26 Nisan 2006
Pervez Müşerref

İslamabad, Pakistan Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda gerçekleştirilen röportajda, yalnız Türkiye'yi değil tüm dünyayı ilgilendiren El Kaide ve Taliban örgütlerine ilişkin önemli ipuçları verildi.

İpek Cem: Bu akşam konuğumuz, Pakistan Devlet Başkanı Sayın Pervez Müşerref. Programımıza katıldığınız için teşekkür ederim. 2001 yılında başlatılan terörle savaşın ön cephesinde yer alan Pakistan terörle mücadele ederken bazı suçlamalara da maruz kaldı. Zaman zaman, sınırları içerisinde terör birimlerini barındırmakla suçlandı. Sizce ne kadar ilerleme kaydedildi ve yakın gelecekteki beklentilerinizi öğrenebilir miyim?

 

Pervez Müşerref: Teröre karşı böylesine mücadele verdiğimiz bir dönemde Pakistan'a yönelik bu tür suçlamaların olması çok talihsiz bir durum. Önemli adımlar attığımıza inanıyorum. Terör ve köktendinciliği iki ayrı konu olarak ele alıp buna göre strateji belirleyen ilk ülkeyiz. Terörle, askeri bağlamda bütün gücümüzle savaşıyoruz. Terör örgütlerine karşı önce şehirlerde harekat başlattık ve El-Kaide'yi büyük ölçüde şehirlerimizden temizledik. Kırsal kesimdeki operasyonlarımız halihazırda devam ediyor. Kırsal kesimde de önemli başarılar kazanıyoruz. Dağlarda konuşlanan teröristlere ait sığınakları temizledik. Kalanlar, dağlarda küçük hücreler halinde saklanıyor. Şu anda El-Kaide'den Taliban'a doğru bir geçiş yaşanıyor. Bu geçiş sınır bölgelerimizi etkiliyor. Şu anda hedefimiz bu. Köktendinciliğin özünde bu Taliban hareketi yer alıyor. Bunlar din konusunda abartılı görüşlere sahip, sabit fikirli insanlar. Dolayısıyla bu konuya ve terörizm konusuna farklı şekillerde yaklaşıyoruz. Özetle söylemek gerekirse, geçen bir yıllık süre içerisinde hem Taliban hareketine hem de dağlardaki El-Kaide'ye karşı önemli başarılar elde ettik.

 

İpek Cem: Sizce terör faaliyetleri arasındaki koordinasyonun seviyesi nedir? Faaliyetlerin tek elden yönetildiğine ve organize bir yapıya sahip olduğuna inanıyor musunuz? Yoksa bölge bölge bağımsız hareketler mi söz konusu?

 

Pervez Müşerref: Bence belli bir sistem söz konusu. Bana göre faaliyetler belli bir sisteme göre yönetiliyor. O kadar organize olmayabilir. Belki emirleri bir-iki kişi veriyordur. Buna rağmen yeterince iyi organize olduklarını düşünüyorum. Bu grupların, terör örgütleriyle uluslararası bağlantıları var. Neler olup bittiğini takip ediyorlar. Aynı zamanda mali bağlantıları da var. Kısacası, belli ölçüde organize olmuş durumdalar. Ancak operasyonlarımız sonucunda dağlara çekilmek zorunda kaldıkları için birbirleriyle olan bağlantıları kesilmiş durumda. Bana sorarsanız her iki durum da söz konusu. Belli bir organizasyon söz konusu, ama aynı zamanda bağımsız faaliyetler de yürütülüyor.

 

İpek Cem: Sizce Usame Bin-Laden hâlâ hayatta ve Pakistan sınırları içerisinde faaliyet gösteriyor diyebilir miyiz?

 

Pervez Müşerref: Usame Bin Laden'in hâlâ hayatta olup olmadığından emin değilim. Zahiri hayatta, Molla Ömer hayatta ancak Usame Bin Ladin konusunda emin değilim. Bir dönem artık hayatta olmadığına emindik. Ama şu anda aynı şeyi söyleyemiyorum. Yerlerine gelince, Molla Ömer kesinlikle Afganistan'da. Zahiri ve Usame Bin Ladin muhtemelen sınır bölgesinde bir yerdeler. Ya tek bir bölgede konuşlanıyorlar ya da faaliyetlere bağlı olarak sınırın her iki tarafına gidip geliyorlar.

 

İpek Cem: Afganistan'la Pakistan arasındaki işbirliğinin düzeyi nedir? Son birkaç ay içerisinde bu konuda karşılıklı bazı eleştiriler yapıldı. Özellikle de Amerika'nın Pakistan'daki operasyonları göz önüne alındığında, yeterince işbirliği olduğuna inanıyor musunuz?

 

Pervez Müşerref: Amerikan güçleri ve ISAF'le aramızda tam bir işbirliği var. Şu anda NATO da devrede. Hem stratejik, hem taktik hem de istihbarat alanında ciddi bir işbirliği söz konusu. Bütün bu alanlarda işbirliği sağlanmış durumda. Afgan güçlerine gelince, Afgan güçleri şu anda kurulum aşamasında ve onlarla ilişki kurmaya çalışıyoruz. Yine de aramızda ciddi bir işbirliği olduğunu söyleyebilirim. Ancak bu işbirliği daha çok, sınır bölgesinde faaliyet gösteren Amerikan ve ISAF güçlerinin aracılığıyla oluyor. Afganistan'ın, Taliban ve El-Kaide'ye destek olduğumuz yönündeki suçlamaları hiç hoşumuza gitmedi. Özellikle bu kadar gayret gösterdiğimiz bir dönemde bu gibi suçlamalara tolerans göstermemiz imkansız. Bütün bu suçlamaların arkasında, Afganistan'da faaliyet gösteren Pakistan karşıtı çevreler var.

 

İpek Cem: Pakistan bir süre önce büyük bir deprem felaketi yaşadı ve bu felakette 70 bin insan hayatını kaybetti. Bu konuda pek çok kaynaktan bilgi aldım. Bu alandaki çalışmaların, şu anda hangi aşamada olduğunu söyler misiniz?

 

Pervez Müşerref: Çalışmalar çok iyi gidiyor. Yardımlarından dolayı Türkiye'ye teşekkür etmek istiyorum. Başbakana, hükümete ve Türk halkına çok teşekkür ederim. Depremzedeler için başlatılan bağış kampanyalarına yardımda bulunan her Türk vatandaşına müteşekkiriz. Bu, iki ülke arasındaki kardeşliğin güzel bir göstergesiydi. Yapılan her şey için çok teşekkür ederiz. Yapılan çalışmalara gelince, kurtarma ve yardım çalışmalarının çok başarılı geçtiğine inanıyorum. Açlık ve salgın hastalık yaşanmaması için yoğun bir mücadele verdik. Kış mevsiminde soğuklara bağlı olarak hayatını kaybeden olmadı. Şu anda yeniden yapılanma aşamasında bulunuyoruz. Bu bağlamda, evler, okullar, sağlık birimleri, resmi binalar yeniden inşa edilecek. Mağdur durumdakiler, yetimler ve fiziksel özürlüler için gerekli önlemler alınacak. Şu anda bu aşamadayız. Uzun vadeye yönelik bir çalışma olacak ancak stratejimizi belirledik ve organize olmuş durumdayız. Türkiye de dahil olmak üzere uluslar arası toplum tarafından bize verilen fonların dağıtımına başladık bile.

 

İpek Cem: Verilen uluslararası destekten memnun musunuz?

 

Pervez Müşerref: Evet, çok memnunum. Uluslar arası toplum gerçekten imdadımıza yetişti. Düzenlediğimiz yardım konferansında kurtarma ve yardım çalışmalarının ana hatlarını belirledik. Kurtarma çalışmalarına Türkiye'den gelen ekipler de katıldı. Bu bizi çok duygulandırdı. Bu konuda uzman ekiplerimiz yok. Yardım konusunda ise, uluslar arası toplum, gıda, su, sağlık ve ilaç yardımında bulundu ve kış mevsimi için gerekli barınaklar yapıldı. Kısacası uluslararası toplum önemli yardımlarda bulundu. Yardım konferansında yaptığımız hasar tespitinde, hasarın 5.2 milyar Dolar olduğunu belirledik. Yardım konferansına yaklaşık 80 ülke katılmıştı. Uluslararası toplum çok cömert davrandı ve 6.5 milyar Dolar bağışta bulundu. Yardımlarından dolayı Birleşmiş Milletler kurumlarına, katılan tüm ülkelere, Pakistan halkına ve Pakistan ordusuna çok teşekkür ediyoruz.

 

İpek Cem: Başkan Bush, mart ayında Hindistan ve Pakistan da dahil olmak üzere, bölgeyi kapsayan önemli bir ziyaret gerçekleştirdi. Hem ziyaret öncesinde hem de sonrasında pek çok şey söylendi. Ziyaret sırasında Amerika'yla Hindistan arasında yeni anlaşmalar imzalandı ve Hindistan'ın nükleer programına devam etmesi yönünde destek verildi. Ancak aynı yaklaşım Pakistan'a gösterilmedi. Amerika'nın taraflı davrandığına dair görüşler hakim. Amerika'nın bölgede izlediği politika ve Amerika-Pakistan ilişkileriyle ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz?

 

Pervez Müşerref: Konuya, stratejik gerçekler ve ulusal çıkarlar çerçevesinde bakmak zorundayız. Amerika, çıkarları doğrultusunda belli bir yön belirlemiş ve Hindistan bu planın içinde yer alıyor. Biz bu planın içinde yokuz çünkü Amerika'nın stratejik yönü söz konusu olduğunda, Hindistan'la paylaştığı müşterek yöne sahip değiliz.

 

İpek Cem: Müşterek yönden neyi kast ediyorsunuz?

 

Pervez Müşerref: Odak noktası, tehdit olarak görülen şeyler...

 

İpek Cem: Çin.

 

Pervez Müşerref: Evet, haklısınız. Çin'e odaklanıyorlar. Pakistan olarak Çin'le ilişkilerimiz çok iyi. Çin dostumuz. Çin ekonomik olarak bize yardım ediyor. Savunma projelerinde birlikte çalışıyoruz. Dolayısıyla Çin'le ilişkilerimiz diğer ilişkilere kıyasla çok farklı. Bu noktadan baktığımızda, Amerika'yla aynı görüşe sahip olmamız imkansız. Nükleer konulara gelince, nükleer faaliyetler yürüten bir ülke olduğumuzu inkar etmiyorlar. Nükleer faaliyetlerimizi daha da geliştiriyoruz. Nükleer füze konusundaki çalışmalarımızı geliştirmeye devam ediyoruz. Kimse bize dur demiyor. Hindistan'a gelince, resmi olarak tanınmasa da, ABD ile imzaladıkları anlaşma, Hindistan'ın nükleer faaliyetler yürüten bir ülke olarak kabul edildiğini gösteriyor. Pakistan için böyle bir durum söz konusu değil. Aradaki fark işte bu. Az önce de belirttiğim gibi çıkarlarımız farklı. Amerika'yla olan ilişkilerimizi çıkar bazında değerlendiriyoruz. Amerika'yla ilişkilerimizi karşılıklı çıkarlar çerçevesinde belirliyoruz. Amerika'nın Hindistan'la kurduğu ilişkiler de karşılıklı çıkara dayanıyor. Bence Pakistan, Hindistan-Amerika ilişkilerini odak noktası yapmamalı. Biz kendi çıkarlarımızı gözetiyoruz ve bizim çıkarlarımız çok farklı.

 

İpek Cem: Keşmir bölgesi Hindistan'la Pakistan arasında önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Konuya yaklaşım açısından belli ilerlemeler kaydedildi. Hint liderlerle bir araya geldiniz ve masaya çok sayıda çözüm önerisi kondu. Yine de bu konu sorun olmaya devam ediyor. İki ülke arasında anlaşmazlık söz konusu olduğunda ve taraflardan biri nükleer faaliyetlerini artırdığında bu, silahlanmanın artmasına neden olacaktır. Konuya bu açıdan baktığımızda, Amerika'nın Hindistan'la yakınlaşması, politikalarınızı ne kadar etkiliyor?

 

Pervez Müşerref: Haklısınız, belli ölçülerde silahlanma yarışına neden olabilir ancak Pakistan silahlanma yarışında değildir. Pakistan, caydırıcılık stratejisi uyguluyor. Askeri gücümüzü bu seviyede tutmaya çalışıyoruz. Günümüzdeki teknolojik gelişmelere bağlı olarak bu seviye çok değişmiş durumda. Eskiden dengeyi asker sayısıyla kurmaya çalışıyorduk. Ancak silahların gücüne ve isabet oranındaki artışa bağlı olarak çok şey değişti. Artık karşı tarafın kapasitesini biliyoruz. Aynı şekilde karşı taraf da bizim kapasitemizi biliyor. Bu konuda çok rahatız. Caydırıcılık düzeyimizi korumaya devam edeceğiz. Pakistan'ın karşı karşıya olduğu tehditleri takip edeceğiz ve, askeri harcamaların ülkeye maliyetini asgari seviyeye indirgeyerek caydırıcılık düzeyimizi korumaya devam edeceğiz.

 

İpek Cem: Keşmir sorununun çözümü ve Hindistan'la ilişkilerin normalleşmesi açısından belli bir zaman çizelgesi belirlediniz mi?

 

Pervez Müşerref: Zaman çizelgesi yok ancak kişisel olarak daha hızlı ilerlememiz gerektiğine inanıyorum. Şu anda iki farklı alanda ilerliyoruz. İlki, karşılıklı güvenin tesisi, ikincisi ise sorun çözümü. Güven tesisi konusunda başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Ancak bu ikisinin birlikte hareket etmesi gerek. Sorunların çözümü konusunda o kadar hızlı ilerleyemiyoruz. Bu alanda hızlanmamız gerek. Belli bir zaman çizelgesi yok ve Pakistan olarak, Keşmir konusunun çözümüne yönelik girişimlerden tam anlamıyla tatmin olmuş değiliz. Hindistan ve Pakistan arasında kalıcı bir barış sağlamak istiyorsak Keşmir sorununu mutlaka çözmek zorundayız.

 

İpek Cem: Batı dünyası, demokrasi konusunda Pakistan'ı eleştirerek devlet başkanının aynı zamanda ordunun başında olmasına karşı çıkıyor. Buna karşın Pakistan'da demokrasiye yönelik bazı ilerlemeler de kaydediliyor. 2007 yılında seçim yapılacak. Pakistan'ın demokratikleşmeye yönelik çalışmalarıyla ilgili ne söyleyeceksiniz?

 

Pervez Müşerref: Pakistan, daha önce ülkede hiç var olmayan türde bir demokrasiye doğru hızlı adımlarla ilerliyor. İş askeri konulara geldiğinde, her ülkenin içinde bulunduğu bir konum vardır. Türkiye'nin kendine has bir konumu var. Türkiye'de Milli Güvenlik Konseyi var. Türkiye, içinde bulunduğu konuma bağlı olarak belli bir askeri politika yürütüyor. Bizim de bir konumumuz var. Politikamızı, bu konuma uygun olarak belirlemek zorundayız. Batı şartlarına uygun bir sistem uygulayamayız. Batı'da şartlar farklı. Batı demokrasileri de farklı. Olaya bu noktadan bakmak zorundayız. Demokrasi nedir; herkese bu soruyu soruyorum.

 

Demokrasinin ilk kuralı ifade özgürlüğüdür. Pakistan'da böyle bir demokrasi daha önce hiç olmamıştı. Elektronik ve yazılı basındaki ifade özgürlüğünü teşvik eden benim. Basın tamamen özgür. Bu açıklığı ben getirdim. Şu anda ülkede düzinelerce televizyon kanalı var. Muhalefet konuşmakta serbest. Demokrasinin bir diğer ilkesi ise halkın egemenliği. Yani halkın, liderlerini seçme özgürlüğü. Pakistan'da demokrasinin temel taşları hiç olmamıştı. Ancak biz, yerel yönetim sistemini getirdik. Artık insanlar, yaşadıkları bölgeleri yönetecek liderleri kendisi belirliyor. Bu, demokrasiye güzel bir örnek. İnsanlara seçme hakkı verdik. Eskiden de vardı ama artık üç kademeli hale geldi. Halk en üst düzeyden en alt kademeye kadar seçme şansına sahip. Demokrasi, bireylerin egemenliği demektir. Yerel yönetimler dışında, kadınların ve azınlıkların haklarına eğildik. Böyle bir şey daha önce hiç yapılmamıştı. Kadınlar ezik durumdaydı. Kadınlara siyasi güç verdik. Bu da demokrasi. Demokrasi, anayasaya bağlılık demektir. Anayasal kurumlar, ilk defa görev sürelerini tamamlamayı başarıyor. Senato, yerel hükümetler 4 yıl boyunca görevini ifa etmeyi başardı. Daha sonra seçimler yapıldı ve göreve yeni yöneticiler geldi. Seçimler usulüne uygun şekilde yapıldı ve Senato'nun yarısı değişti. Millet Meclisi ilk defa, 5 yıllık görev süresini tamamlayacak ve önümüzdeki yıl seçimler yapılacak. Dolayısıyla süreç son derece başarılı şekilde gelişiyor. Bana gelince, insanlar olaya tek bir yönden bakıyor ve asker olduğum için demokratik gelişmeleri gözden kaçırıyor. Üniforma giyiyorum, çünkü Parlamento'nun üçte ikisi, askeri rolümü sürdürmemi istedi ve bu konuda bana yetki verdi. Peki bu demokrasi değil mi? Parlamento'nun içte ikisinin bana bu yetkiyi vermesi de bir demokrasi göstergesidir. Kısacası, üniforma giymem, Pakistan anayasası ve demokratik uygulamanın sınırları içerisindedir. Ben, Batı'nın, Pakistan'daki demokrasiyi sorgulaması için bir neden görmüyorum.

 

İpek Cem: Seçimler ve seçim sonrası dönemle ilgili görüşleriniz nelerdir? Pakistan ekonomik olarak hızlı bir kalkınma sürecine girmiş durumda. Bazı alanlarda ilerleme kaydedildi ülke halen kırılgan bir konuma sahip. Bir de terörizm konusu var. 2000'li yılların sonlarına dair tahminlerinizi alabilir miyiz?

 

Pervez Müşerref: Pakistan'ın doğru yönde ilerlemeye devam edeceğine inanıyorum. Terör ve köktendincilik gibi sorunlarımız olduğunu kabul ediyorum. Bu sorunların üzerine gitmeye devam ediyoruz. Su sorunu veya Beluçistan'daki aşiretler gibi bazı iç sorunlarımız olduğu doğru. Ancak bu aşiretleri kontrol altına alıyoruz. Terörizm ve köktendincilik gibi sorunlar bir süre daha devam edecektir. Ancak bu sorunları da kontrol altına alıyoruz. Pakistan olarak, çok daha iyiye doğru ilerlemeye devam edeceğimize inanıyorum. Pakistan ekonomisi kalkınmaya devam edecektir. Küçük pürüzler, Pakistan'ın gelişim ve kalkınmasını etkilemeyecek ve siyasi süreç, kalkınmanın devamını tesis edecektir. Eminim, 2007 seçimlerinde, iktidara, ilerleme yanlıları gelecek ve aynı siyasi sistem devam edecektir.

 

İpek Cem: Ekonomi bağlamında yoğun rekabetin yaşandığı bir bölgede yer alıyorsunuz. Yanı başınızda Çin ve Hindistan var. Pakistan özelleştirme sürecini hızlandırdı ve yeni başbakan daha fazla yabancı sermaye çekmek için çalışmalar yapıyor. Hizmet ve ürün ihracatı açısından Pakistan'ın rekabet gücünü artırmak için neler yapıyorsunuz?

 

Pervez Müşerref: Ekonomi ve ticaretimizi canlandırmak için bir strateji belirledik ve bu stratejiyi uyguluyoruz. Stratejimiz, devlet müdahalesini kaldırırken özelleştirmeye ağırlık veriyor. Bu konuda çok kararlıyız. Yatırımcı dostu bir sistem oluşturduk. Piyasalardaki çeşitliliğimizi artırmaya çalışıyoruz. İhraç ürünlerimizdeki çeşitliliği artırıyoruz ve bu konuda çok başarılı olduğumuza inanıyorum. 2000-2005 arasındaki 5 yıllık dönemde, ihracatımız % 125-130 oranında arttı ve 8 milyar Dolardan 18 milyar Dolar'a yükseldi. Doğrudan yabancı yatırım ise % 500 oranında arttı. Bu sene bu oranı ikiye katlamayı hedefliyoruz. Kısacası izlediğimiz strateji sayesinde ekonomi ve ticaret konusunda çok iyi gidiyoruz. Gidişatın aynı şekilde devam edeceğine eminim. İzlediğimiz politikayı devam ettirdiğimiz takdirde, yakaladığımız ekonomik büyümeyle birlikte Hindistan'la veya bölgedeki her ülkeyle rekabet edebileceğimize inanıyorum. % 8.4'lük büyüme hızıyla, Çin'den sonra dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisine sahibiz. Büyüme hızımızın % 7'nin üzerinde devam edeceğine inanıyorum. Bu, oldukça yüksek bir büyüme. Nüfusumuzun Hindistan'dan çok daha az olduğu göz önüne alındığında, ekonomik açıdan iyi yolda olduğumuzu söyleyebilirim.

 

İpek Cem: Farklı pazarlara, farklı ürünlere ve farklı hizmet sektörlerine yöneldiğinizi belirttiniz. Odaklandığınız yeni pazarlara, ürünlere ve hizmetlere örnek verebilir misiniz?

 

Pervez Müşerref: Ekonomik büyüme açısından telekomünikasyon ve bilişim teknolojilerinde önemli başarılara imza attığımıza inanıyorum. Bizim açımızdan büyük bir başarıydı. 3 yıl öncesine kadar Pakistan'da sadece 600 bin cep telefonu vardı. Yani 1 milyon bile değildi. Şu anda bu rakam 27 milyon ve bu rakama sadece 3 yıl içerisinde ulaştık. Telekomünikasyon'da büyük başarı sağladık. Aynı başarıyı bilişim teknolojisinde de yakaladık. Bu arada inşaat sektöründe de büyük bir canlılık yaşanıyor. Şu anda enerji sektörüne odaklanıyoruz. Petrol ve doğal gaz arama sektörü hızlı bir gelişim içerisinde. Kısacası, tekstil ve tarım ağırlıklı olan ihracat stratejimizi tamamen değiştirip ağır sanayi ve mühendislik sektörlerine ağırlık veriyoruz. Sanayi sektöründeki büyüme çift haneli rakamlara ulaşmış durumda. İki yıl önce, sanayi sektöründe % 18.2'lik bir büyüme yakaladık. Geçen sene % 14.6'ydı. Bu sene yine hızlı bir büyüme yaşanacak. Otomotiv, oto yedek parçası, motosiklet, klima, buzdolabı, televizyon... bu sektörlerde hızlı bir büyüme söz konusu. Tekstilden sanayiye geçişle birlikte bu büyüme devam edecektir. Geleceğimizi buna göre planlıyoruz. Tekstil, dünya ticaretinin sadece % 6'sını, ağır sanayi ise % 61'ini oluşturuyor. Kısacası yanlış yerdeydik. Kademeli olarak bir değişim yaşıyoruz. Biraz zaman alacaktır ancak stratejimizi belirledik ve bu değişimden kazançlı çıkacağımıza inanıyorum.

 

İpek Cem: Türkiye ve Pakistan arasında, uzun yıllara dayanan bir dostluk var. İlişkiler, ticari alanda da gelişiyor. Görüşmüş olduğum Büyükelçimiz Kemal Gür, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2 milyar Dolar'a yükseldiğini söyledi. 4 yıl öncesine göre büyük bir artış söz konusu. Türkiye'yle ilişkilerde yaşanan gelişmeleri değerlendirir misiniz?

 

Pervez Müşerref: Çok iyi, muhteşem. Siyasi ve diplomatik ilişkilerimizin mükemmel olduğunu her fırsatta dile getiriyorum. İnsanlar birbirini seviyor. Bence en önemli şey bu. Dolayısıyla ilişki, hükümetleri ve liderleri aşıyor. Hükümetler ve liderler gelip gider ancak halklar birbirini seviyor. Dolayısıyla aradaki ilişki çok güçlü. Ancak bu ilişki, ekonomik ve ticari ilişkilere yansımıyordu. Bu aracı güçlendirmemiz gerektiğini hep dile getirmişimdir. Bu dönemde savunma alanına da eğiliyoruz. Her iki ülke de büyük bir orduya sahip. Askeri alanda, dış ülkelerden yaptığımız ithalata bağımlıyız. Savunma alanında yapılacak işbirliğinden her iki ülke de kazançlı çıkacaktır. Çünkü dışa bağımlılık büyük bir yük oluşturuyor. Savunma sanayinde işbirliğine gitmek iki taraf açısından da kazançlı olacaktır. Çünkü Türkiye ve Pakistan'ın güçlerini birleştirmesiyle birlikte piyasa genişleyecektir. Savunma sanayinde Türkiye ve Pakistan arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinden yanayım.

 

İpek Cem: Babanız Ankara'da görev yaptığı sırada Türkiye'de yaşadığınız için Türkiye'yle aranızda özel bir bağ var. Türkçe biliyorsunuz Beşiktaş'ı tutuyorsunuz, Türk müziğini seviyorsunuz. Türkiye'yle bağınızı devam ettirmek için zaman bulabiliyor musunuz?

 

Pervez Müşerref: Çok sayıda Türk dostum var. Türklerle evli pek çok insan tanıyorum. Bir süre önce yeğenim, Ayşe adında bir Türk'le evlendi. Çok hoş bir insan. Büyükelçiyle sürekli görüşüyorum. Kendisi çok yakın dostumdur. Hem kendisi hem de eşi çok hoş insanlar. Türkiye'yi çok iyi temsil ediyorlar Hanımefendi'nin yaptığı yemeklere bayılıyorum. Özellikle perde pilavını çok seviyorum. Kendileriyle çok yakın dostuz. Türk yetkililer sürekli olarak ziyaretime geliyor. Türkiye'ye yaptığım ziyaretler ve kabul ettiğim Türk yetkililer, diğer bütün ülkelerden çok daha fazla (Türkçe konuşmaya başlıyor)

 

İpek Cem: Bu hoş sohbet için teşekkür etmek istiyorum. Bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.

 

Pervez Müşerref: Teşekkür ederim. Çok teşekkürler.

 

Görüşme metinleri, orjinal bir metinden değil, sesli ve görüntülü televizyon röportajından deşifre edilerek yazılı hale getirilmiştir. İpek Cem ve NTV, işitme hatalarından, tercüme veya ses kayıplarından doğabilecek olası yanlışları engellemek için maksimum özen göstermektedir. Buna rağmen, deşifre ve tercümeden kaynaklanan anlam farkları ve hatalara rastlanması mümkün olabilir.