26 Mart, 2008
Yang Lan

İpek Cem'in yeni program konuğu Çin'in en başarılı kadınlarından Sun Medya Grubu Başkanı Yang Lan. İpek Cem'in Sanghay'da buluştuğu Yang, ülkesindeki başdöndürücü değişimi, ekonomideki gelişmeleri, siyasi eğilimleri ve Çin'de kadının toplumdaki rolünü anlatıyor. Dünyanın yeni merkezi Çin'i daha yakından tanımak istiyorsanız, bu özel söyleşiyi kaçırmayın.

İpek Cem: Bugünkü konuğum Çin'in önde gelen kadınlarından biri olan Yang Lan. Dünyayı Yönetenler'e hoş geldiniz.

 

Yang Lan: Teşekkürler... Programınıza katılmak benim için bir zevk.

 

İpek Cem: Çin şu anda bütün dünya için büyüleyici bir ülke. Gelişmekte olan bir ülke, büyük bir ülke. Dünyanın merkezi ya da anahtar ülkesi olacak bir ülke. Merak ediyorum, özellikle ülkenizdeki kadınlar yaşanan bu büyük değişimle ilgili ne düşünüyorlar?

 

Yang Lan: Kadınların bu değişimle ilgili olarak çok yoğun duygular beslediğini düşünüyorum. Bu, tarihi bir değişim. Ülke sadece ekonomide değil, çevre konusunda, etik konularda ve hatta çocukların yetiştirilmesi konusunda, hayatın güzelliklerine ve yaşam biçimine bakışta, büyük bir dönüşüm geçiriyor. Her şey değişiyor. Bence kadınlar bu dönüşümde önemli bir rol oynuyor. Televizyon programım "Her Village"da, Çin'deki şehirli kadınların geçirdiği dönüşümü sürekli olarak takip ediyoruz. Bu kadınların çoğu çalışıyor. Geçen yıl bir araştırma yaptık ve "eşiniz bütün aileyi geçindirecek kadar para kazansa bile, yine de çalışmak ister misiniz?" diye sorduk. Araştırmaya katılan kadınların %73'ü bu soruya evet dedi; Çünkü kadınlar bir iş sahibi olmayı yalnızca hayatlarını sürdürmek için gerekli bir şey olarak görmüyorlar; mali açıdan bağımsızlık istiyorlar; kendi zamanlarını istedikleri gibi kullanabilme özgürlüğüne sahip olmayı istiyorlar; ayrıca toplum içinde bir başarı kazanmak da istiyorlar. Kadınların çoğu öğrenmeye ve çalışmaya hevesliler. Hayatın ve dünyanın kendilerine ne verebileceğini görmeyi çok isteyen dinamik kadınlar var. Ayrıca, hayatta birçok değişiklik yaşıyorlar; örneğin aileleriyle birlikte yaşamıyorlar; başka şehirlerde yaşamak ve çalışmak için çok seyahat ediyorlar; çok daha geç bir yaşta evleniyorlar; on yıllık bir süreçle karşılaştırıldığında, artık daha geç çocuk sahibi oluyorlar. Ayrıca, dünyanın başka herhangi bir yerindeki bütün kadınlarla aynı sorunları yaşıyorlar; yani özel hayatlarıyla iş hayatlarını dengelemeye çalışıyorlar.

 

İpek Cem: Bu, kadınlar üzerinde çok büyük bir baskı oluşturuyor ve aynı zamanda kadının çocuklarıyla nasıl bir iletişim kurduğunu; hayatını nasıl organize ettiğini, anne babasına nasıl baktığını, kısacası her şeyi etkiliyor. Psikolojik açıdan ve sağlık açısından kadınlar bununla nasıl başa çıkabiliyor?

 

Yang Lan: Bence bununla iyi niyet, kararlılık ve sorumluluk alma güçleri sayesinde başa çıkabiliyorlar. Ama üzerlerinde büyük bir baskı oluyor. 50 yıl önce, Mao Tse-Tung, "kadınlar gökyüzünün yarısını tutmalı" demişti. Ama aslında gökyüzünü toplum olarak ve yeryüzünü aile olarak kabul edersek, kadınlar genellikle bütün yeryüzünden ve gökyüzünün yarısından sorumludur. Kadınlar çok sıkı çalışıyor ve bu yoğunluk onlar için yeni bir şey değil. Araştırmamıza katılan kadınların %60'ı, geçici veya daimi uyku sorunu yaşadıklarını söylediler. Bu da psikolojik ve fiziksel açılardan zorlanmanın bir işaretidir. Aynı zamanda araştırmaya katılanların %70'i sağlıklı olma çizgisinin altında olduklarını düşünüyordu; yani sağlıklı olmadıklarını düşünüyordu. İşyerlerinde uykuları geliyor, günün sonunda yorgunluktan tükenmiş oluyorlar, çünkü hem işyerleriyle hem de aileleriyle ilgilenmek zorunda kalıyorlar.

 

İpek Cem: Toplumunuzdaki erkeklerin ve köklü geleneklerinizin, kadınların daha özgür seçimler yapmalarına olanak verdiğini düşünüyor musunuz?

 

Yang Lan: Kesinlikle. Daha çok sayıda erkek ev işlerini paylaşmakta zevk alıyor ve bunları eğlenerek yapıyor. Mesela, "ev erkekleri" konusunda harika sohbetler ediyoruz; küçük çocuklarına bakan babalardan söz ediyoruz. Bu babalar çocuklarına bakmaktan büyük zevk aldıklarını söylüyorlar. Oysa daha önceki aile sorumlulukları ve geleneklerine göre bu zevkten mahrum kalıyorlardı. Bence artık erkeklerin ve kadınların hem sorumlulukları hem de eğlenceyi paylaştığı yeni aile rollerinin yanında yeni bir toplum da yaratmaya çalışıyoruz.

 

İpek Cem: Çin bugün fırsatlarla dolu bir ülke. Film endüstrisi olsun, tasarım olsun, ekonomi olsun veya başka alanlar olsun çok sayıda alanda canlılık var. Dünyanın dört bir yanında, mesela Amerika'ya veya Avrupa'ya daha önceden göç etmiş Çin kökenli çok sayıda insan var. Bu insanlardan bazılarının yaşamak için Çin'e döndüklerini görüyor musunuz?

 

Yang Lan: Evet, galiba. 30 yıl önce Çin dünyaya ilk kez açılırken, birçok Çinli, Batıdaki yaşam standartlarıyla Çin'deki yaşam standartları arasındaki farktan çok etkilenmişti. Okumak için veya hayatlarını kazanmak için yurt dışına gitmek, birçok Çinli için çok çekici bir şeydi. Ama artık bugünlerde, yani sanırım son on yıl içinde Çin'in sadece öğrencileri ve akademisyenleri değil; ama aynı zamanda göçmenleri de ülkedeki yeni fırsatları değerlendirmek için dönmeye başladılar. Bunun nedeni pazarın büyümesi ve toplumun yaşadığı bütün bu dönüşüm süreci içinde değişiklik yapmak için birçok yeni fırsatın ortaya çıkmasıdır. Sadece iş dünyasında değil ama toplumsal hareketlerde de, mesela çevreyi koruma, kadınların refahı, hayır işleri, kâr amacı gütmeyen örgütler gibi konularda da birçok yeni şey ortaya çıkıyor. Vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları için yeni alanlar ve fırsatlar açılıyor.

 

İpek Cem: Çevre konusundan söz ettiğinize memnun oldum, çünkü Çin, çevreyle ilgili sicili kabarık bir ülke olarak biliniyor ve hızlı büyümesi nedeniyle dünyanın geri kalanı üzerinde büyük bir etkiye sahip. Ama bir süre önce Greenpeace'in Direktörüyle görüştüm ve kendisi bana Çin'le ilgili güzel şeyler söyledi ve Çin'de çevre politikalarının yürütülmesi konusunda bir değişim dalgası olduğu söyledi. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

 

Yang Lan: Her şeyden önce Çin'in yarattığı kirlilik ve çevre konuları önümüzdeki yıllar için de devam edecek bir sorun olacak ve toplumun bu konu hakkında hâlâ bilinçlendirilmesi gerekiyor. Ancak unutulmaması gerekir ki Çin tüm dünyanın üretim merkezidir ve yaratılan kirliliğin %20'sinin nedeni dünyaya yaptığımız ihracat ve tüm dünya için ürettiğimiz ürünlerdir. Ayrıca 2007 yılı Çin'de çevrenin korunması konusunda bir dönüm noktası oldu, çünkü kişi başına düşen enerji tüketiminin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'daki büyümeye oranı, ilk kez bir düşüş sergiledi. Bu açılardan ilerleme kaydediyoruz. Üyesi olduğum Ulusal Siyasi Danışmanlık Konferansı'nda çevreyle dost "yeşil" binalar için ulusal düzeyde yeni bir düzenleme yapılmasını teklif ettim, çünkü Çin'deki enerji tüketiminin %30'unu binalarımızda, konutlarda, ticari binalarda ve kamu binalarında gerçekleştiriyoruz. Bu nedenle çevreyle dost binalar için ulusal standartların ve düzenlemelerin tüm ülkede daha sıkı bir biçimde uygulanmasını umuyoruz. Ayrıca aktif çalışan çevre koruma örgütlerimiz var ve bazı sivil toplum kuruluşları Çin'deki politikaları şekillendirmeye çalışıyor. Çin'de ilk kez Ulusal Çevre Koruma Bürosu, Çevre Koruma Bakanlığı haline getirildi. Bu şekilde enerji tasarrufu ve çevreyi koruma gibi konularda ulusal düzeyde politikalar uygulamada daha büyük bir gücümüz olacak. Bence her şeye rağmen yine de sorunlar yaşanacak, çünkü hızla büyüyoruz. Bütün bu büyüme ve gelişmenin ortasında sorunlarımızı çözmemiz gerekecek, ki bu da her ülke için büyük bir sorundur.

 

İpek Cem: Vatandaşlarınızda çevreci politikalarla ilgili bir bilinç oluştuğunu görüyor musunuz?

 

Yang Lan: Kesinlikle... Kesinlikle, çünkü 10 yıl önce çevreyi korumaktan söz ettiğinizde, sıradan Çinli vatandaşlar sizin Greenpeace'den, söylediklerini kabul ettirmeye çalışan sıra dışı bir insan olduğunuzu veya küresel iklim değişikliğine odaklanmış bir entelektüel olduğunuzu düşünürdü. Ama son 10 yıl içinde Çin halkı da çevrenin kirlenmesinden çok etkilendi; suyun kalitesinin düşmesinden çok etkilendi. Artık şehirlerde musluk suyu içilmiyor. Şişe suyu içiliyor. Ama ben küçük bir çocukken herkes musluk suyu içerdi. Bu tür değişiklikler, soluduğumuz havanın, içtiğimiz suyun ve aldığımız yiyeceklerin içindeki kirliliğin farkına varmamızı sağlıyor. Kırsal bölgelerin bazılarında üzücü olaylar yaşanıyor ve bazı köylerde içme sularına kimyasal üretim yapan fabrikaların atıkları karıştığı için kanser vakaları yaşanıyor. Bu tür şeyler de kamuoyunun dikkatini çekiyor; basında kendisine yer buluyor. Bu, bizim hayatımız için ve çocuklarımızın hayatı için çok önemli bir şey. Bu yüzden bugünlerde Çin'deki çevreyi koruma çabaları sadece hükümetten gelen bir politika olmakla kalmıyor; halk da artık bir toplumsal farkındalığa sahip.

 

İpek Cem: Çin, Dünya Ticaret Örgütüne katılarak, uluslararası toplumun bir parçası oldu. Şimdi de Olimpiyatlara ev sahipliği yapacak. Pekin'in 2008 olimpiyat oyunlarına adaylığı sırasında çok aktif olarak çalıştığınızı biliyorum. Hazırlıklar nasıl gidiyor? Beklentileriniz nelerdir? Olimpiyatlarla ilgili beklentilerinizi alabilir miyim?

 

Yang Lan: 2008 Olimpiyat Oyunlarına adaylık çalışmalarına birçok katkıda bulunmuştum. Şimdi de olimpiyat oyunlarının kültürel programlarına katkıda bulunuyorum. Bu, dünyanın Çin kültürünü ve insanlarımızı daha iyi anlaması için harika bir fırsat. Çin'de tek bir sorun bile yaşanmadığını söyleyerek rol yapmak istemiyorum. Çok ciddi sorunlarımız var ama bence dünyanın bu sorunlara, 1.3 milyar nüfuslu böyle büyük bir ülkenin geçirdiği dönüşüm bağlamından bakması gerekiyor. Bence, ilk olarak, olimpiyat oyunları birbirlerini daha iyi anlamaları için Dünyaya ve Çin'e büyük bir fırsat sunuyor. İkinci olarak, olimpiyat oyunlarının sporcularla, sporla, altın madalyalarla dolu geçen bir ay olarak kalmasını değil; Çin halkına iyi bir miras bırakmasını umuyorum. Örneğin olimpiyat oyunlarına hazırlanırken Pekin şehrinde çevreyle dost binalar, şehir planlaması ve çevre konularında yeni standartlar belirlendi. Bence bunların önümüzdeki kuşaklara faydası olacak. Bu yeni standartların Çin'in diğer bölgelerinde de uygulanmasını umuyorum. Bu, kendi davranışlarımız üzerinde çalışmak için de harika bir fırsat olacak. Mesela, halka açık alanlarda sigaranın yasaklanması, bugün eskisine göre çok daha güçlü bir yasak. Üstelik yeni kuşağın tutumları beni çok etkiliyor. Genç kuşakların katılımcı ve gönüllü olmaları beni çok sevindiriyor. Pekin Olimpiyat Oyunları için 100 bin gönüllüye ihtiyaç vardı ama 600 bin genç gönüllü olmak için başvurdu. Bence bu, sosyal refahın güçlendiği ve toplumda kâr amacı gütmeyen örgütlerin güç kazandığı anlamına geliyor. Bütün bunlar beni çok heyecanlandırıyor.  

 

İpek Cem: Siz "Sun Media'yı kurdunuz ve dünyada da Çin'in Oprah'sı olarak tanınıyorsunuz. Medyadan ve Çin'den söz ettiğimizde akla genellikle "sansür" geliyor. Size şunu sormak istiyorum: Çin bu anlamda ilerleme kaydedebildi mi?

 

Yang Lan: Çok sıkı yasal kurallar var, basında özel girişim için çok sınırlı bir alan var. İş dünyasında hayatta kalmak açısından ip üzerinde yürüdüğümüzü hissettiğimiz zamanlar oluyor. Ama aynı zamanda yayınlarımızı ulusal düzeyde gösterebilmemiz gerekiyor. Çevreyle ilgili olarak kaydettiğimiz ilerleme konusunda iyimserim. 10 yıl önce söyleyemeyeceğimiz söyleri söylüyoruz. Bunu Çin'de basının üzerindeki baskının gevşemesinde yaşanan bir ilerleme olarak görüyorum. İnternet için de aynı şey geçerli. İnternete uluslararası düzeyde tanınmamış olabilen özel girişimler hakim. Bugün Çin'de ulusal bir televizyon kanalına sahip olamayız ama bir "cross media" girişimi gerçekleştirebiliriz. Örneğin "Her Village Community" adlı internet sitemizin  başını ulusal düzeyde yayınlanan televizyon programım çekiyor. İnternet üzerinden topluluklar oluşturuyoruz. Her ay on milyonlarca okuyucuya ulaşan elektronik dergiler yayınlıyoruz. İnternet dışında da kulüp faaliyetleri düzenliyoruz; kariyer gelişimi, ilişkiler, çocukların eğitimi ve daha birçok konuda konferanslar düzenliyoruz. Yani yapılacak daha çok iş olduğu ve geçmiş yıllara göre daha fazla fırsatlar mevcut olduğu için, önümüzdeki yol konusunda hâlâ iyimserim.

 

İpek Cem: Bunu duyduğuma sevindim. Böyle bir büyüme ekonomisine baktığınızda, toplumun parlak yönü, yeni binalar, büyük projeler, alışveriş merkezleri, zenginlik akla geliyor; ama tabii ki her ülkede olduğu gibi sizin ülkenizde de farklı insan hikayeleri var. Yoksulluk var, kırsal bölgelerde yaşayan ve şehirdeki insanlar kadar şanslı olmayan insanlar var. Size şunu sormak istiyorum: Diğerleriyle aynı fırsatlara sahip olmayan bu insanlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Geleceklerini nasıl görüyorsunuz?

 

Yang Lan: Öncelikle, hükümetin henüz tamamlanamayan toplumsal refah ağı oluşturma sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Çin'de vergiler çok yüksek. Şirketler yaklaşık %30 oranında vergi ödüyorlar. Örneğin ayda 10.000 dolardan daha fazla kazanıyorsanız o zaman bunun % 45'ini vergi olarak ödüyorsunuz. Yani vergi oranı çok yüksek olan bir ekonomimiz var. Ama aynı zamanda tıbbi hizmetlerde ve eğitimde yeterince hizmet alamıyoruz. Bu yüzden her şeyden önce bir güvenlik ağı oluşturmada sorumluluğun hükümette olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda kâr amacı gütmeyen örgütlerin gönüllülerin bağışlarıyla yardıma muhtaç insanlara yardım etmesi için yasal altyapılara ihtiyacımız var. Hayır kuruluşları ve kâr amacı gütmeyen örgütler için yasal düzenleme yapılması için sesimi yükseltiyorum; çünkü şu anda insanların oluşturduğu iki milyondan fazla kâr amacı gütmeyen örgütümüz var ama bunlardan ancak %10'u yasal olarak kâr amacı gütmeyen örgüt olarak kayıtlı. Bu da öncelikle hayır işleri için para toplayamamaları ve ikinci olarak da faaliyetlerinde vergi indirimi elde edememeleri anlamına geliyor. Bu yüzden ulusal düzeyde yeni bir yasa çıkarılması ve bu örgütlere yasal statü kazandırılması için çalışıyorum. Bence bu, bütün sivil toplum örgütlerinin ve kâr amacı gütmeyen örgütlerin farklı topluluklara ve farklı insanlara yardım etme açısından işlev gösterebilmeleri için çok ama çok önemli bir şey. Bu arada Çin'deki hayır örgütlerinin üst düzey yöneticilerinin eğitimi için ücretsiz bir atölye çalışması sunan ve Pekin Üniversitesi ile Harvard Üniversitesi arasında gerçekleştirilen bir programa da sponsorluk yapıyorum. Bence kar amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşlarının daha etkili ve daha şeffaf bir şekilde yönetilmesinde bu çok büyük bir önem taşıyor.

 

İpek Cem: Çin'e yönelik inanılmaz bir yabancı yatırımı var. Dünyanın birçok büyük şirketi burada faaliyet gösteriyor. Biraz önce anlattıklarınızla bağlantılı olarak şirketlerin toplumsal sorumluluk almaları bugün tüm dünyada gündemde olan önemli bir konu. Ülkenizdeki yasalar şirketlerin daha fazla bağış yapması konusunda kolaylık sağlayacak mı?

 

Yang Lan: Evet. Eskiden bir şirket hayır kuruluşlarına veya kâr amacı gütmeyen örgütlere yardım etmek istediğinde vergi indirimi şirketin toplam gelirinin %3'üne kadar çıkıyordu. Ama bugün artık bu oran %12'ye kadar çıkarılmıştır. Bu, şirketlerin daha fazla yatırım yapabileceği ve vergi indiriminden daha fazla yararlanabileceği anlamına geliyor. Bugünlerde özel şirketler topluma katkıda bulunma konusunda çok istekli. örneğin Çin'de ormanların yok olmasına karşı mücadele eden önde gelen çevreci gruplardan biri, emlakçılar aracılığıyla organize olmuş bir gruptur. Ayrıca emlak alanında uzman olan Çin'deki bazı girişimcilerin kırsal bölgelere giderek buralarda okul inşaatlarını denetlediğini biliyorum. Okul inşaatlarında en kaliteli ve aynı zamanda fiyatı en uygun yapı malzemelerinin kullanıldığını, inşaat kalitesinde standartlara uyulduğunu görmek istiyorlar. Bence önümüzdeki yıllarda Çin'de topluma katkıda bulunmak için gerçekleştirilen işlere halktan insanların ve özel şirketlerin katılması açısından daha büyük bir hareket yaşandığını göreceğiz.

 

İpek Cem: Çin'in bir küresel güç olması yeni bir şey değil. Çin, yüzyıllardan beri bir kültürel güç ve küresel bir aktör oldu. Şimdi yeni bir yüzyıldayız ve Çin Batı'da zaman zaman farklı algılanıyor ve tam anlaşılamayabiliyor. Burada sizin yaşadığınız gerçek Çin ile ülkenin dışardan algınaması arasında ne gibi farklılılar görüyorsunuz?

 

Yang Lan: Evet. Arada bir fark görüyorum ama burada suçlanacak taraf, Batı, Batılı medya veya Batılı toplumlar değildir. Sınırlı zamanlarda sınırlı konular ön plana çıkıyor. Çin'le ilgili haberler genellikle insan hakları, çevre sorunları, iş gücü sorunları ve benzeri konularda çıkıyor ama içerikleri eksik oluyor. Çin'deki genel koşullardan söz etmiyorlar. Bu yüzden Çin'le ilgili olarak sadece medyada çıkan haberlere bakarsanız çok olumsuz bir resim görürsünüz. Ama bir kez Çin'e gelirseniz, yaşanan büyük değişimi ve ülkemiz vatandaşlarının reformdan ve son 20 yıl içinde pazar ekonomisinden yararlandığını görebilirsiniz. Gerçek yaşamda da değişiklikler olduğunu görebilirsiniz. Tabii ki kırsal kesimde, çiftçilerle bazı işadamları arasında gelir farklılıkları olmasına rağmen genel olarak Çin'de herkesin ekonomik büyümeden yararlandığını anlayabilirsiniz. Çevre koşullarındaki, toplumsal koşullardaki değişiklikleri de görebilirsiniz. Örneğin Çinliler artık hükümeti eleştirmekten korkmuyorlar. İnternette istedikleri her şeyi söyleyebilecek kadar özgürler; cep telefonlarından mesajlar atarak hükümet hakkında şakalar yapabiliyorlar. Yine de medyanın üzerinde sansür denilebilecek bazı kısıtlamaların olduğunu düşünüyorum. Ama işin olumlu tarafına bakarsanız, büyük ilerlemeyi de görürsünüz.

 

İpek Cem: Bugünlerde Çin'e çoğunlukla bir ekonomik güç olarak odaklanıyoruz; ama Çin tabii ki aynı zamanda bir siyasi güç. Ülkeniz küresel oyunculardan biri ve daha etkin bir uluslararası aktör olması bekleniyor. Çin'in bu güce kavuşmakta olduğunu ve bazı ittifaklar kurduğunu görüyoruz. Sizce Çin uluslararası alanda ne tür bir siyasi aktör olacaktır?

 

Yang Lan: Size bu konuda kapsamlı bir bilgi verecek konuma sahip bir uzman değilim ama Çin'in barışçıl bir uluslararası ortama sahip olmak ve böyle bir ortamda kendisini geliştirmek için istekli olduğunu görüyorum. Bir savaş çıkarsa veya bir kargaşa yaşanırsa, bu Çin'in büyümesini engelleyecektir. Bence bütün iç meseleleri halletmek çok zaman ve enerji alıcı bir iş. Çin hükümetinin barışçıl bir dünya isteği konusunda samimi olduğunu düşünüyorum, çünkü böylece ülkenin büyümesi için gerekli zamana ve alana sahip olabileceğiz.

 

İpek Cem: Ülkenizin ilerlemesi için birçok alanda faaliyet gösteriyorsunuz. Önümüzdeki yıllar içinde ülkeniz kadınlarınız için hayalleriniz nelerdir?

 

Yang Lan: Her konuda hayalim var...

 

İpek Cem: Öyle mi?

 

Yang Lan: Ülkemizin ulusal kültürü ve tarihiyle büyük gurur duyuyorum. Önümüzdeki on yıllar içinde, Çin'in sanat ve kültüründe bir Rönesans dönemi yaşayacağına inanıyorum. Hamburger yiyip Amerikalı çocukların seyrettiği çizgi filmleri seyreden ama aynı zamanda kendi kültürel köklerini bilen çocuklarımdan ilham alıyorum. Çocuklarımın kendi kültürel geçmişlerine saygı duymalarını istiyorum. Aynı zamanda geçmiş kuşaklardan da ilham alıyorum. Örneğin, büyükannem 96 yaşında ve küçültülmüş ayakları var, çünkü o gençken, genç kızların ayaklarını bağlamak hâlâ bir gelenekmiş. Evden çıkmasın diye kızların ayaklarını bağlarlarmış. Ama büyükannem ayaklarındaki bağları çözecek kadar cesurmuş. Şanghay şehrine gelmiş ve büyükbabamla birlikte küçük bir aile dükkanı açmış. Büyükannemin hayat hikayesi bana büyük gurur veriyor. Annemin hayat hikayesiyle de gurur duyuyorum; annem ailedeki ilk üniversite mezunuymuş. Büyük bir aile içinde yetişen bir genç kız için üniversiteye gitmek çok nadir yakalanan bir fırsatmış. Annemin bir mühendis olarak da harika bir kariyeri vardı. Kısacası, çevremdeki insanlardan ilham alıyorum.

 

İpek Cem: Bu samimi sohbet için teşekkür ederim.

 

Yang Lan: Beni programınıza davet ettiğiniz için ben teşekkür ederim.

 

Görüşme metinleri, orjinal bir metinden değil, sesli ve görüntülü televizyon röportajından deşifre edilerek yazılı hale getirilmiştir. İpek Cem ve NTV, işitme hatalarından, tercüme veya ses kayıplarından doğabilecek olası yanlışları engellemek için maksimum özen göstermektedir. Buna rağmen, deşifre ve tercümeden kaynaklanan anlam farkları ve hatalara rastlanması mümkün olabilir.