20 Aralık 2006
Michael Golden

İpek Cem'in program konuğu dünyanın en güçlü medya kuruluşlarından The New York Times Company'nin Başkan Yardımcısı ve önemli uluslararası gazetelerden The International Herald Tribune'un yayımcısı Michael Golden. İpek Cem, Golden'la medya sektörünü ve özellikle de gazeteciliğin geleceğini konuştu.

İpek Cem: Bu programımızda New York Times'ın Başkan Yardımcısı ve International Herald Tribune'ün yayımcısı Michael Golden'la birlikteyiz. Programımıza hoş geldiniz.

 

Michael Golden: Teşekkür ederim. Burada olmak büyük zevk.

 

İpek Cem: Faaliyet gösterdiğiniz sektörle başlamak istiyorum. Hem gazete hem de ilintili medya kollarıyla ilgili bazı kanaatler var. Şöyle ki internetin gazeteciliği öldüreceği düşünülüyor, internetin sektörünüze yaptığı etkiden söz edebilir misiniz? Sizce gazete olayı bir gün ortadan kalkacak mı?

 

Michael Golden: Internet, faaliyetlerimize önemli etkiler yapıyor. Bir değişim süreci yaşıyoruz. Gerek okuyucu ve izleyicilerimiz, gerekse reklam şirketleri medyayı kullanma yöntemlerini, medyanın değişiminden daha hızlı şekilde değiştiriyor. İster müzik ister sinema ister televizyon isterse gazete olsun medya sektörü olarak değişim sürecini hızlandırarak müşterilerimizin alışkanlıklarındaki değişime ayak uydurmamız gerekiyor. Yöntemlerimizi değiştirerek ileriye bakmak, değişimlere adapte olmak ve medyada 3-5 veya 10 sene içerisinde belirleyici faktörlerin neler olacağını anlamamız gerekiyor. Bu faktörleri bir an önce belirleyip o noktaya doğru hareket etmek zorundayız. New York Times olarak bu bağlamda, elektronik medyaya doğru hızlı bir değişim sürecine girmiş bulunmaktayız. Internet, taşınabilir cihazlar, telefon aracılığıyla haber hizmeti gibi yeni girişimleri yakından takip ediyoruz. Elektronik formatta sunulan geleneksel yazılı metinleri okumanın farklı yöntemleri var. Başarımızı, bu geçiş sürecindeki hızımız belirleyecektir.

 

İpek Cem: New York Times Grubu gazetelerinin yanısıra, yaklaşık 35 civarında web siteniz var. Bunlar aracılığıyla gazetecilik hizmeti veriyorsunuz. New York Times Online veya Boston Globe Online bunlardan sadece birkaçı. Bunun yanı sıra About.com gibi web sitelerine de sahipsiniz. Bu siteler tamamen farklı bir kulvarda yer alıyor. Internet faaliyetlerinden elde ettiğiniz gelirden söz edebilir misiniz? En hızlı gelir artışını bu faaliyetlerde mi yaşıyorsunuz?

 

Michael Golden: En hızlı artış internet sitelerimizde yaşanıyor. Internet gelirlerimiz yılda % 30 civarında artıyor. Geleneksel gazetecilik segmanında artış oldukça yavaş. Yerel gazete gruplarında % 5'lik bir artış söz konusu. Bu grupta Amerika'daki belli şehirler yer alıyor. Boston veya New York gibi büyük şehirlerde ise gelirimiz ya sabit ya da biraz düşüş gösteriyor.

 

İpek Cem: New York Times artık ulusal gazete sıfatı taşıyor. Ulusal gazete statüsüne geçmenizin New York bölgesindeki okuyucu sayısının azalmasına neden olduğunu duymuştum. Gerçekten böyle mi? New York'ta bir düşüş söz konusu mu?

 

Michael Golden: Evet, kesinlikle etkisi oldu. Ancak etki en fazla diğer şehirlerdeki kadardı. Amerika'daki şehirlerin çoğundaki okuyucu sayısında 5-10 sene öncesine göre bir düşüş söz konusu. Gazeteler bu sorunla yüzleşmek zorunda. New York Times, ulusal, uluslar arası ve kültürel haberlerinin gücüyle tanınan gerçek bir ulusal gazete sıfatına büründü. Spor ve iş dünyasıyla ilgili haberlerde de iddialıyız. Ulusal, uluslar arası ve kültürel haberlerin artması okuyucu sayısının artması anlamına gelmiyor. Çünkü yerel piyasada bu haberlerle ilgilenmeyen pek çok insan var. Evet, bunun etkisi oldu ancak diğer gazeteler ne yaşadıysa biz de onu yaşadık.

 

İpek Cem: Amerika Birleşik Devletleri'nde ana dili İspanyolca olan kesimdeki artışla ilgili ne söyleyeceksiniz? New York Times olarak bu okuyucu kitlesine yönelik çalışmalarınız var mı?

 

Michael Golden: Florida'da bazı gazeteleri ve dergileri İspanyolca çıkartıyoruz. Ancak bunu ulusal düzeye henüz yaymadık. İspanyolca okur kesimi gerçekten çok geniş bir kesim. Ancak belli bir zümreye ait değil. Okuyucuların kökeni farklı farklı ülkelerden geliyor. Bu grup içerisinde Meksikalılar veya Kübalılar var. Güney Amerika'nın başka ülkelerinden gelenler var. Dolayısıyla tek bir ürün, söz konusu olamaz. Kısacası bölünmüş bir piyasadan sözediyoruz. Florida'daki küçük yayınlarımız dışında böyle bir piyasaya nasıl girebileceğimize henüz karar veremedik.

 

İpek Cem: Biraz yayımcılığını yaptığınız International Herald Tribune'e değinmek istiyorum. Gazete Türkiye'de dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanında okuyucuya sunuluyor. Hep merak etmişimdir, küresel okuyucu diye bir şey var mı? Eğer varsa, bu okuyucuyu memnun etmek isterken, konu ve reklam seçiminizi nasıl belirliyorsunuz?

 

Michael Golden: Çok güzel bir soru. Yaptığımız araştırmalar okuyucu kitlemizin üçte birinin yurt dışına seyahat eden veya yurt dışında yaşayan Amerikalılar olduğunu gösteriyor. Diğer üçte birlik bölüm, yurt dışında yaşayan yabancılar. Mesela Fransa'da yaşayan Türkler veya Çin'de yaşayan Japonlar. Son üçte birlik bölüm ise ulusal okuyucular. Fransa'da yaşayan Fransızlar, Türkiye'de yaşayan Türkler veya Çin'de yaşayan Çinliler. Zaman içerisinde okuyucu kitlemizin, uluslar arası olayların gerek kişisel, gerek profesyonel gerekse iş yaşamlarını etkileyeceğinin farkında olan insanlardan oluştuğunu fark ettik. Bu insanlar uluslar arası perspektifle ilgileniyor. İht.com adındaki internet sitemizi büyük ölçüde Amerikalı kullanıcılar tıklıyor. Bence bu çok ilginç. Oysa insanlar New York Times, Washington Post veya Wall Street Journal'dan yararlanabilir. Çok sayıda web sitesi var. Ancak Herald Tribune'ü seçiyorlar çünkü hızla uluslararası bir perspektife erişmek istiyorlar. Konuları erken seçen, mobil yaşayan bir okuyucu kitlesini baz alıyoruz. Yaşadıkları ülkenin dışında meydana gelen olayların yaşamlarını etkilediğinin bilincinde olan bir okuyucu kitlesine hitap etmeye çalışıyoruz.

 

İpek Cem: Internet sayesinde New York Times ve International Herald Tribune gibi yayınlara tüm dünyada erişmek mümkün. Özellikle Herald Tribune'de de yayınlanan bazı New York Times yazarları küresel üne sahip olmaya başladı. Mesela Maureen Dowd veya Thomas Friedman gibi yazarlar Türkiye'de de takip ediliyor ve Irak veya Lübnan gibi ülkelerdeki olaylarla ilgili görüşlerine kulak veriliyor. Bu yazarlar sayenizde birer uluslar arası yıldız haline mi geliyor?

 

Michael Golden: Uluslar arası platformda tanınmalarının en büyük nedeni, olaylar hakkındaki perspektifleri ve olaylara ilginç bakış açılarıdır. Bunun etkisini en fazla gazetede gördük. İster elektronik medya, ister televizyon, ister radyo ister Internet olsun, insanlar sabah gazeteyi açmadan önce dünyada yaşanan önemli gelişmelerden zaten haberdar oluyor. Papa'nın Türkiye'yi ziyaret ettiğini, Irak'ta patlamalar olduğunu veya Filipinlerde toprak kayması yaşandığını hemen öğreniyorlar. Gazete, okuyucuya ne olduğunu fazla anlatmıyor. Sadece içeriği aktarıyor. International Herald Tribune veya New York Times'ın en önemli özelliği ise okuyucuya bu olayın ne anlama geldiğini ve öneminin ne olduğunu izah etmesidir. Az önce sözünü ettiğiniz yazarlar bunu çok iyi başarıyor. Sahip oldukları perspektif insanlar tarafından değer görüyor ve çalışmaları sayesinde tanınıyorlar. Internet, kitaplar veya International Herald Tribune'un tüm dünyaya yayılması tanınmalarını sağlıyor. Internet'te Tom Friedman ve Maureen Dowd'a erişebilmeniz için International Herald Tribune Select veya Times Select'e abone olmak zorundasınız. Elektronik medyada tüketicinin ücret ödeyerek erişebileceği bir haber kaynağı yarattık. Bu yaklaşımın, geleceğin medya anlayışının önemli bir parçası olacağına inanıyoruz.

 

İpek Cem: Amerika'ya baktığımızda belli şirketlerin New York Times'la ilgilendiğini görüyoruz. Dünyanın en büyük yatırım gruplarından Carliyle ve KKR bu medya devine yatırım yaptı. Kısacası pek çok birleşme yaşanıyor. Bu arada Jack Welch'in Boston Globe'la ilgilendiğine dair söylentiler dolaşıyor.

 

Michael Golden: Sadece söylenti değil.

 

İpek Cem: Ben böyle tarif ediyorum... Bu arada Sulzberger ailesinin şirketi özelleştirmesi söz konusu olabilir. A ve B sınıfı hisselerin bazı hissedarların haklarını kısıtladığı düşünülüyor. New York Times Company olarak elinizdeki şirketlerin bazılarını satma planınız var mı?

 

Michael Golden: New York Times Company'ni bünyesindeki 8 televizyon kanalı satılık durumda. Bu piyasada biliniyor. Sulzberger ailesi şirketin hisse yapısını değiştirmeyi planlamıyor. Mevcut yapı, şirket için çok iyiydi ve öyle olmaya devam ediyor. İleride de iyi olacağına inanıyorum. Ancak sektör baskı altında. İnsanlar geleceğe yönelik büyüme görmediği için hisse senedi fiyatları düşüyor. Gazetecilikten kâr etmek hâlâ mümkün. Ancak kâr oranı düştüğü için hisse senedi fiyatları da düşüyor. Çünkü gelecek eskisi kadar belirgin değil. Bir sektör stres altına girdiğinde sözünü ettiğiniz şey olur. Özel sermaye ilgi göstermeye başlar. Bütün bunların arkasında medya sektörünün geleceğine yönelik olumsuz beklentiler yatıyor. Ancak New York Times olarak üzerinde bulunduğumuz yola güveniyoruz. About.com'u satın aldığımızı söylemiştiniz. About.com yılda % 40 oranında büyüyor. Bu, şirketimizin yaptığı son derece başarılı bir yatırımdı. Web sitelerimizin yıllık büyüme oranı % 30. Kısacası geçiş sürecinden çok memnunuz ve daha yapacak çok şey olduğunun bilincindeyiz. Bu konuda ne kadar agresif bir tutum içinde olduğumuzu belirtmek için söyleyeyim, geçen sene şirket bünyesinde ilk defa bir araştırma ve geliştirme grubu oluşturduk. Grup geleceğe yönelik çalışmalar yaparken, şu anda da kullanabileceğimiz bazı yöntemler geliştiriyor.

Bunlardan biri de mobil. Herald Tribune olarak mobil web hizmetine başladık. Web uygulaması olan her telefonla bu hizmetimizden yararlanabilirsiniz. Aslından fazla tanıtım bile yapmamıştık. Web sayfamızda duyurduk ve gazeteye birkaç reklam verdik. Buna rağmen ayda yaklaşık 1 milyon kez ziyaret edildik. Haberleri anında Blackberry'de görmek isteyen insanlar sitemizi 1 milyon kez ziyaret etti. Aynı şey web için de geçerli. Web sayfamız inanılmaz hızla büyüyor. Ayda 4 milyon özgün ziyaretçi, 26 milyon sayfa gösterimi. Bu rakamları, gelecekte haberlerin dijital ortamda daha fazla sunulması açısından olumlu bir işaret olarak görüyoruz.

 

İpek Cem: Sulzberger ailesinin, New York Times'ın ve bütün grubun içerik kalitesine büyük önem verdiğini biliyorum. Bu çok ciddi bir masraf kalemi. Aslında olayın iki boyutu var. İnsanlar dijital medyanın devreye girmesiyle birlikte hareket halindeyken habere erişme şansını yakaladı. Bu durumda bazı çevreler içerik kalitesinin önemli olmadığını düşünmeye başladı. Aslında bu görüşe ben katılmıyorum. Yine de bu tür görüşleri duyunca, paranızı boşa harcadığınızı düşündüğünüz oluyor mu? İkinci nokta ise, idealist ailelerin sahibi olduğu pek çok gazete kâr ve piyasa baskısına boyun eğmek zorunda kaldı. Siz ise ikisini dengelemiş gibi görünüyorsunuz. Okuyucunun artık kaliteyle fazla ilgilenmediği yönündeki görüşe karşı nasıl mücadele ediyorsunuz?

 

Michael Golden: Bu görüşe katılmıyoruz. Internetteki okuyucu gerçekten çok farklı. Ziyaretçilerimizin büyük bir bölümü web sayfamızı belli birkaç yorumu okumak için ziyaret ediyor. Bu okuyucu sitede uzun zaman geçirmiyor veya siteyi taramıyor. Siteye giriyorlar, belli bir makaleyi okuyup çıkıyorlar. Çünkü özellikle o konuyla ilgileniyorlar ve sitemizi, az önce sözünü ettiğim özel içerikten dolayı ziyaret ediyorlar. Bunun yanı sıra hikayeleri gazete yerine web sayfamızda okumayı tercih eden geniş bir kitleye sahibiz. Bu kesim web sayfamızda uzun zaman harcıyor. Haberlerin ne anlama geldiğini verme özelliğinin başarılı gazeteciliğin önemli bir unsuru olduğuna inanıyorum açıklayacak şekilde verme konseptinin parlak bir geleceğe sahip olduğuna inanıyorum. Bu yaklaşım, reklamcıların erişmek istediği kesime hitap ediyor. Medya'nın, belli bir kesimi cezp etmek için temel yöntemleri kullanması, okuyucunun bilgiye ulaşmak için ücret ödemesi ve bu kesimi reklam verenlerle buluşturmaya yönelik uygulamanın hâlâ geçerli olduğuna inanıyorum.

 

İpek Cem: Türkiye'ye belli bir amaç için geldiniz. International Herald Tribune'ün Fashion and Luxury konferansı Türkiye'de düzenlenmesi ülkemiz için önemli. Ama şu soruyu sormadan edemiyorum. Neden İstanbul ve neden şimdi?

 

Michael Golden: Bu konferansı 7 senedir düzenliyoruz. İlk 4 konferans, genel müdürlüğümüzün bulunduğu Paris'teydi. Başka bir yerde düzenlemeye karar verdik. Önce Hong Kong'a, geçen sene de Dubai'ye gittik. Bu sene İstanbul'dayız. Bu konferans lüks moda sektörünün en önemli konferansı. Konferansa katılanlar bu sektörde faaliyet gösteriyor. Bu insanlar, lüks moda ve tasarımın gelişim gösterdiği yerleri görmek istiyor. Bu yerlerden biri de İstanbul. Siz benden daha iyi biliyorsunuz. Burasının ne kadar dinamik bir yer olduğunu ve ne kadar hızlı büyüdüğünü size söylememe gerek yok. Bu insanlar burada olmak istiyor. Burada mağazalar açılıyor, yeni trendler belirleniyor. Gerçekten harika bir yer.

 

İpek Cem: International Herald Tribune gibi bir gazeteyi okuyabilecek insan sayısı satın alabilecek insan sayısından daha fazla. Gazete İngilizce olduğu için yaygın bir kitleye hitap ediyor. Ancak fiyatı yüksek olduğu için gerek bayide gerekse abonelik yöntemiyle olsun satın almak kolay değil. Türkiye gibi ülkelerdeki tirajınızı artırmak için ne gibi planlar yapıyorsunuz? Yoksa böyle bir planınız yok mu?

 

Michael Golden: Amacımız her zaman satışlarımızı artırmaktır. Ancak sirkülasyonun doğru olması gerek. Gazetemiz, dünyanın her yerinde yerel gazetelere göre daha pahalı. Mesela Amerika'da New York Times'dan daha pahalı. Fransa'da da yerel gazetelere göre pahalı. Aynı şey burada da geçerli. Ancak okuyucumuz gazetemizin değerinin farkında. Çünkü uluslararası perspektifi istiyor ve genel ilgiyi takdir ediyor. Finans, iş, ekonomi, siyaset, kültür, moda, spor... aşağı yukarı her konuyu kapsayan tek uluslar arası gazeteyiz. İnsana özgü her şeye yer veriyoruz. İnsanlar bunu beğeniyor ve ücretini gönül rahatlığıyla ödüyor. Türkiye'de Herald Tribune'ün yayımını gerçekleştiren Doğan grubuyla çalıştığımız için çok şanslıyız. Birlikte çalışmaya devam ederek Türkiye'deki büyüme potansiyelini değerlendireceğimize inanıyorum.

 

İpek Cem: Amerikan basını dünyanın diğer bölgeleri tarafından sürekli gündemde tutuluyor. New York Times biraz daha farklı bir konuma sahip. Çünkü New York Times'ın bazen, Amerikan hükümetiyle diğer ülkelere göre bile daha ters düştüğü oluyor. Sizce Amerika'nın basındaki hegemonyası insanların Amerikan kaynaklı haberleri okumasını etkiliyor mu?

 

Michael Golden: Aslında bu soruyu yanıtlamadan önce düşünmem gerek. 3 senedir Avrupa'da yaşıyorum ve işim gereği dünyayı dolaşıyorum. Gördüğüm kadarıyla Amerikan hükümetinin, Bush yönetiminin yaptıklarına yönelik ciddi endişeler var. Özellikle'de Ortadoğu'da. Ancak bunun, Amerikalılara, Amerikan ürünlerine veya Amerikan kaynaklı haberlere karşıtlık oluşturduğunu görmedim. Şu anda herhangi bir doğrudan etki söz konusu değil. International Herald Tribune Amerikan perspektifine sahip olmamak için büyük çaba sarf ediyor. Sloganımız "Her ülkeden haberdarız ama hiçbir ülkenin esiri değiliz". Amacımız uluslar arası bir perspektife sahip olmak. Avrupa'da muhabirlerimiz var. Haber merkezimizde Amerikalı sayısı azalırken İngiliz, Avustralyalı Alman ve Fransız sayısı artıyor. Her milletten personelimiz var. Hong Kong'taki haber merkezimize orada yaşayan insanları alıyoruz. Kısacası uluslar arası bir perspektif sunduğumuza inanıyorum. New York Times gibi önemli bir kaynağa sahip olduğumuz için Amerika'ya farklı bakıyoruz. Amerika'yı daha fazla mercek altına alıyoruz ancak Amerikan perspektifi oluşturmamak için büyük çaba sarf ediyoruz.

 

İpek Cem: Okumak için yeni teknolojiler ve yeni yazılımlar geliştiriliyor. Haberlere erişim tarzımızı etkileyecek teknolojilerden hangileri sizi heyecanlandırıyor?

 

Michael Golden: Çok güzel bir soru. İnsanlar artık haberlerin, kendilerine, istedikleri şekilde ve istedikleri zamanda erişmesini istiyor. Bu konuda sürekli olarak araştırma yapıyoruz. Microsoft yeni bir işletim sistemi çıkartmaya hazırlanıyor. New York Times olarak bu sistemin gelişimine yönelik olarak yaklaşık 6 aydır Microsoft'la birlikte çalışma yürütüyoruz. Sistem, bütün bir gazetenin 1.5 dakikada yüklenmesine olanak sağlayacak. Gazete 1.5 dakika içerisinde ister diz üstü ister masa üstü bilgisayarda olacak. Fontların boyunun değiştiği noktalarda, otomatik olarak ayarlama yapabilecek. Okuması son derece kolay. İstediğiniz şekilde düzenleyebilir, haberleri istediğiniz şekilde tarayabilirsiniz. Bunu, internetten gazete okumakla, basılmış gazete okumak arasında bir yere koyuyorum. Ancak bu sayede baskı ve dağıtım süresinden kurtuluyoruz. Bunun son derece popüler hale geleceğine inanıyorum. Bu arada plastikte de gelişmeler var. Şu anda oldukça sabit ama ileride esnek hale gelebilir. Bu siyah beyaz gazeteye benzeyen bir film. Sony'nin kitap okumak için piyasaya sürdüğü cihaz ise sadece bu büyüklükte ve bu kalınlıkta. Cihaza 100'den fazla roman yüklemeniz mümkün. Hafızayı artırarak daha da fazla yükleyebilirsiniz. Pil ise haftalarca dayanıyor.

 

İpek Cem: İnanılmaz.

 

Michael Golden: Muhteşem. Çok farklı bir tecrübe. Olan biteni takip etmek için bir tane de ben satın aldım. Bu cihazla okumak gerçekten çok zevkli. Yakında bunlardan daha çok göreceğiz. Hollanda'da bir şirket benzer bir cihazı gazeteler için geliştiriyor. Amerika'da bir başka bir şirket, biraz geriden gelse de aynı şey üzerinde çalışıyor. Bu cihazlar sayesinde insanlar haber ve yoruma istediği zaman istediği şekilde erişebilecek.Böylelikle tüketici, tıpkı gazetelerde olduğu gibi ücret ödeyecek ama habere istediği yerde ve istediği anda erişme şansına sahip olacak.

 

İpek Cem: Programımıza katıldığınız için bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.

 

Michael Golden: Çok teşekkür ederim, çok hoştu.

 

Görüşme metinleri, orjinal bir metinden değil, sesli ve görüntülü televizyon röportajından deşifre edilerek yazılı hale getirilmiştir. İpek Cem ve NTV, işitme hatalarından, tercüme veya ses kayıplarından doğabilecek olası yanlışları engellemek için maksimum özen göstermektedir. Buna rağmen, deşifre ve tercümeden kaynaklanan anlam farkları ve hatalara rastlanması mümkün olabilir.