı bir şekilde gelişiyor. Örneğin Internet üzerinden dijital ses aktarımı anlamına gelen Voiceover IP, telefon gelirlerini azaltıyor. O yüzden Telekom'u özelleştirmek için iyi bir zaman olabilir.

İpek Cem: Bunu, özelleştirme için zamanlamayı doğru bulduğunuz şeklinde yorumluyorum.

Mark Mobius:
Evet.

İpek Cem: Uluslararası yatırım ve sermayenin uluslararası akışı konusunu düşündüğünüzde, pek çok kişi bunu küreselleşmenin en önemli göstergelerinden biri olarak görüyor. Hatta birlikte hareket ediyorlar. Küreselleşme ve yabancı yatırımı birlikte düşündüğünüzde, bunu destekleyenler de var, kesinlikle karşı olanlar da. Bazıları bunun gelişmekte olan ülkelere zenginlik getirdiğine inanıyor. Bazıları ise yoksulu daha yoksul, zengini daha zengin yaptığına. Bu tartışmaları biliyorsunuz. Aslında, bu tür bir korumacılık sadece gelişen piyasaların hükümetleri tarafından yapılmıyor. Son dönemde Fransa'da Pepsi ve Danone'yi gördük. Fransız başbakanı, daha ulusalcı bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu açıkladı. Belki iç politikaya yönelik bir açıklamaydı. Ayrıca yakın zamanda bir Çin şirketi, Kaliforniya merkezli bir petrol şirketine talip oldu. Ancak daha sonra tekliflerini geri çektiler çünkü Kongre bunu onaylamayacaktı. Küreselleşme arttıkça bu tepkilerin artacağını mı düşünüyorsunuz, yoksa bunu küreselleşmeye karşı marjinal bir tavır olarak mı görüyorsunuz? Yoksa küreselleşme işin doğal süreci mi?

Mark Mobius: İkincisinin doğru olduğunu söyleyebilirim. Küreselleşme biz istemesek de olacak. Çünkü iletişim giderek yayılıyor. Internet, küresel dünyada insanları aynı seviyeye getiren bir araç oldu. İnsanlar ve mallar giderek artan bir ivmeyle yer değiştirmeyi sürdürecek. Ancak, hükümetlerde yine de milliyetçi bakış açısı geçerli olabilir. Çünkü hükümetler ellerindeki gücü ve statüyü ulusal düzeyde korumak isteyecekler. Deyim yerindeyse mücevherlerini, mal varlıklarını satmak istemeyecekler. Bu Çin, Rusya, ABD, Türkiye için geçerli, bildiğiniz gibi. Bütün ülkelerde bu yaklaşım var. Ancak ilerledikçe, iletişim açısından dünya küçüldükçe, bu duygular azalacak. Çünkü devletlerin ortak olduğu şirketler bile yabancı şirketlerle ortaklıklar yapmaya başlayacak. Devletin şirket yönetmesinin o kadar iyi bir fikir olmadığını anlamaya başlayacaklar. Belki zenginliği, şirket sahipliğini yaygınlaştırmak daha doğru görünecek. Eğilim kesinlikle bu yönde. Ancak çok uluslu şirketlerin o ülkedeki insanların duygularına, yerel anlayışa karşı daha duyarlı olması gerekiyor.

İpek Cem: Küreselleşmenin dezavantajları olarak neleri görüyorsunuz?

Mark Mobius: Pek fazla dezavantajını göremiyorum. Küreselleşme çok olumlu bir şey. Ben de küreselleşmenin bir ürünüyüm aslında. Çünkü annem ve babam farklı ülkelerden. Küreselleşme çok olumlu bir şey bence. Tek olumsuzluk, bazı ülkelerden aldığınız negatif tepkiler. Bunlar da milliyetçi hislerle alakalı.

İpek Cem: Duyduğuma göre Alman dergisi Der Spiegel önümüzdeki sayılarından birinde size yer ayıracak, sizinle ilginç bir röportaj yapacakmış. Sizi küreselleşmenin yüzü olarak tanıtacaklar. Bu proje gerçekleşecek mi?

Mark Mobius:
Evet, benimle birlikte çeşitli ülkelere seyahat edecekler. Bir program oluşturmaya çalışıyoruz.

İpek Cem: Biz de sabırsızlıkla bekliyoruz.

Mark Mobius: Teşekkür ederim.

İpek Cem: 11 Eylül çok önemli bir olayın yaşandığı bir tarih. 11 Eylül'den sonra, öncesine oranla çok daha fazla kutuplaşma görüyoruz. Bu, yatırımcıların gelişmekte olan ülke piyasalarına olan bakışını değiştirdi mi? Örneğin Müslüman ülkelere yatırım yapmakta herhangi bir çekingenlik görüyor musunuz? Yoksa böyle bir şey yok mu?

Mark Mobius: Hayır, bu konunun yatırımlara hiçbir etkisi olmadı. Aslında, Müslüman ülkelere daha çok yatırım yapma konusunda istekliyiz. Çünkü bu ülkelerdeki hisse senedi piyasası hızla gelişiyor. Bu ülkelere giden petrol parası hisse senedi piyasasına aktarılıyor. Taraflı düşünen bir yatırımcımız yok. Aslında, yakın zamanda iki analistimiz, Pakistan'daki yatırımlarını değerlendirmek için o ülkeye gitti. O konuda çok açığız. Bu konudan söz etmeniz çok ilginç, çünkü genel olarak bakacak olursak, Müslüman ülkeler, hisse senedi yatırımları konusuna daha yatkın. Çünkü bildiğiniz gibi, faiz geliri elde etmeye pek sıcak bakmıyorlar. Faizle para kazanmak yerine, hisse senedini tercih ediyorlar. O anlamda, hisse senedi ve menkul kıymet yatırımlarına daha yatkınlar.

İpek Cem: Seyircilerimiz bir gününüzün nasıl geçtiğini merak ediyor olmalı. Gününüz ne zaman başlıyor? Gün içinde ne tür işler yapıyorsunuz? Şirket ziyaretleri, e-postalar, belki biraz spor...

Mark Mobius: Zamanıma ve nerede olduğuma göre değişiyor. Dün gece yoğun bir programın ardından Hong Kong'dan döndüm. Frankfurt'ta aktarma yaptım. Buraya gece yarısı geldim. Bu sabah ise 9'da kalktım ve e-postalarıma baktım. Ardından 10'da bir röportaj verdim. 11'de e-postalarıma döndüm. 12'de dünyanın dört bir yanındaki ofislerimizle konferans görüşmeleri yaptım. Risk sermayesi fonları için. 1'de aynı şeyi küresel fonlar için yaptık. 3'te bir röportaj daha verdim. Bu şekilde gidiyor. Bu normal bir gün. Bu akşam ise e-postalara devam edip gelen mesajlara yanıt vereceğim.

İpek Cem: Kaç saat uyuyabiliyorsunuz?

Mark Mobius: En fazla 6-7. Daha fazla uyumalıyım.

İpek Cem: Şu anda Varşova'dayız. Polonya, ekonomisini tamamen liberalleştirdi. Aynı zamanda, 2004'te Avrupa Birliği üyesi oldu. Avrupa'nın en hızlı gelişen ekonomilerinden birine sahip. Size şunu sormak istiyorum. Türkiye elbette farklı bir ülke. Polonya, Avrupa Birliği'ne girmek için yaptıkları ile Türkiye'ye iyi bir örnek olabilir mi? Gelişmesiyle Türkiye için örnek teşkil ediyor mu?

Mark Mobius:
Kesinlikle. Eğer bizim yatırım yapmaya başladığımız günden beri Türkiye'nin aldığı yola bakarsanız, son derece etkileyici.

İpek Cem: Türkiye'ye ne zamandır yatırım yapıyorsunuz?

Mark Mobius: 15 yıldan daha uzun bir zaman oldu. Türkiye'ye ilk gittiğimizde İMKB, tek bir odadaki büyük bir masa ve 20 sandalyeden ibaretti. Açık artırma tarzı bir sistem vardı. Borsa başkanı "Evet, sırada şu şirket var. Kim artırmak ister?" derdi ve açık artırma yapılırdı. Sonra öbür şirkete geçerlerdi. Bilgisayar sistemi, hiçbir şey yoktu.

İpek Cem: Şimdi ise İstanbul'un en harika binalarından birine sahipler.

Mark Mobius: Kesinlikle. Elbette tamamen bilgisayar sistemi ile çalışıyor.

İpek Cem: Evet, teknolojisi ileri bir sistem. Bu söyleşiyi yapmadan önce görüştüğüm pek çok kişi şunu öğrenmek istiyor; Mark Mobius'un bize ne gibi yatırım tavsiyeleri olacak? Türk yatırımcılara tahvil veya hisse senedi piyasalarında ya da diğer gelişen piyasalarda verebileceğiniz tavsiyeler var mı?

Mark Mobius: Gelişen piyasalar genel olarak iyi yatırım araçları. Tabii ki hızlı iniş çıkışlara tahammülü olanlar için. Zira borsalar hızla inip çıkabilir. Türkiye istisna değil. Türk borsası hızla yükseldi. Ama hâlâ büyük fırsatlar var. Bazı şirketlerin fiyat-değer oranları çok düşük. Bazı hisseler hâlâ ucuz. Fiyatların yükselmesiyle kazançlar da arttı. Bence insanların gelişen piyasalara küresel ölçekte bakması gerek. Çünkü yalnızca Türkiye'de yatırım yapamazsınız. Küresel yatırımlar yapmalısınız. Hiçbir borsa her zaman en iyi borsa değildir. Her yıl değişir. Bu sene Türkiye yükselir, seneye Meksika yükselir. Belki seneye en iyisi Hong Kong olacak. Bundan yararlanmak için küresel yatırımlar yapmak gerek. Sabit gelir mi, hisse senedi mi diye soracak olursanız, hisse senetleri son derece umut verici. Gelişen piyasaların hisseleriyle Amerikan Hazinesi'nin faiz oranları arasındaki fark açılmıştı. Şimdi ise düştü. Bu, para kazanamayacağınız anlamına gelmez. Para kazanabilirsiniz. Ama büyük piyasaların faiz oranlarının Amerikan Hazinesi'ne göre yüzde 14-15-17 puan farkı olduğu dönemlerdeki kadar iyi bir yatırım aracı değil.

İpek Cem: Yatırım dünyasının en ilgi çeken insanlarından birisiniz. Özellikle de gelişen piyasalarda. Kariyerinize yıllar sonra geriye dönüp baktığınızda neyi yapmış olmak isterdiniz? Küresel anlamda, gelişen piyasaların hangi noktada olmasını istersiniz?

Mark Mobius: Gelişen piyasaların daha çok saygı görmesi benim için önemli. Umarım insanları gelişen piyasalarla tanıştırabilmişimdir. Böylece bu ülkelere yatırım yapmaktan daha az korkuyor olurlar. Farklı ülkelerdeki fırsatları görmek için gözlerini açmalarını sağlamışımdır belki. Farklı kültürlere daha açık fikirli bir şekilde yaklaşmalarına yardım etmek benim için önemli.. Çünkü eğer gelişen piyasalardaki gelişmeye bakacak olursak, Avrupa'da, Japonya'da ve Amerika'da yaşanan gelişmelerden hiçbir farklarının olmadığını görebiliriz. Süreç aynı. Sadece, gelişen piyasaların ilerlemesi biraz daha az zaman alıyor. Çünkü gelişmekte olan ülkeler teknoloji sayesinde bu atılımları daha hızlı yapıyorlar. Bunun gerçekleştiğini görmek isterim.

 

Görüşme metinleri, orjinal bir metinden değil, sesli ve görüntülü televizyon röportajından deşifre edilerek yazılı hale getirilmiştir. İpek Cem ve NTV, işitme hatalarından, tercüme veya ses kayıplarından doğabilecek olası yanlışları engellemek için maksimum özen göstermektedir. Buna rağmen, deşifre ve tercümeden kaynaklanan anlam farkları ve hatalara rastlanması mümkün olabilir.