21 Şubat 2007
Süreyya Ciliv

Dünyayı Yönetenler'de İpek Cem'in program konuğu Turkcell CEO'su Süreyya Ciliv. Ciliv, İpek Cem'e girişimcilik öyküsünü, Türkiye'den Boston ve Seattle'a uzanan başarılı kariyerini, Turkcell'deki yeni görevinden beklentilerini ve bilişim dünyasını anlatıyor. Programda incelenen konular arasında mobil iletişim sektörünün bugünü ve geleceği, Türkiye'nin bilişim karnesi ve GSM piyasasındaki son gelişmeler yer alıyor. Turkcell'de göreve başlamasının ardından Cem'in sorularını yanıtlayan Ciliv, ayrıca gençlere de kariyerleri konusunda önerilerde bulunuyor.

İpek Cem: Dünyayı yönetenlerde bugün çok özel bir konukla birlikteyiz. Türkiye'den bir konuk. Süreyya Ciliv. Hoş geldiniz programa.

 

Süreyya Ciliv: Hoş bulduk, İpek.

 

İpek Cem: Biz bir süredir tanışıyoruz aslında ve siz Türkiye'de bir yazılım şirketinin genel müdürüydünüz. Daha sonra... bu şirket Microsoft. Herkes biliyor. Daha sonra Seattle'da başarılı bir kariyeriniz oldu. Ve şimdi de sizi Turkcell genel müdürü olarak görüyoruz. Tersine beyin göçü. Önce beyin göçü, sonra tersine beyin göçü. Sonra tekrar Amerika, tekrar Türkiye. Bu yolculuğa nasıl çıktınız? Özellikle izleyicilerimize, gençlere ne söyleyebilirsiniz?

 

Süreyya Ciliv: İpekçiğim, benim yolculuğuma girmeden önce ilk söylemek istediğim, babanın özel yolculuğu. Hakikaten büyük bir iz bıraktı. Bir yerde onun yaşamını kutlamamız lazım. 33- 34 yaşında TRT'nin genel müdürü olması ve kendisini kaybettiğimiz günlerde Türk insanının ona olan sevgisi gösterdi ki bu çok özel bir yolculuktu. O yüzden, öyle bir baban olduğu için çok şanslısın.

 

İpek Cem: Çok teşekkür ederim. Bundan sonra devam etmek biraz zorlaşabilir benim için ama çok teşekkür ederim. O da misyonu olan bir insandı ve bence o da gençlere örnek teşkil eden bir insandı. Senin de farklı bir yolun oldu. Amerika maceranı anlatabilir misin?

 

Süreyya Ciliv: Şimdi benim hayatımda geriye bakınca, kilit noktaları olan günler, olaylara bakarsam, orta okulu bitirdiğimde matematikte Türkiye üçüncüsü olduğumu hatırlıyorum ve bu benim için önemli bir nokta. Sonra genç yaşta Kadıköy Maarif kolejinde İngilizce öğrenmem. Ondan sonra Ankara fen lisesine atlamam. Bu benim için bir değişiklikti. Çok sevdiğim arkadaşlarımı bırakmak. Fakat fen lisesi hayatımın dönüm noktasıdır. Beni matematiğe, fenne bağlayan ve sınıf arkadaşlarımdan çok daha ileriye götüren, yaşıtım arkadaşlarımdan beni çok daha ileriye fırlatan bir dönemdi. Bu yüzden burslar kazandım. İlk önce Ortadoğu'ya başladım. Sonra Ortadoğu kapanınca, 8 aylık Hasan Tan boykotu döneminde, 1976 yılında Amerika'ya gitmeye karar verdim. Türkiye ikincisi oldum, burs kazandım ve Amerika'ya mühendislik okumaya gittim.

 

İpek Cem: Galiba Amerika'daki Michigan üniversitesinden birincilikle mezun olmuşsun. Sonra mastır yapmışsın. Daha sonra bir şirkette çalışmışsın. Bizi ilgilendiren tarafı belki... bir de küçük bir girişimcilik öyküsü var. Öykü derken başarılı ama kariyer devam ettiği için söylüyorum. NovaSoft'a çok kısa değinebilir miyiz?

 

Süreyya Ciliv: İpekçiğim, genç arkadaşlara birkaç tane tavsiyem var bu konuda. Uzun dönemli düşünmek çok önemli. Hatırlıyorum, University of Michigan'a başlayacağım ilk günün akşamı uyuyamamıştım. Gürültüden ve kaldığım oteldeki korkumdan dolayı. Ve o gece bursum endüstri mühendisliğine olmasına rağmen önümüzdeki çağın bilgi çağı olacağını fark ettim. Amerika'da kaldığım 1- 2 ay içinde okuduklarımdan onu anlamıştım. Ve önümüzdeki çağın bilgi çağı olacağını düşünerek kendimi o şekilde yönlendirdim. O yüzden University of Michigan'da kendi çabamla ikinci bir derece aldım. Bilgisayar mühendisliğinde. Bu yüzden genç arkadaşlara tavsiyem, ileriyi... ilerideki çağda hangi teknolojiler, hangi kabiliyetler gerekecek, onları düşünmeleri ve daha düşünerek adımlar atmaları.

 

İpek Cem: Şimdi konuya girmişken... internet çağı dedik, mobil iletişim çağı diyoruz. Convergence, yani yakınsama dediğimiz, bir takım sektörlerin bir araya gelmesi. Eğlence, mobil iletişim, internet... yeni trendler var. Şu anda siz mezun oluyor olsaydınız, Süreyya Ciliv olarak hangi alanlara bakıyor olurdunuz?

 

Süreyya Ciliv: Hakikaten teknoloji olayı, yani bahsettiğim convergency communication dediğimiz komünikasyon ve bilgi teknolojilerinin birleşmesi, bilişim olayı... bu bence hızla büyümeye, hızla değişmeye ve büyümeye devam edecek. Bunun yanında bioteknoloji olayı enteresan olacak. Bir de servis sektörleri önümüzdeki dönemde önemli rol kazanacak diye düşünüyorum.

 

İpek Cem: Şimdi Turkcell'e başlamanızın üstünden çok uzun bir süre geçmedi ve ilk basın toplantınızı yaptınız. Bazı basın açıklamaları da yaptınız. Oldukça heyecanlı bir dönemde geldiniz, belki. Çünkü Turkcell uzun süre pazarda adeta tek başına faaliyet gösteriyordu. Rekabet yeterli derecede konumlandırılmamıştı. Altyapıları eksikti. Şu anda ise herkesin fark ettiği gibi bir Vodafone gerçeği, bir Saudi Oger gerçeği, Avea... herkes size soruyor. Diyor ki, nasıl bu rekabetle baş edeceksiniz? Müşterilerinizi kaybetmekle karşı karşıya olabilirsiniz. Cevabınız nedir?

 

Süreyya Ciliv: Cevabım şu: Turkcell gerçekten bugüne kadar çok başarılı olmuş bir firma. Ve dünyada hiçbir zaman başarı bir tesadüf değil. O başarının arkasında ciddi sebepler var. Eminim ki Turkcell'in başarısının arkasındaki bu ciddi sebepleri devam ettirmek benim için bir numaralı öncelik olacak. Bu yüzden Turkcell'in kültüründe bir değişiklik yapmaya ihtiyaç yok. Turkcell'de iyi bir yönetim var. Turkcell'de çok değerli insan kaynakları var. Turkcell'in geliştirmiş olduğu güzel bir ekosistemi var. Bu yüzden kendimi şanslı buluyorum. Yani zorluk içinde olan bir şirketi değil, halen başarılı olan bir şirketin başarısını devam ettirmek görevim, amacım. Artan bir rekabet var fakat rekabet Turkcell'de her zaman vardı. Yani, mesela Microsoft'ta da... belki insanlar düşünebilir ki rekabet yok, yoktu. Kesinlikle değil. Hatırlıyorum, 10 sene önce Microsoft'ta her konuda inanılmaz, dünyanın dört bir yanından gelen muazzam rekabet vardı. Microsoft bunlarla mücadele etmesini bildi. Aynı şekilde Turkcell'de de çok ciddi rekabetimiz var. Geçmişte de vardı. Turkcell bununla, rekabetle geçmişte... şimdi İngilizler geldi, geçmişte İtalyanlar gelmişti. Eminim Telsim'de de çok çetin rekabet olduğu zamanlar vardı. Bu yüzden kesinlikle rekabetin ciddi olduğunu kabul ediyoruz. Fakat kendimize de güveniyoruz.

 

İpek Cem: Güzel bir şey. Şimdi, siz hep çok uluslu şirketlerde çalıştınız. Veya şöyle diyelim; çok büyük bir dünya devinde çalıştınız. Ondan sonra, şimdi bir takım dünya devleriyle rekabet halinde olacaksınız. Turkcell tabii Türkiye'nin dünyaya açılan bir şirketi. Bunu kabul etmek lazım. Ama yine de Türkiye odaklı veya Türkiye merkezli bir şirket. Altı ülkede yatırımı var. Bunların hepsini biliyorum ama bir kültür farkı yaşıyor musunuz? Mutlaka yaşıyorsunuzdur diye düşünüyorum.

 

Süreyya Ciliv: Bir kültür farkı yaşamıyorum. Hakikaten Turkcell'de çok değerli bir insan kaynağı var. Yani ben Turkcell'deki insan kaynağının dünyadaki hiçbir şirkettekinden alçak olduğunu düşünmüyorum. Ve çok açık fikirliler. Bir yerde kendimi çok şanslı buluyorum çünkü beni de çok sıcak bir şekilde kabul ettiler. Kendileri zaten başarılı. Doğru düşünüyorlar, birçok işi doğru yapıyorlar. Ben Süreyya Ciliv olarak, Microsoft'tan gelen bir kişi olarak, Amerika'dan gelen, dünyanın en büyük teknoloji firmasından gelen bir kişi olarak kendilerini biraz daha itiyorum, biraz daha zorluyorum. Biraz daha yaratıcı düşünmelerini veya biraz daha kendilerine güvenerek daha büyük hedefler kurmalarını istiyorum. Bu yüzden hem bölgesel olarak büyümeyi, hem de yeni teknoloji alanlarında büyümeyi hedefliyoruz.

 

İpek Cem: İşte ben de bu noktayı soracaktım. Çünkü birçok demecinizde şunu söylüyorsunuz: Turkcell sadece bir mobil operatör değil aynı zamanda bir teknoloji şirketi yolunda. Tabii sizin yazılım geçmişiniz olduğu için insan hemen düşünmeye başlıyor. Ama biz birçok kez söyleriz, "Türkiye'den dünya markası çıkar mı? Türkiye'de teknoloji üretilir mi? Yurt dışına satılabilir mi?" bunlar tabii aynı zamanda yatırım işi. Aynı zamanda bir takım kaynaklarla aklı buluşturma işi. Siz güveniyor musunuz bu alanda ilerlemenin kolaylığına?

 

Süreyya Ciliv: Burada en önemli kelime güven. Konuşmamızın başında bahsettin, NovaSoft. Hakikaten ona iyi bir cevap vermedim. Biraz hızlı geçtim. Hayatımda 8- 9 senem... o kendi kurduğum bir firmaydı. İngiliz bir arkadaşımla beraber Boston'da kurduk. İki kişi, çok düşük mali imkanlarla. Bu firmayı sonra dünyanın kendi konusundaki ikinci firması haline getirdik. İki yüz tane yazılım mühendisinin çalıştığı bir firma haline getirdik. Ve dünyanın en büyük yatırımcılarından Morgan Stanley, Bank of America gibi firmalardan finans kapitali alarak büyümesini devam ettirdi. Ben sonra ayrıldım, Türkiye'ye döndüm. Microsoft'a katılmıştım. O geçmişte, benim geçmişimde önemli bir yeri var. Onunla Microsoft'u birleştirince Turkcell'i nasıl daha ileriye götürürüz diye düşünüyoruz. Bu da bugünkü hem Turkcell'in içinde olduğu GSM konusunda, bölgedeki diğer ülkelerde büyümek olabilecek ama aynı zamanda hem iletişim, hem de teknoloji konularında nasıl doğru yatırımları yapabiliriz, bunları araştıracağız. Benim Turkcell'deki arkadaşlarımın, Turkcell'in beraber çalıştığı iş ortakları... ben onları Turkcell'in bir uzantısı olarak görüyorum. Bizim çok önemli parçalarımız, elemanlarımız. Turkcell'in ekosisteminin çok önemli bir kısmı. Bu şirketlerle beraber bu teknoloji alanında başarılar yaratacağız. Ben de kendilerine bir güveni vereceğim. İkinci de, dünyada bu teknolojiyi nasıl pazarlarız, o konudaki tecrübelerimden yararlanmaya çalışacağız. Fakat yine sorundaki güven kelimesine dönmek istiyorum. Doğru hedefleri seçmek çok önemli. Yani bir yerde insan hedefleri düşük tutarsa o zaman ulaşamıyor. Çok yüksek tutarsa gerçekçi olmayabilir. Fakat gerçekçi, ulaşılabilir hedefleri koymak bir iş adamı için belki de en önemli konu. Geçenlerde bir toplantıda, Kapital dergisinde Türkiye'nin ikinci en beğenilen firması ödülünü kazandığımızda yanımda Koç Holding'in CEO'su Bülent Bey vardı. Kendisiyle yüzde yüz hemfikirdik ki, bu güven olayı, yüksek hedeflerin kurulması ve o hedeflere ulaşılması, bir takımla o hedeflere ulaşılması inanılmaz bir zevk. Yani bir yönetici olarak benim için en büyük zevk bir takım halinde, insanların imkansız gördüğü fakat bizim inandığımız, güvendiğimiz o hedeflere doğru set etmek ve onlara ulaşmak. Bülent Bey'i de bu çok heyecanlandırıyordu, beni de.

 

İpek Cem: Şu anda aklınızda olan bir takım uygulama veya alanlar var mı gelişmeyi istediğiniz bu şekilde? Teknoloji anlamında.

 

Süreyya Ciliv: Şimdi birinci alan... biz Turkcell'de, Turkcell'i sadece GSM operatör olarak tanımlamıyoruz görevimizi, işimizi. Biz işimizi iletişim firması, teknoloji firması olarak tanımlıyoruz. Bu yüzden iletişim deyince sadece GSM wireless iletişim değil, broadband de bunun içine giriyor. İnternetle bağlantı. Ve ileride WiMax gelecek, başka teknolojiler gelecek. Biz işimizi iletişim diye tanımlarsak, hangi teknoloji olursa olsun biz o iletişim konusunda bir numara olmaya çalışacağız. Tabii iletişim deyince artık dünyada o konuda da muazzam gelişmeler oluyor. Yani şu cihaz hakikaten heyecan verici bir cihaz. Yani bakıyorsunuz şu ekran gittikçe büyümüş. Ben artık bilgisayarımı yanımda taşımıyorum. Ve bir ara merak ettim sadece Turkcell'e katıldığım için mi hisli davranarak bilgisayarımı taşımıyorum diye. Microsoft'taki bazı arkadaşlarıma sordum. Onlar da artık seyahat ettiklerinde yanlarında bilgisayar taşımıyorlar. Çünkü bu cihaz artık hem telefon hem de bilgisayar. Yani bununla ben dünyaya bağlanıyorum. Hayatımı basitleştiriyor. Hayatımı aynı zamanda zenginleştiriyor. Tabii bu cihazdan siz iş dünyasındaki işlerinizi yapabiliyorsunuz. Aynı zamanda doğru bilgileri alabiliyorsunuz. Bunun içinde eğlenceyi de, ailenizle ilgili resimleri, videoları da nereye seyahat ederseniz yanınızda götürebiliyorsunuz.

 

İpek Cem: Şimdi iletişimin yaygınlaşmasında hem fiyat önemli, hem de bağlantı hızı önemli. Siz üçüncü nesli çok ön plana çıkardınız ama 2007'de bunun başlaması biraz gerçekçi durmuyor sanki. Ne diyorsunuz? Yani Turkcell olarak siz hep "üçüncü nesle geçelim"... belki de diyorlar rakipleri geride daha hızlı bırakalım anlamında üçüncü nesle geçmeyi istiyor Turkcell ki bir sonraki hamleyi yapabilsin daha hızlı. Neden yavaş oluyor bu süreç Türkiye'de?

 

Süreyya Ciliv: Çok güzel bir soru. Esasında bunu ben sana sorayım. Çünkü ben ne de olsa Türkiye'de bir aydan daha az bir zamandır bulunuyorum. Yani beni de şaşırttı açıkçası. Turkcell ileriye koşmak istiyor. İleriye koşmak istiyor, yeni bir teknolojiyi adapte etmek istiyor. Mühendislerinin kullanmasını istiyor. Fakat iyi haber. İyi bir haberim var. 2007 yılı içinde 3G'ye geçeceğiz. Bakanlar kurulu açıkladı, 3G lisansı yakında verilecek ve Turkcell artık dizginlenmeyecek. İleriye koşmasına izin verilecek. Bu böyle olmalı, yani bir yerde özel sermaye, sektörler, koşmak istedikleri yönde koşsunlar. İnandıkları yönde koşsunlar.

 

İpek Cem: Şimdi fiyattan söz ettik. Burada tabii birkaç unsur var. Bir tanesi operatörlerin belirlediği, kendilerine ait fiyat. Ki burada hep şöyle bir algılama vardır; Turkcell pahalıdır diye bir algılama var. Esasında siz bunun tersinde açıklamalar yapıyorsunuz ama... Fiyat rekabeti çok bekliyor musunuz? Özellikle 2007'nin ikinci yarısında bekleniyor galiba.

 

Süreyya Ciliv: Pek beklemiyorum açıkçası. Çünkü bakınca rakiplerimiz şu andaki kapasitelerinin, normal kapasitelerinin 2- 3 misli fazla trafiği koyuyorlar. O yüzden de kalitelerinin düşmüş olduğunu görüyorum. Bu yüzden kendilerinin kapasite konusunda büyük sıkıntıları var. O yüzden normal bir iş adamı olarak, normal kapasitelerinin 3- 4 misli trafiği koydukları bir ortamda fiyatları düşüreceklerini tahmin etmiyorum. Zaten bakarsanız bütün kampanyalarda rakipler fiyatlarını arttırıyorlar, ama güzel bir pazarlamayla sanki düşürüyormuş gibi izlenim yaratabiliyorlar. Fakat belirttiğiniz bir konu vardı. Şimdi Turkcell gerçekten müşterilerin tercihi olmuş. Bunun da sebepleri var. Birincisi servis kalitesinde, yani telefon servisi kalitesinde bir numara. Tartışmasız bir numara. Kapsama alanında bir numara. Müşteri hizmetlerinde bir numara. Çözüm... VAS çözümlerinde en zengin çözümler Turkcell'de. Bütün bunlar Turkcell'de. Bir de piyasada genellikle şu intiba var: Turkcell'in kalitesi, her şey çok iyi fakat fiyatları çok yüksek. Gerçek bu değil. Gerçek, Turkcell içinde... insanlar genellikle Turkcell içinde konuştukları için diğer operatörlerden aramanın iki misli olan maliyetini ödemiyorlar. O yüzden, operatörler arasında olan ödemeler daha pahalı olduğu için Turkcell ailesi içinde konuşmak esasında daha ucuza mal oluyor. Yani Turkcell fiyat konusunda da bir numaralı tercihi sunuyor diye görüyorum.

 

İpek Cem: Şimdi diğer gündemde olan bir konu, numara taşınabilirlik. Bu bir gerçek oluyor artık. Bu anlamda ne gibi bir gelişme bekliyorsunuz? Sizin... tüketicilerin büyük bölümü sizinle şu anda ama ne gibi bir gelişme bekliyorsunuz? Çünkü yurt dışındaki pazarlarda bu tür opsiyonlar olduğunda bir takım değişmeler oluyor. İstatistiki olarak.

 

Süreyya Ciliv: Evet. Şimdi, bu konuyu açıkçası gelir gelmez de belirttim. Bana kalsa ben bugün numara değişikliğine geçmeye hazırım. Çünkü en iyi kalite bizde. En iyi kapsama alanı bizde. En iyi müşteri hizmeti bizde. En iyi çözümler bizde. En düşük maliyet, yani müşterinin cebinden en az para eğer Turkcell kullanıyorsanız çıkıyor. Bu yüzden inanılmaz muazzam bir avantajımız var. Bu avantajımız varken numara değişikliğine geçmek bizim için büyük bir avantaj olurdu. Bu yüzden keşke bugün yapabilsek bunu.

 

İpek Cem: Şimdi bu şirketi yeniden konumlandırmak, teknoloji şirketi olarak konumlandırmaktan söz ederken "bazı teknolojileri içimizde geliştirebiliriz, ve belki bir takım şirketleri de satın alabiliriz" gibi bir sözünüz var. Bunu söylerken belli hedefleri belirlemiş olarak mı söylemiştiniz, Türkiye'de veya dünyada, yoksa bu bir daha ileriye yönelik stratejisi konulmuş ama yavaş yavaş altı doldurulacak bir söz müydü?

 

Süreyya Ciliv: Bu bir strateji. Kesinlikle. Bir de şunu da belirtmek istiyorum, biz Turkcell ekosistemi olarak büyüyeceğiz. Sadece Turkcell kendisi değil. Bir Turkcell'in zaten aile grubu şirketler var, bir de etrafımızda bizimle beraber servisler geliştiren, yazılım geliştiren firmalar var. Biz bu firmalarla iç içe olacağız, beraber büyüyeceğiz. Bunlardan bazılarını gerektiği zamanlarda Turkcell'in ailesine katmak gerekebilir. Bu bir stratejinin parçası. Geleli bir ay oldu. Şimdiden çeşitli, daha somut fikirler oluşuyor kafamda. Fakat bu bir strateji olacaktır. Yani her işi kendimiz yapmamız şart değil. Bir yerde Türk insanının, gencinin, iş adamının yaratıcılığından faydalanmak istiyorum. Bu yüzden bizim, mesela bakarsanız bayi kanalımızdaki 1200 sahadaki 1200 tane Turkcell iletişim merkezi... bunların sahibi biz değiliz. Kiralarını biz veriyoruz, masraflarının büyük bir kısmını biz karşılıyoruz. Fakat bu firmaların başında o işin sahibi olan Turkcell ailesine hizmet vermiş türk yaratıcı iş adamları var. Bu yaratıcı Türk iş adamlarıyla beraber çalışınca birlikten muazzam bir kuvvet doğuyor.

 

İpek Cem: Şimdi yurt dışında cep telefonu aboneliği yaparken... örneğin Amerika'yı örnek vereyim, genelde cihazı bedava verirler veya çok ucuz bir fiyata verirler. Türkiye'de böyle bir uygulama... yani bu sadece sizin için değil. Sektörde böyle bir uygulama bekliyor musunuz?

 

Süreyya Ciliv: Bu mümkün tabii ki. Yani Amerika'da yapılan veya yurt dışında yapılan bu çeşit kampanyalarda cihazı ilk bir senelik veya iki senelik bir anlaşmanın içinde veriyorlar. Cihazın maliyeti de o iki senelik döneme yedirilmiş oluyor. Biz de çeşit çalışmaları yapacağız ileride.

 

İpek Cem: Şimdi eskiden yetişmiş gençler hep finans sektörüne bakardı. Yani amaç... bankacılık çok gözde bir sektördü. Şimdi bakıyorum yetişmiş gençler arasında teknoloji, yazılım, iletişim... bu sektörler çok gözde. Ama öte yandan da Türkiye'nin gerçeğine baktığımızda, yani siz hem Türkiye'de eğitim görmüş, hem yurt dışında eğitim görmüş ve iki yeri de tanıyan biri olarak bu soruyu size soruyorum. Türkiye'de eğitim kanayan bir yara. Meslek liseleri dedik, bir takım özel öğrenim kurumları var teknolojiye de yönelik kurumlar var. Sizin kafanızda ne gibi yurt dışında gördüğünüz örnekler var ki Türkiye'ye eğitim anlamında getirsek kalifiye eleman ihtiyacımızı karşılarız, gençlerimizi daha iyi yetiştiririz... böyle "ah keşke bunu Türkiye'de yapsak" dediğiniz, gördüğünüz uygulamalar var mı Amerika'da veya başka yerlerde?

 

Süreyya Ciliv: Şimdi burada birkaç tane önemli konuya değinelim. Birincisi öğrenmek. İnsanın sadece okulda öğrendiği yetmiyor. Zaten bir yerden sonra okullar bitiyor. Fakat öğrenmenin bitmemesi lazım. Ben öğrendiklerimin çoğunu Harvard'da mastırı bitirdikten sonra öğrendiğimi düşünüyorum. Açıkçası Harvard'da neler öğrendiğimi de pek hatırlayamıyorum fakat eminim bir şeyler öğrenmişimdir. Fakat hayatta öğrenmeye devam etmek lazım. Artık pozitif düşünmemiz lazım. Negatif konuları, geçmişi geride bırakmamız lazım. İleriyi nasıl daha iyi yapabiliriz, Türk insanına yeni ufuklar nasıl açabiliriz? Bu konuda medyayla beraber işbirliği yapmamız lazım. Türk insanının hiçbir eksiği yok. Açıkçası bence bütün doğru malzemeler hazır. Helvayı yapmamız lazım. Burada da o bahsettiğim güven olayı, doğru hedeflerin kurulması ve bir yerde ben kendimi ağabeylik yapmaya... benim görevim artık ağabeylik, koçluk yapmak. Mentörlük yapmak diye tanımlıyorum görevimi. Çünkü bakıyoruz da yani, Microsoft'taki görevimde mesela son iki senede bir ürün geliştirme görevim vardı. Esasında birçok kişi yanlış anladı. Dediler ki "Süreyya Bey, ne yapıyorsun iki senedir?" Evvelden hep satış pazarlamadaydım. Bütün dünyaya bağlı büyük görevlerdeydim. 1200 kişi çalışıyor, 108 ülkede elemanlarım var. Son iki senedeyse ürün geliştirmeye odaklandım. Çünkü hem o Microsoft'taki kariyerim için çok stratejik olacaktı, hem de benim... mesela Turkcell'e getirebileceğim şu andaki önemli değerlerden bir tanesi "nasıl verimli bir şekilde dünya pazarları için ürünler, servisler geliştirilebilir?" Ona bakınca, mesela Microsoft'ta, biz Türkiye'ye geliyoruz, Türkiye'nin en iyi mühendislerinden 40- 50 tanesini alıp Radmond, Washington'a götürüyoruz. Oradaki ekiplerde Hintliler var, Çinliler var, Romanyalılar var, Bulgarlar var. O kadar çok değişik ülkeden insanlar gelmiş ki artık orada hafta sonları Microsoft dünya kupası maçları yapılıyor. Yani değişik ülkedeki insanlar belli bir organizasyon içinde, belli bir süreç içinde, belli bir disiplinle, belli bir vizyonla muazzam başarı kazanılabiliyor. Biz bunu artık Türkiye'de yapabiliriz. Ben buna çok inanıyorum. Bu yüzden de Turkcell'in hem bölgede, hem Avrupa'da, hem dünyada önümüzdeki 5- 10 sene içinde önemli bir teknoloji firması fırsatı var. Ve inanıyorum, bunu gerçekleştirebileceğimizi görüyorum.

 

İpek Cem: Şimdi misyon büyük, vizyonunuz geniş. İki tane konu hep gündeme geliyor. Bir tanesi rekabet, ki bundan söz ettik. Diğer konu da Turkcell'in ortakları arasındaki anlaşmazlıklar, ki yakın zamanda Cenevre'deki tahkim kurulu TeliaSonera ile Çukurova arasındaki anlaşmazlık için TeliaSonera lehine karar verdi. 2005'teki anlaşmanın, yani yüzde 27 oranındaki hissenin TeliaSonera'ya satışının gerçekleşmemesiyle ilgili bir karardı bu. Tekrar bu sürecin başlamasını isteyen bir karardı. Sizin bununla ilgili, ki yani hepsi büyük ortaklar, ve siz de sonuçta bütün ortakların rızasıyla buradasınız. Bu çatışmada ne gibi bir süreç bekleniyor? Bir anlaşma bekleniyor mu? Sizin kafanızdaki senaryolar neler?

 

Süreyya Ciliv: Bir defa net olarak başarı, odaklanmadan ortaya çıkıyor. Ve Turkcell'e yeni gelen bir CEO olarak inanılmaz konularda kendimi kısa süre içinde eğitmem, öğrenmem lazım. Bu yüzden benim Turkcell'in operation'larına odaklanmam lazım. İşlerine odaklanmam lazım. Benim görevim Turkcell'in ekibiyle, Turkcell çalışanlarıyla pazarda başarı elde etmek. Yani ortaklar arasındaki anlaşmalar benim şu anda odak noktam değil. Onlar da zamanla aralarındaki konuların çözüleceğini... anlaşacaklarını ve olayların çözüleceğini tahmin ediyorum. Bu bir zaman alacaktır. Çünkü dediğiniz gibi büyük firmalar da bazen aralarında iletişim konusunda zorluklar çekebiliyorlar. Bu bir zaman alacaktır fakat inşallah hayırlısı olacak.

 

İpek Cem: Soruyu şöyle formüle edeyim: sizin kafanızdaki ideal senaryo veya süreç konusunda bir fikir verebilir misiniz?

 

Süreyya Ciliv: Önümüzdeki 1 veya 2 sene diye düşünüyorum. Bu ortaklık yapısının daha net bir şekilde organize olması için.

 

İpek Cem: Şimdi Turkcell'in bölgesel yatırımları var. Kazakistan'da, Ukrayna'da, Moldovya'da, Azerbaycan, Gürcistan galiba hatırladıklarım benim. Bir takım yeni yatırımlar da planlanıyor. Yunanistan'da zannederim bir ihale var. Bunun dışında yatırımlar var. Bu bölgesel pazarlarda sizin "şu anda içinde değiliz ama dikkatle inceliyoruz" dediğiniz bir takım pazarlar var mı? Veya bulunduğunuz pazarlarda payınızı arttırmakla ilgili girişimleriniz var mı?

 

Süreyya Ciliv: Şimdi bu konudaki stratejimizden bahsedeceğim. Benim görüşüm şu: biz o pazarda ilk üçe girebilecek ve o ilk üçte kârlı, müşteri memnuniyetinde maksimumu sağlayabilecek bir başarı elde edebileceğimize inanıyor muyuz? Bu bir. O pazarda başarılı olabilecek miyiz? İkincisi de, bu oyuna girmenin maliyeti ne? Biliyorsun ki bazen hangi fiyatta satın aldığın çok önemli. Bu yüzden biraz dikkatli davranacağız. Bilhassa benim dönemimde daha stratejik düşüneceğiz. Biz bu pazarda gerçekten başarılı olabilir miyiz? Bu bir. İkincisi doğru fiyatta bu pazara girebiliyor muyuz?

 

İpek Cem: Şimdi siz "önümüzdeki 10 yılı Turkcell'e adayabilirim" gibi bir demeçte bulundunuz. Yani çok uzun dönemli bakıyorsunuz gördüğüm kadarıyla, Türkiye'ye ve bu şirkete.

 

Süreyya Ciliv: İpekçiğim, ben bugüne kadar hep öyle hareket ettim. Yani genellikle önümüzdeki 10 sene... planlarımı hep 10 senelik yaptım. 24 senelik iş hayatım var. Topu topu üç tane firmada çalışmışım. Turkcell dördüncü firma. Ortalaması sekize geliyor. Bu yüzden 10 senelik bakış açısıyla geldim. Fakat şunu da belirtmek istiyorum ki, hayatta kazalar oluyor, benim yarın sağ kalacağımın hiçbir garantisi yok. Dediğin gibi yönetim kurulunda çok çeşitli değişmeler olabilir. O konuda her şeyi kesinlikle göremiyorum. Fakat Süreyya Ciliv olarak, odaklanmak olarak, gönlünü, beynini vermek olarak, adamak olarak, ben yüzde yüz Turkcell'e ve Turkcell'in geleceğine ve Turkcell'i bir platform kullanarak Türkiye'ye nasıl maksimum verimi getirebiliriz? Türk insanının, Türk gencinin nasıl önünü açarız? Onlara nasıl güzel örnek oluruz? Turkcell ekosistemi olarak nasıl yeni bir ekonomi yaratırız? Beni heyecanlandıran bunlar. Bunlar büyük hedefler. Benim önümüzdeki 10 seneyi adamama değecek hedefler. O yüzden Süreyya Ciliv'i çok heyecanlandıran hedefler. Eğer kaza olmazsa bu yönde yönelmeye hazırım.

 

İpek Cem: İş hayatında koçluğun, mentörlüğün değerinden bahsetmiştiniz. Sizin hayatınızda Microsoft da olabilir, başka bir yer de olabilir, bu anlamda size yardımcı olmuş, belli dönemlerde sizi yönlendirmiş, akıl vermiş hocalarınız var mı?

 

Süreyya Ciliv: Var. Gerçekten Microsoft hayatımda çok önemli bir parça. Ve orada başta Bill Gates, ama bunun yanında Bill Gates kadar Microsoft'un başarısında hizmet etmiş olan, onu hak eden Steve Ballmer, bunun yanında Jeff Raikes, Kevin Johnson. Biliyorsunuz bugün Steve Ballmer Microsoft'un CEO'su. Jeff Raikes ve Kevin Johnson da Windows grubunun president'ları. Bu üç kişi ve Bill Gates hakikaten inanılmaz insanlar. Yani dünyanın teknoloji ve iş dünyasındaki bir devin başındalar. Fakat bunun yanında bu kadar alçak gönüllüler. İnsana bu kadar önem ve değer veriyorlar. Benim için inanılmaz güzel örnek teşkil ettiler. Kendilerinden çok şey öğrendim ve son haftamda her biriyle uzun görüşmelerim oldu. Orada tekrar bana olan sevgilerini, desteklerini belirttiler ve onlarla artık bir hayat arkadaşı olduk. Onlardan çok şey öğrendim ve dostlarım olduğu için de kendimi çok mutlu hissediyorum.

 

İpek Cem: Şimdi Bill Gates nasıl bir patrondur?

 

Süreyya Ciliv: Bill Gates gerçekten inanılmaz bir patron. Bir defa Bill Gates çok düzgün düşünen, kafası kolay karışmayan bir kişi. Birçok çok kompleks konularda bile çok net olarak görebiliyor ve bir vizyon geliştiriyor. Fakat bunun yanında bence Bill Gates yapan sadece bu değil. Bunun yanında çok cesur, kendine çok güveniyor. Bu da esasında Türk gençlerine çok güzel bir örnek. Yani en güzel örnekleri. Harvard üniversitesinde çok başarılı, ilk üç senesini takdirle bitirmiş. Fakat dördüncü senesinde, diplomasını almasına neredeyse aylar kala öğrenimine ara veriyor ve diplomasını almadan yeni bir hedefe kilitleniyor. Bu bir cesaret işi. Ve hep kendisinden çok daha büyük rakipler var. Yüz misli büyük rakipler var. Bin misli büyük rakipler var bazen. Onlardan yılmamış, korkmamış, kendisine güvenmiş ve hedeflerini yüksek tutmuş, doğru bir vizyon kurmuş. Bunlar Türk gençlerine, Türk iş adamlarına güzel örnekler. Fakat Bill Gates'i bence en inanılmaz, eşsiz bir dünya lideri yapan kısmı şu: adam geçenlerde açıkladı. "Dünyanın en büyük servetini elde etme şansım oldu. Fakat ilk günlerden itibaren söylediğim gibi bu servetin hepsini dünya çocuklarının sağlığına ve eğitimine adayacağım" dedi. Yani kendi çocuklarına bırakmıyor. Kendi ailesine bırakmıyor. Kendi şehrine bırakmıyor. Kendi ülkesine bırakmıyor. Dünyanın çocuklarına bırakıyor. Bu inanılmaz bir insanlık örneği. Bu yüzden kendisi eşsiz bir insan.

 

İpek Cem: Şimdi Türkiye'de de yakın zamanda kurumsallaşma arttı. İki anlamda bunun yansımasını görüyoruz. Bir şeffaflaşma görüyoruz bir kere kamuya karşı. Hem hukuki zorunluluk ama genel prensip olarak da bunu görüyoruz. Diğer bir izdüşümü de kurumsal sosyal sorumluluk projeleri. Bill Gates'in vakfı tabii dev bir olay. Belki o çapta olmasa bile en azından bu yaklaşımın arttığını görüyoruz. Şirket olarak da bu projelere değer verdiğinizi biliyorum. Yeni girmek istediğiniz alanlar var mı? Özellikle eğitim, spor konularında aktif görüyoruz sizi. Gençler konusunda aktif görüyoruz. Böyle bir beyin jimnastiği yapıldı mı?

 

Süreyya Ciliv: Bunu devam ettiriyoruz. Fakat gerçekten Turkcell'in yani diyorum, lider firması ve en güzel örneklerinden birisi bu Kardelen projesi. Biliyorsunuz her sene 5 bin kız öğrenciye burs veriyoruz. Bugüne kadar 12.300 öğrenciye burs vermişiz. Bunların artık bir kısmı üniversite mezunları. Bunu devam ettirmemiz lazım. Hakikaten gençler için eğitim, sağlık, spor önemli konular bence. Şu anda ana odak noktalarımız eğitim. Bu sadece gençler için değil. İleride bunu yetişmiş mühendisler olarak da, yani teknoloji dünyasındaki insanların da dünya hızını, dünya standartlarını yakalamasında çalışmalarımız olacak. Eğitim konusu, sağlıklı yaşam konusu, bunlar şu anda baktıklarımız. Fakat biz de burada çok açığız. Doğru projeler etraftan bize gelirse biz de bunları değerlendireceğiz. Amacımız hakikaten çevremize, ülkemize faydalı işler yapmak.

 

İpek Cem: Bakıyorum cep telefonunuzu elinizden bırakamıyorsunuz. Söyleşi boyunca kapalı da olsa. Bu cihazlar çok hızlı gelişiyor. Ve iPod telefonu dahi çıkacak. Beklenti var. Bu kadar hızlı değişim sürmesini bekliyor musunuz? İnsanlar, özellikle tabii belli bir gelir düzeyinde olmaları lazım ama, birçok insan taksitle veya başka türlü sürekli yeni modele geçiş yapıyor. Müzik dinliyor, daha hızlı veri indirmek üzere, resim çekmek üzere değişik cihazlar alıyor. Yani bu innovasyonun önümüzdeki 2- 3 yıl, 10 yılda durumla bekliyor muyuz bu modellerde?

 

Süreyya Ciliv: Trend o yönde gitmiyor.

 

İpek Cem: Hep ilerliyor yani?

 

Süreyya Ciliv: Ürünlerin ürün hayatları gittikçe kısalıyor. Artık yıllardan değil, aylardan bahsediliyor. Fakat heyecanlı. Yani, burada güzel bir örnek vermek istiyorum. Önemli bir şirketimizin genel müdürüyle konuştuğumda bu cihazlardan korktuğunu söylemişti bana. Dedi ki "benim iş hayatımla iş hayatım dışındaki hayat arasında bir denge kurmam lazım. Bu cihazlar beni 24 saat çalışmaya zorlayabilir." Ben bu cihazı kendi menfaatim için, kendi avantajım için kullanıyorum. Her 24 saatte her gelen telefona, her an cevap vermem şart değil. Her gelen SMS'e anında cevap vermem şart değil. Fakat dünyanın dört bir yanında olayım. Eğer internete, şirketimin ana bilgilerine veya son gelişmelere ulaşmak istiyorsam ulaşabiliyorum. İstediğim arkadaşa ulaşmak istiyorsam ulaşabiliyorum. Bu benim için büyük bir avantaj. Artık yanımda büyük laptop'umu taşımak yerine daha compact bir cihazla hareket ediyorum. Bunun yanında artık içinde ailemin resimleri var, videoları var, sevdiğim müzikler var. Ve email'lerim var, elektronik postam var. Bütün önemli dokümanlarım var. O yüzden çok zengin. Bu gelişme devam edecek diye düşünüyorum.

 

İpek Cem: Şimdi siz buradayken e-devlet projeleri de gündemdeydi ve sonuçta devlette de internet ve yeni teknolojileri kullanarak halka yardımcı olmak ve bir takım asli görevlerini daha hızlı yerine getirmek önemli bir misyon oldu. Siz dünyadaki en iyi örnekleri de incelemiş bir kişisiniz. Bizim teknolojik anlamda, teknolojiyi kullanma anlamında kamu sektöründe ne seviyede olduğumuzu düşünüyorsunuz? Neler daha iyi yapılabilir?

 

Süreyya Ciliv: Şunu belirteyim: Bill Gates'in kendisi sayın başbakanımızdan çok etkilendi. Ve sayın başbakanımızın çok gelişimci olduğunu ve... ilk önce son 6- 7 sene içinde Türkiye'de büyük gelişmelerinin kaydedilmesini Bill Gates çok takdir etti. Bir de başbakanın ilerisini daha iyi yapmak için büyük bir enerjisi olduğunu ve değişikliğe hazır bir kişi olduğunu görünce çok etkilenmişti. Bu yüzden iki defa Türkiye'ye geldi. Bunu belirtmek istiyorum. Şu anda hakikaten güzel bir momentum var e-devlette. Bunun devam etmesini istiyorum. Fakat bunun yanında güzel de bir örnek ekleyeceğim. Geleli sadece 3- 4 hafta oldu fakat vaktimin çoğunu müşterilerimizi ve iş ortaklarımızı ziyaret ederek geçirdim. Mesela Bursa'dan bir iş ortağımız... bunlar karı koca kurmuşlar şirketi. İlk önce küçük bir bayi olarak başlamışlar. Fakat şu anda Dubai'de 20 milyon dolarlık işleri olan ve 70- 80 kişinin çalıştığı bir yazılım firmaları var. Geliştirdikleri uygulamalarla hastalar 50 tane hastanedeki randevularını bu cihazları kullanarak, SMS yollayarak alabiliyorlar. Yani Türkiye gelişiyor. Daha da hızlı gelişebilir. Türk yaratıcılığını bir yerde ortaya çıkartırsak dünyada başarılı olacağımıza inanıyorum.

 

İpek Cem: Bu noktada bu samimi söyleşi için çok teşekkür etmek istiyorum.

 

Süreyya Ciliv: Ben de çok teşekkür ederim.

 

İpek Cem: Başarılarınızın devamını diliyorum.

 

Süreyya Ciliv: Sağ ol.

 

Görüşme metinleri, orjinal bir metinden değil, sesli ve görüntülü televizyon röportajından deşifre edilerek yazılı hale getirilmiştir. İpek Cem ve NTV, işitme hatalarından, tercüme veya ses kayıplarından doğabilecek olası yanlışları engellemek için maksimum özen göstermektedir. Buna rağmen, deşifre ve tercümeden kaynaklanan anlam farkları ve hatalara rastlanması mümkün olabilir.