30 Haziran 2007
Olivier Campenon

....

İpek Cem: Bugünkü konuğumuz, British Telecom'dan Olivier Campenon. Dünyayı Yönetenler'e hoş geldiniz.

 

Olivier Campenon: Teşekkürler... İyi akşamlar.  

 

İpek Cem: Şu anda Türkiye'desiniz ve görünen o ki ülkemizdeki ve bölgedeki faaliyetlerinizi güçlendiriyorsunuz.

 

Olivier Campenon: Öncelikle muhteşem bir ülkeye sahip olduğunuzu ve buraya gelmekten her zaman için zevk aldığımı söylememe izin verin. Bugün artık Türkiye için hedeflerimizi açıkça ortaya koyduk. Aslında, BT son üç yıldır bu ülkede çalışıyor ve müşterilerine hizmet sunuyordu. Ama artık ülkenizi daha derinlemesine inceleyebileceğimiz ve hedefimizi açıklayabileceğimiz bir noktaya geldiğimizi düşünüyoruz. Bu ülke için büyük bir hedefimiz var.

 

İpek Cem: Bu hedef nedir?

 

Olivier Campenon: Basit bir şekilde dile getirmem gerekirse, hedefimiz buradaki faaliyetlerimizi üç katına çıkarmak. Bu ne anlama geliyor? Büyük müşterilere hizmet sağlıyoruz. BT bu pazar üzerine yeniden odaklanıyor. Büyük müşterilere hizmet sağlıyoruz derken bu müşterilere küresel hizmetler sağlıyoruz demek istiyorum. Bugün buradaysak, bunun anlamı Türkiye'nin yabancı yatırımı çekme konusunda giderek daha etkili bir hale geldiği ve buradaki varlıklarını geliştirmeleri için yabancı şirketleri kendine çektiğidir. Yabancı şirketler buraya geldiklerinde, telekomünikasyon kaynaklarına, telekomünikasyon hizmetlerine ihtiyaç duyacaklar. Bu yüzden biz de onlarla birlikte geliyoruz.

 

İpek Cem: Müşterileriniz arasında çok uluslu şirketler var ve bu müşterilerinize dünyanın dört bir yanında hizmet sağlıyorsunuz. Bu müşterilerinizin yanı sıra Türkiye içinde ne tür bir müşteri tabanınız var? Ya da ne tür bir müşteri tabanına sahip olmayı umuyorsunuz?

 

Olivier Campenon: Şu anda Türkiye'de yaklaşık 250 müşterimiz var. Haklısınız. Bu müşterilerimizin çok büyük bir bölümü, zaten Türkiye'de faaliyet gösteren ve burada bizden hizmet talep eden şirketlerdir. Örneğin, Unilever gibi, Visa gibi şirketler bizim müşterilerimizdir ve isterseniz ne tür hizmetler sunduğumuza dair örnek de verebilirim. Ama aynı tür ihtiyaçları bulunan Türk şirketlere de hizmet sağlıyoruz. Bugün Türk müşterilerimizin sayısı az ama bu sayıyı arttırmaya çalışıyoruz. Dünyanın geri kalanıyla bağlantı kurmalarına yardım ediyoruz. Buna imkan tanıyan telekomünikasyon hizmetleri, şirketlerin müşterileriyle veya hatta kendi aralarında güvenli bir şekilde bağlantı kurmasını sağlıyor. Size son bir örnek vermeme izin verin. Biz müşterimiz olan Türk Telekom'la birliktede çalışıyoruz. Ama eminim bu konuya birazdan değineceğiz.

 

İpek Cem: Bu konuya daha sonra döneceğiz. Aslında şimdi özelleştirme temasıyla devam etmek istiyorum.

 

Olivier Campenon: Tabii ki.

 

İpek Cem: British Telecom üç evreli bir özelleştirmeden geçti. Şirket, 1980'lerden 1990'ların ortasına kadar devam eden bir süreç içinde özelleştirildi. Şirket şimdi kendini yeniden tanımlıyor; İngiltere merkezli ve kıta Avrupasına yönelik bir şirket olmaktan çıkarak küresel bir şirket olma yolunda ilerliyor. Bu özelleştirmenin başarı seviyesini değerlendirir misiniz?

 

Olivier Campenon: Öncelikle... Sizin de doğru bir şekilde ifade ettiğiniz gibi, markamız artık "BT" olarak adlandırılıyor. Türkiye'de, bu kısaltmanın "Bilişim Teknolojileri" anlamına geldiği düşünülebilir ama...

 

İpek Cem: Telaffuzunuz fena değil.

 

Olivier Campenon: Teşekkürler. Ama bu kısaltma "British Telecom" anlamına geliyor.

 

İpek Cem: Evet.

 

Olivier Campenon: Ancak küresel düzeydeki hedefimizi dikkate aldığımızda, bunun uygun olmadığını düşündük; çünkü kendimizi sadece İngiltere'yle sınırlandırmıyoruz. Üstelik sadece telekomünikasyonla da sınırlandırmıyoruz. Bu nedenle artık markamızı "BT" olarak adlandırıyoruz. Özelleştirme 1990'larda gerçekleşti ve çok uzun bir süreç oldu. Ancak bu süreç iki nedenden ötürü çok başarılı olduğunu kanıtladı. Birinci neden, bence, çok fazla sayıda hissedara sahip olmamızdı. BT'nin bugün beş milyondan fazla hissedarı var ve bu da gelişme kabiliyetimizi epeyce güçlendiriyor. İkinci neden ise BT'yi sürekli olarak yeniliklere doğru iten bir yasal düzenleme çerçevesinde hareket etmemiz. BT bugün güçlü bir yenilik platformunu temel alan lider hizmet sağlayıcılardan biridir.

 

İpek Cem: Türk Telekom'un özelleştirilmesi konusuna geri dönersek... Bu konuda birçok tartışma yaşandı, çünkü bu özelleştirme çok uzun zamandır planlanıyordu. Kimin kazanacağı konusunda büyük çekişme yaşandı. Sonrasında ise Türk Telekom'un beklenen hizmet seviyesini tutturamadığı düşünülüyor. Cep telefonu şirketlerinin gelişmekte olduğunu biliyoruz. Türk Telekom özelleştirildiğinde, bu hizmetin tüketicileri Telekom'un harekete geçirilmesini bekliyordu. Türk Telekom devletin elinde olduğu için belki kaynak eksikliğinden, belki de para yokluğundan ilerleyemediği düşünülüyordu. Ama böyle bir düşünce artık söz konusu değil. Türk Telekom'da sürecin bu kadar yavaş ilerlemesiyle ilgili düşünceleriniz nedir?

 

Olivier Campenon: Sizin de söylediğiniz gibi, özelleştirme karmaşık bir süreçtir. Üstelik bir telekomünikasyon ortamında süreç daha da karmaşık bir hal alır, çünkü yüklü yatırımlar ve sahip olmanız gereken teknolojik kaynaklar vardır. Özelleştirme karmaşık bir süreçtir. Özelleştirmenin zaman aldığı gerçeğini saygıyla karşılıyorum. Aynı zamanda, bir müşteri olarak, her zaman için daha fazlasını istediğimiz gerçeğini de saygıyla karşılıyorum. Türk Telekom örneğindeyse, artık bazı ilerlemeler kaydedilmeye başlandığına inanıyorum. Aslında, Türk Telekom, dönüşümünü hızlandırabilmek için BT'den kendisine destek vermesini ve danışmanlık yapmasını istemişti. Dünyada son on yıl içinde BT'nin geçirdiği kadar büyük ve derin bir dönüşüm geçiren çok az sayıda büyük operatör vardır. Bu bilgiye sahibiz ve şimdi de bu konuda dünyanın çeşitli yerlerinde bir dizi operatörle birlikte çalışmaktayız. Türk Telekom'a ise kilit önemdeki konular için, şirketin yeniden yapılandırılmasına ve doğru yönde ilerlemesine yardımcı olmak için bir dizi yönetici sağladık.

 

İpek Cem: Bu proje ne zaman başladı?

 

Olivier Campenon: Proje geçen yıl imzalandı ve bir yıl boyunca devam edecek.

 

İpek Cem: Bir yılın sonunda, projenin süresi uzatılacak mı, yoksa yeniden görüşülecek mi?

 

Olivier Campenon: Yeniden görüşülecek ama ben sürenin uzatılmasını bekliyorum.

 

İpek Cem: Türkiye'deki telekom servislerine baktığınızda, mesela cep telefonları açısından, sabit telefonlar açısından ve aynı zamanda internet açısından baktığınızda, cep telefonu sektöründe büyük bir gelişme görüyoruz. BT'nin sabit telefon – cep telefonu uyumu konusunda çalıştığını biliyoruz. Bu uyumun nasıl sağlandığını bize anlatabilir misiniz?

 

Olivier Campenon: Tabii ki. Sizin kaç rehber kullandığınızı bilmiyorum ama seyircilerinize cep telefonlarının rehberi, ev telefonlarının rehberi ve bilgisayarlarındaki rehber gibi kaç farklı rehber arasında gidip gelmek zorunda olduklarını sorabilirsiniz. Ya da hangi telefonu kullanmak konusunda kaç kez kararsız kaldıklarını sorabilirsiniz. Bu, müşterileri ilgilendiren bir konu. Bu nedenle BT bu soruya hepsini tek bir alet içinde birleştirerek cevap sunmaya karar verdi. Düşünce aslında çok basit. Elinizde tek bir telefon, bir cep telefonu olacak ama evinize girdiğinizde cep telefonunuz ev telefonu haline gelecek ve geniş bant erişimine dönecek. Ama ofise gittiğinizde, aynı telefon iş telefonunuz haline gelecek. Çok basit bir düşünce. Söylemesi kolay; yapması çok zor.

 

İpek Cem: Ben de tam onu söyleyecektim.

 

Olivier Campenon: Bir dizi ekipman satıcısıyla birlikte çalışmak ve kabiliyetlerini arttırmak için BT'nin geliştirdiği bir ağ olan yeni bir IP platformuyla birlikte ilerlemek birkaç yılımızı aldı. Yeni IPplatformu artık İngiltere'de kullanılmaya başladı ve geçen yıldan itibaren iyi bir tempoyla gelişti. Her hafta bin yeni müşteri ediniyoruz. İngiltere dışındaysa, bunu öteki büyük şirketlere teklif etmek istedik. Daha önce de söylediğim gibi, İngiltere dışındaki büyük şirketler üzerinde daha fazla odaklanmaktayız. Bu söylediklerimi yapacağız... Tabii ki doğru seviyeye ulaşıldığında, bunu Türkiye'de de yapacağız. Bu, müşterilerin cep telefonlarını sadece tek bir telefon cihazı olarak kullanmasını sağlayacak ve insanlar ofislerine döndüğünde telefon cihazları otomatik olarak aktif bir iş telefonu haline dönüşecek.

 

İpek Cem: Bunun için sabit hatlar, cep telefonu operatörleri ve öteki servis sağlayıcılar gibi farklı operatörler arasında birçok anlaşma imzalanması gerekecek. Bu konu nasıl halledilecek?

 

Olivier Campenon: Çok doğru söylediniz. Bu konunun karmaşık olmasının nedeni, çok sayıda oyuncuyu nihai müşteri için bir tek kullanıcı dostu alet içinde bir araya getirme isteğidir. Bu, zaman alacaktır... Bu iş zaman alacaktır, çünkü cep telefonu operatörleriyle anlaşılması gerekecektir. Bu iş zaman alacaktır, çünkü geniş bant erişimine sahip olmanız gerekecektir. Bu ülkede meydana gelen kilit önemdeki gelişmelerden biri de geniş bant erişim sayısının arttırılabilmesidir. Geniş bant erişimi, evinizdeyken tek bir telefon prizini üçlü veya dörtlü erişim için kullanmanız; bir tek prizden telefon, cep telefonu, internet ve televizyon erişimi sağlamanız anlamına gelmektedir. Ve tabii ki televizyonunuzdan haberleri izlemeniz anlamına gelmektedir.

 

İpek Cem: Bütün bu oyuncular arasındaki rekabet açısından bu erişim nasıl işleyecek? Çoğu zaman cep telefonlarının sabit hatlara karşı bir rakip olduğunu düşünürüz; ki bunu siz de tahmin edebilirsiniz. Bu konu nasıl ele alınıyor? Eğer ben... Bir müşteri olarak bana seçim yapma şansı verirseniz, böyle bir sistemle fatura tutarımı düşürmeyi hedeflerim.

 

Olivier Campenon: Kesinlikle çok haklısınız. Biz hepimiz birer müşteri veya birer iş ortağıyız ve hizmetleri hep en iyi şekilde kullanmaya çalışırız. Ama bunu belli bir kalitede ve belli bir hizmet düzeyinde yapmak isteriz. Sizin bütün iletişiminizi yönetebilmeniz için en iyi sistemi kullanmak istiyoruz. Uyumluluk fikri, istediğiniz zaman en kaliteli ve ücreti en uygun ağı kullanmaktır. Cep telefonuyla iletişim iyidir ama pahalıdır. Bu yüzden, görüşmenizi sabit hattınıza yönlendirebilirseniz, bu nihai kullanıcının işine yaracaktır. Bizim açımızdan baktığınızdaysa... Özür dilerim ama bu noktada biraz teknik konuşmam gerekiyor. Ama bizim açımızdan baktığınızda, BT yeni bir platforma 20 milyar dolar yatırım yapan ve yatırıma devam edecek olan ilk şirkettir. Yeni platformun adı "IP Network". Aslında bu platforma 21CN diyoruz.

 

İpek Cem: 21'inci yüzyıl mı?

 

Olivier Campenon: Evet, kesinlikle... 21'inci Yüzyıl Ağı. Yeni bir yüzyıla girdik. İletişimin cep telefonuyla veya sabit telefon hatlarıyla yapılmasının veya veri, görüntü ya da ses aracılığıyla yapılmasının artık önemli olmadığı yeni bir döneme girdik. Bütün iletişim aynı platform veya aynı ağ üzerinde bütünleştirilebilir ve bunu bir kez başarırsanız "Bingo!" diyebilirsiniz. Ben sizi ararsam ve siz ulaşılabilir durumda değilseniz, bu arama size bir e – postayla veya cep telefonunuza bir kısa mesajla iletilebilir. Böylece mesajı bir ortamdan diğerine kolayca aktarabilirsiniz. Müşterilerin beklediği esneklik de budur işte. Türkiye'deyse, bu konu hem iletişimin ağının geliştirilmesiyle yani geniş bant erişiminin geliştirilmesiyle hem de rekabetle sağlanacaktır, çünkü rekabet yenilikler yapılmasını sağlar.

 

İpek Cem: Bunu doğru olarak anlamak için, bir soru soracağım. Sistem ya da ağ, bu seçimleri benim için mi yapacak? Yoksa tüketici olarak ben kendim mi yapacağım?

 

Olivier Campenon: Umarım, karar verme noktasında hep siz olursunuz. Seçimi sizin adınıza biz yapmayacağız; ama bizim yapmak istediğimiz şey, size seçenekleri sunmak. Ortak bir platforma sahip olmak, bir dizi ısmarlama hizmet veya sadece sizin için özelleştirilmiş hizmetler geliştirmemize olanak tanımaktadır. Size basit bir örnek vereyim... Bizim füzyon telefon dediğimiz bu telefonlardan biriyle, mesela bir arkadaşınızı ziyaret ederken, arkadaşınızın ağını kullanacaksınız ama bu kullanımda masrafın kendi faturanıza yazılmasını sağlayabilirsiniz. Bu, kendi kullanımınız için çok esnek bir araç, öyle değil mi? Yeni teknoloji bu esnekliği mümkün kılacak.

 

İpek Cem: Bölgede, büyük şirketlerin yanı sıra, hükümetler ve kamu kuruluşları da modernleşmekte. Sizin Dubai'de bir merkez ofisiniz var. Bölge gelişiyor ve çok hızlı bir şekilde değişiyor. Bölgede hükümetlerle ve kamu kuruluşlarıyla da çalışıyor musunuz?

 

Olivier Campenon: Evet... ve daha fazla çalışmak istiyoruz. Sizin de ifade ettiğiniz gibi, özellikle bu bölgede devlet kurumlarından yeni dalga telekomünikasyon hizmetlerinden yararlanma konusunda giderek büyüyen bir talep bulunmakta. Bazı hükümetlerle yakın bir işbirliği içinde çalıştığımız iki konuyu size örnek olarak gösterebilirim. Bunlardan biri güvenlik ve diğeri de sağlık. BT, hem güvenlik hem de sağlık konularında, İngiltere dışında benzersiz bir deneyim geliştirmiştir. Güvenlik derken sadece kameralar aracılığıyla çevreyi kontrol eden bir televizyon sistemi olan CCTV'den ve sadece fiziksel güvenliği kastetmiyorum. Aynı zamanda bilgi güvenliğini de kastediyorum. Verilerin ulaşılabilir olduğu her noktada, bu verilere üst düzey bir güvenlik aracılığıyla erişilmesini sağlıyoruz. Bu işin bir yönü ve özellikle Körfez bölgesindeki birçok hükümetten bu yönde giderek büyüyen talepler alıyoruz. İkinci örnekse, sağlık. Birçok ülkede tanık olduğumuz bir şey, herkesin kişisel bir veri dosyasına sahip olmasının öneminin anlaşılmasıydı. Kişisel veri dosyanızda kim olduğunuz, ne tür hastalıklar geçirdiğiniz, hangi tedavileri gördüğünüz ve hangi ilaçları kullandığınız yazar. Size yardımcı olacak herhangi bir doktorun bu bilgilere erişebilmesini sağlamalıyız. Bunu söylemek kolay ama yapmak çok zor. BT de bugün bir dizi hükümete bu konuda yardım ediyor ve bu teklifler üzerinde çalışıyor.

 

İpek Cem: Bu dosya, içinde bilgilerinizi tutan ve yanınızda taşıdığınız bir kart şeklinde mi olacak? Yoksa hükümet, hastaneler ve doktorlar için bütün bilgileri bir arada tutan bir dosyalama yapısı içinde mi olacak?

 

Olivier Campenon: Çok güzel bir noktaya değindiniz. Genellikle ikisi birlikte oluyor. Ama bu, hükümetlerin ve bakanlıkların kararına bağlıdır. Tabii ki ikisinin de etkileri ve maliyetleri farklıdır.   Genellikle ikisine birden ihtiyaç duyarsınız, çünkü kartınızın üzerinde asgari düzeyde bir kimlik bilgisi ve sağlığınızla ilgili yine asgari düzeyde bilgiler bulunması gerekir. Ama aynı zamanda bir doktor tarafından güvenli bir yol aracılığıyla internetten erişebilecek dosyanızda daha ayrıntılı bilgiler bulunacaktır.

 

İpek Cem: Bu, İngiltere'de zaten uygulanmakta olan bir sistem mi? Bu sistemi uluslararası kullanım için mi uyarlıyorsunuz?

 

Olivier Campenon: Kesinlikle. BT, İngiltere'de bu aşamada mevcut olan en iddialı programlardan birini uygulamak için Sağlık Bakanlığıyla çalışmaktadır. Bu arada başkalarıyla birlikte çalışmaktayız. Projenin lideri biziz ama başka birkaç servis sağlayıcıyla birlikte çalışmaktayız ve bugün bu projeyi artık bütün İngilizler için uygulamaktayız. Sözünü ettiğim deneyimi ve uzmanlığımızı kullanarak bunu başka hükümetlere de sunuyoruz. Sizi rakam bombardımanına tutmak istemem ama sadece genel görüntüyü çizmek için bazı rakamları ifade edeceğim. Yıllık Değerlendirmelerimizde, BT'nin %4 büyüdüğünü açıkladık. Şu anda 20 milyar pound'luk bir şirketiz ve 100 binden fazla çalışanımız var. Oldukça büyük bir şirketiz. Toplamda %4 büyürken, İngiltere dışında %17'lik bir büyüme kaydettik. Bu da bizim büyüme motorumuz oldu. Bu yüzden hep belli yerlere odaklanıyoruz. Amerika'da büyüyoruz, Batı Avrupa'da büyüyoruz. Ama aynı zamanda yeni gelişen ülkeler olarak adlandırılan ülkelere de açılıp yatırım yapıyor ve bu ülkelerde de büyüyoruz. Bunun nedeni basit: Müşterilerimiz nereye giderse biz de oraya gidiyoruz. Eskiden küresel boyutlardaki şirketlerden bazıları küreselleşmeyi maliyetleri azaltmanın bir yolu olarak görüyor ve "fabrikayı iş gücü maliyetlerinin düşük olduğu yerlere taşıyalım." diyordu. Ama bu şirketler artık küreselleşmenin bir sonraki aşamasına geçtiler ve piyasa talepleri neredeyse oraya gitmeye başladılar. Piyasa taleplerinin nerede olduğunu tahmin edebiliyor musun? Tabii ki Hindistan'da, Çin'de ve aynı zamanda Türkiye'de. İşte biz de bu yüzden Türkiye'de giderek büyüyen bir talep yaşanmasını bekliyoruz ve bugün bu yüzden buradayız.

 

İpek Cem: İlgimi çeken konulardan biri de esnek çalışma koşulları. Bize bu sistemden biraz söz edebilir misiniz?

 

Olivier Campenon: Bu iki katmanlı bir sistem. Birincisi, müşterilere sattığımız araçları kendimiz de kullanalım anlamına geliyor. Bu araçlardan biri de, nerede olursanız olun, işyerinizden uzakta çalışabilme kabiliyetidir. İhtiyacınız olan şeyler, sadece bir bilgisayar, bir telefon prizi ve bir geniş bant erişimidir. Bunları edindiğinizde, evinizden çalışabilir ve bir ev – ofis çalışanı haline gelebilirsiniz. Biz de bunu yaptık ve dünyanın dört bir yanında, özellikle de İngiltere'de çalışanlarımızdan çoğuna bunu teklif ettik. İkinci unsursa, müşterilerimiz için gerçek zamanlı ve açık bir ortama taşınmaktayız. İşimizin güzelliği de burada ve bu, yine müşteri deneyimini kusursuz bir hale getirme, müşteri deneyimlerini peş peşe dizmek ama buna rağmen işin karmaşık yanını kendimize saklayarak, basit yanını öne çıkarmakla ilgili.

 

İpek Cem: Üzerinde çalıştığınız bir yeniliği, telefonla iletişim konusundaki bir yeniliği geliştirirken telefon üreticisi şirketlerle nasıl bir işbirliği içine giriyorsunuz?

 

Olivier Campenon: Önce size bir örnek vereyim. Bugün telekomünikasyon dünyasında, her zaman için IP'ye yani İnternet Protokolüne önem veriyoruz. BT, aslında kendi laboratuarlarında CISCO'yla birlikte bugün dünyanın her yerinde yaygın olarak kullanılan protokolü geliştirdi. Bu, iyi bir örnek... ama bu işi sadece biz yapmadık; ya sadece CISCO yapmadı. Bunu biz birlikte yaptık. Bu şekilde en iyisine ulaşabildik. İkinci örnek olarak da, 2004'te başlattığımız ve sekiz yıl devam edecek olan 21'inci Yüzyıl Ağı projesini gösterebilirim. Bu proje, sadece BT tarafından başlatılmadı. Dünyanın en büyük ekipman üreticilerini ve aynı zamanda orta ölçekteki ekipman satıcılarını bu projeye dahil etmeye karar verdik ve bir toplantıya davet ettik. İlk toplantımıza 700 ekipman üreticisi katıldı. Ne yapmak istediğimizi kendilerine anlattık. Ama aynı zamanda da şunu söyledik: "Bize yardım etmelisiniz. Doğru yönde ilerleyip ilerlemediğimizi bize söylemelisiniz. Neler olabileceğine dair düşüncelerinizi bize söylemelisiniz". Üreticileri seçtikten sonra, ürün geliştirme konusunda birlikte çok sıkı bir biçimde çalıştık. Sektör de bu şekilde işliyor zaten. Garajınıza kapanıp kendi başınıza bir şey yapamazsınız. Bu, her şeyin birbirine bağlı olduğu açık bir dünyadır. Bu yüzden de yaptığınız her şeyin açık olduğundan emin olmalısınız. Fikri mülkiyet hakları ve tekeller artık sona erdi.

 

İpek Cem: Bir de Voice – Over IP konusuna gelmek istiyorum. Bu, hızla yükselen bir yenilik. Voice – Over IP'in sabit hatlarla rekabeti hangi düzeyde?

 

Olivier Campenon: Büyük bir rekabet içinde... Gerçekten büyük bir rekabet var. BT olarak... yaklaşık üç yıl önce... kendi gelir akışımızı baltalama riskine rağmen bir tercih yaptık. Bu tür kararlar, özellikle de bir Yönetim Kurulu Başkanı için, alınması çok zor kararlardır. Ama bir karar aldık ve bu kararı doğru zamanda aldığımıza inandık. Bunu biz yapmasaydık, rakiplerimiz bunu kendileri yapacaktı. Peki bu ne anlama geliyor? Geniş bant hizmetlerine yatırım yapmaya karar verdik. Bu IP platformuna yatırım yapmaya karar verdik ve şimdi de müşterilerimize IP telefonu işini hemen sunabilecek duruma geldik; Üstelik kendi ağları üzerinden bunu yapabiliriz. Gelir akışımızda bir düşüş... bir azalma görüyoruz. Bu yüzden de yıllık raporlarda geleneksel gelirler toplamının azaldığını görüyorsunuz. Yeni bir hizmetler grubu, "yeni dalga" olarak adlandırılan bir hizmetler grubu yarattık. Bu grup geleneksel gelirler toplamındaki düşüşü fazlasıyla telafi ediyor. Bu kararı zamanında aldığımızı umuyorum. Böylece bir büyüme gerçekleştirebiliriz.

 

İpek Cem: Telekomünikasyon sektöründen söz ederken, aynı zamanda yasal düzenlemeler de önemli. Avrupa da artık birleşik bir Avrupa oldu. Farklı ülkelerde benzer işlerin belli bir şekilde yapılmasını isteyen birçok düzenleme var. Hükümetler düzeyinde veya AB düzeyinde yeterince işbirliği ve ortak strateji çalışmaları var mı?

 

Olivier Campenon: Hükümetlerin birçoğunun bir şekilde kendi şirketlerini ve ülkelerindeki ana Telekom operatörlerini koruma yönünde çok büyük bir eğilim gösterdiklerini size söyleyebilirim. BT, açık bir rekabet alanı sağlanması konusunda güçlü bir baskıda bulunuyor. Yani biz hem Avrupa'daki bütün hükümetlerin hem de Avrupa dışındaki hükümetlerin aynı kuralları ve aynı düzenlemeleri benimsemesini ve böylece adil bir rekabet düzeninin ortaya çıkmasını bekliyoruz. Bu düzenlemelerin bütün ülkelerde aynı hızla gerçekleştirilemeyeceğini kabul ediyoruz, çünkü sizin de söylediğiniz gibi, Türkiye'de özelleştirme hâlâ çok yeni bir konu. Bu yüzden Türk Telekom'un bu yeni ortama uyum sağlaması için biraz daha fazla zamana ihtiyacı olduğunu biliyoruz ama Türkiye'de tam rekabetin yaşanacağı bir zamanı da bekliyoruz. Bence, nihai müşterilerin gerçek anlama bir kazanç sağlamalarının tek yolu budur. Biz bunun için çalışıyoruz. Bu yüzden düzenlemeleri yapan bütün yetkililerin aldıkları kararların etkisini çok iyi anlamalarına yardım ediyoruz. Bu yüzden Brüksel'de AB yetkilileriyle birlikte çok fazla zaman geçiriyor ve onların da bunu anlamalarına yardım ediyoruz. Ama daha da önemlisi, Türkiye gibi bir ülkenin bunun dünya çapında bir rekabet olduğunu anlaması büyük önem taşımaktadır. Büyük bir grup, dünya üzerinde kendi varlığını göstermeye karar verdiğinde, tabii ki ortamı, ekonomik ortamı, piyasa taleplerini gözden geçirecektir. Ama aynı zamanda o ülkede kullanabileceği araçları gözden geçirecektir. Telekomünikasyon da bu araçlardan biridir. Ülke içinde veya dışarıdan o ülkeyle iletişim sağlamak zorsa, o zaman grup o ülkeye daha fazla yatırım yapmadan önce iki kez düşünecektir.

 

İpek Cem: Bu açıdan Türkiye'yi nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Olivier Campenon: Geçen... son iki yıl içinde çok iyi bir ilerleme kaydetti. Şimdi de bir sonraki adımın atılmasını bekliyoruz... Yapının, düzenlemeler yapısının oturmasını bekliyoruz. Her şey tam olarak uygulanırsa, böylece biz de açık bir rekabeti görebiliriz.

 

İpek Cem: Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür etmek istiyorum.

 

Olivier Campenon: Ben teşekkür ederim. Teşekkürler.

 

Görüşme metinleri, orjinal bir metinden değil, sesli ve görüntülü televizyon röportajından deşifre edilerek yazılı hale getirilmiştir. İpek Cem ve NTV, işitme hatalarından, tercüme veya ses kayıplarından doğabilecek olası yanlışları engellemek için maksimum özen göstermektedir. Buna rağmen, deşifre ve tercümeden kaynaklanan anlam farkları ve hatalara rastlanması mümkün olabilir.