Basın

Vs. Dergisi, Ocak 2006
İpek Cem

İpek Cem Taha'yı şu sıralar NTV'de sunduğu "Dünyayı Yönetenler" programında keyifle izliyorsunuz. Taha, Dışişleri eski  bakanlarından İsmail Cem'in kızı. Aynı zamanda gazeteci kimliğiyle de tanıdığımız İsmail Cem ile kızı arasındaki benzerlik sizi şaşırtmasın.

Vs.: New York'ta finans alanında çalışıyordunuz. Türkiye'ye dönmeye ve iş kurmaya nasıl karar verdiniz?

İpek Cem: İki yüksek lisans yaptım, bunlardan biri iş idaresi. Bu eğitimle finans konusunda uzmanlaştım. Yatırım bankacılığı ve uluslararası bir iş yapmak o zamanki hayallerimden biriydi. Bunu gerçekleştirdim. Latin Amerika'yla ilgili büyük borçlanmalar üzerinde çalıştım. Türkiye'ye dönmek kişisel bir karardı. Türkiye'yi gerçekten özlemiştim. Bir de içimdeki girişimcilik hissinin gelişmesiyle o yıllarda internetin Türkiye'de yaygınlaşması birbiriyle örtüştü. 1996'da New York'ta işe başladık. Önce New York'taki ekiple Türkiye'deki şirketlere hizmet verelim diye düşündük. Ama sonra hem Türkiye'de bununla ilgili insan kaynağının yetişiyor olması hem de işleri yurtdışından yürütmenin daha masraflı olması nedeniyle 1997'de Türkiye'de ofis açtık.

 

Vs.: Neden uzmanlık alanınızdan farklı bir alan seçtiniz?

İpek Cem: Netwise'da yaptığım iş uzmanlık alanımdan farklı değil. Bu işin içinde iletişim, strateji belirleme ve iş idaresi var. Kurumların yazılımlar ya da farklı içerikler aracılığıyla hedef kitlelerine ulaşmalarını sağlıyoruz. Yaptığımız bütün işlerin iletişim boyutunda çalışıyorum. Şirketlerin stratejilerini, hedef kitlelerini, geleceğe yönelik hedeflerini anlamak ve onlara çözümler sunmak amacıyla hareket ediyoruz. Finans anlamında bir bağlantı yok. Zaten daha farklı ve yaratıcı bir sektörün içinde olmak istedim. Finansta bu yönümü kullanamadığımı gördüm.

 

Vs.: Yurtdışındaki tecrübeleriniz buradaki hayatınıza nasıl yansıyor?

İpek Cem: Bana en büyük katkılarından biri, Türkiye'de dünya standardında iş yapmaya çalışıyor olmamız. Yurtdışıyla ilgili hedefleri olan, ihracat yapan ya da yurtdışında iş yapan müşterilerimiz için çokuluslu şirketlerin nasıl rekabet ettiğine ve nasıl stratejiler izlediğine bakmak zorundayım. Benim yabancı şirketleri anlamam ve o uygulamaları Türkiye'ye taşımam daha kolay oluyor. Bu da Netwise için bir avantaj.

 

Vs.: Kendinizi iş hayatında başarılı buluyor musunuz? Hedeflediğiniz yerde misiniz?

İpek Cem: Şirket olarak belli bir başarıya ulaştığımızı düşünüyorum. Piyasamız gelişiyor. İnternet bir iletişim aracı ve teknolojik altyapı olarak hayatımızın içinde kalacak ve şirketlere rekabet avantajı sağlayacak. Türkiye'de internetin hızlı büyüyeceğini ve iyi bir sektörde yer aldığımızı düşünüyorum.

 

Vs.: Bir dönem köşe yazarlığı, şimdi televizyonda program yapıyorsunuz. Gazeteciliğe nasıl yöneldiniz? Babanız İsmail Cem'in gazetecilik geçmişinin etkisi var mı?

İpek Cem: Etkisi mutlaka vardır. Ama benim gazetecilik tecrübem yok, yazı ve makale tecrübem var. Bu alandaki çalışmalarım da ilgi alanlarımla bağlantılı. Siyaset, ekonomi ve uluslararası ilişkiler ilgilendiğim konular. Bu yönümü hep iletişimle besledim. Çocuklarım doğana kadar köşe yazarlığı yaptım. Köşe yazarlığına, öğrendiğimi ve düşündüğümü paylaşmak olarak bakıyordum. "Dünyayı Yönetenler" programında da bu işin entelektüel keyfini ve paylaşma hissini sürdürüyorum.

 

Vs.: İş hayatında aradığınızı bulamadığınız için bu tercihi yaptığınız söylenebilir mi?

İpek Cem: Bunu söylemek yanlış olur. İkisini farklı şeyler olarak düşünüyorum. Oturmuş bir işimiz var ve bu işte iki ortak olarak çalışıyoruz. Ancak zamanla önceliklerin dengesi değişebiliyor. Bu dönemde düşüncelerimi paylaşmak benim için önemli. Onun için televizyon programı yapıyorum.

 

Vs.: Programınızda dünyanın önde gelen siyasetçi ve yöneticilerini konuk ediyorsunuz. Bu bağlantılar nasıl oluyor? Babanızın geçmişi size bir referans oluşturuyor mu?

İpek Cem: O düzeydeki kişiler çok fazla görüşme talebi alıyor. Babamın adı mutlaka bir referans oluşturuyordur, ama yeterli değil. Bu bağlantıları görüşeceğimiz kişinin yaşadığı ülkenin büyükelçiliği gibi kaynaklar aracılığıyla oluşturduğumuz gibi, benim şahsi bağlantılarım ve onların bağlantı ağı aracılığıyla da oluşturuyoruz. Şirketler için genellikle o şirketlerin burada veya dünyadaki merkezlerine başvuruyoruz. Siyaset alanındaysalar, İsmail Cem'in kızı olduğumu öğrendiklerinde de artı bir puan olduğunu zannediyorum.

 

Vs.: Peki sizinle ilgili ilgi çeken ne oluyor?

İpek Cem: Genelde eğitimim ilgilerini çekiyor. Yaptığım işin yanı sıra sosyal sorumluluğa ve kadın konularına değer vermemle ilgileniyorlar. Bağlantılar kolay olmuyor. Bu kişilerin vakitleri çok dar, randevuları almak uzun sürüyor.

 

Vs.: Şu ana kadar görüştüğünüz isimlerin hangi yönlerinden etkilendiniz?

İpek Cem: Hepsinde farklı özellikler gördüm. Arap Ligi Genel Sekreteri Amr Musa'nın zeki, bilgili ve Arap dünyası için mücevher kadar değerli bir insan olduğunu düşünüyorum. Şimon Perez'in devlet adamlığından çok etkilendim. Papandreu'nun bu kadar farklı ve olumlu işler yapmasının ötesinde alçak gönüllülüğünden etkilendim. Starbucks'ın CEO'su Howard Schultz'un zekası ve iş vizyonu beni çok etkiledi. Vizyonunu ve heyecanını Starbucks'ın ilk gününden bu yana hiç kaybetmemesi de etkileyici. Bu çalışma bana normalde o derinlikte ilgilenmeyeceğim, ama okuduğum konuları daha derinlemesine öğrenme imkanı sağlıyor.

 

Vs.: Sormayı isteyip de soramadığınız sorular oldu mu?

İpek Cem: Henüz çok yeniyim. Bundan sonra görüşmelerin kişisel yönü artacak. Şu anda Türkiye'ye ve bölgeye bilgi aktarımı şeklinde yapıyoruz. İleride Ortadoğu ve Avrupa'daki pazarlara açılmak ve programı onlara da satmak istiyoruz. "Bu kişileri yalnızca yabancı basın kaynaklarından gördüğünüz şekliyle tanımayın. Bir de Türkiye'nin bakış açısından izleyin" demeye çalışıyoruz.

 

Vs.: Bundan sonra kimlerle görüşmeyi planlıyorsunuz?

İpek Cem: Şu sıralar kadın liderler üzerinde çalışıyorum. Programda birkaç kadın liderle görüşmeyi hedefliyorum. Ayrıca Fidel Castro ve Dalai Lama ile de görüşmek isterim. Kitleleri yalnızca bilgiyle değil, duygusal boyutta etkilemiş insanlar var. Bu insanlarla görüşmek istiyorum. "Dünyayı Yönetenler" iddialı bir isim. Asıl söylemek istediğimiz ise "Dünyayı Etkileyenler".  Biz bu kişilere köprü vazifesi görüyoruz.

 

Vs.: İş, sosyal sorumluluk projeleri, televizyonculuk ve aile hayatını bir arada nasıl yürütüyorsunuz? Bu bir karmaşa mı?

İpek Cem: Bazen karmaşa oluyor. Önceliklerin sırası ya da önemi değişiyor. O yüzden odaklanmak önemli. Uzunca bir süre işim birinci önceliğimdi. Çocuklarım doğduktan sonra derneklerdeki çalışmalarımı azalttım ve köşe yazarlığını bıraktım. Şu sıralar hayatımda fazla bir çeşitlilik yok. İşim ve televizyon programım var. Dernek olarak yalnızca URAK'da (Uluslararası Rekabet Araştırma Kurumu) görev alıyorum. Bütün bunlar arasında her çalışan anne gibi zorluk yaşıyorum. Yaşadığım ikilem, işle çocuklarım arasında.

 

Vs.: Bütün bu sorumluluklar birbirini nasıl etkiliyor ve besliyor?

İpek Cem: Çalışmaya başladığımda iş hayatını hayatın diğer yönlerinden ayrı bir şey olarak düşünürdüm, ama değil. Bir dernek ortamında da bir iş fikri ortaya atılabiliyor ya da bir kişiyle tanışabiliyorsunuz. O kişi ve fikir bir iş fikrine dönüşebiliyor. Bütün bunlar birbirini besliyor. İnsanın beynini farklı şekillerde çalıştırmasının faydalarını gördüm.

 

Vs.: Ulusal Rekabeti Araştırma Kurumu (URAK) ile bağlantınız nasıl oldu?

İpek Cem: Ali Koç'la birlikte Türkiye'de rekabetçilik üzerine bir girişim başlatalım dedik. Dünya büyük hızla ilerliyor, rekabet de hızlı değişiyor. Kamunun, özel şirketlerin ve sivil toplum kuruluşlarının dünya rekabet haritasının neresinde yer aldığını görmek istedik. Amacımız, hangi sektörlerin iyi olduğunu ve hangi sektörlerin geliştiğini ortaya koyup, önce bir duyarlılık geliştirmek.

 

Vs.: Siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?

İpek Cem: Gençken siyasete girmek, onu misyon edinmiş insanlar için iyi oluyor. Siyasetin içinde güzel pişiyorlar. Siyaset her zaman ilgilendiğim ve girmeyi düşündüğüm bir alan. Siyasetin ne kadar zaman gerektirdiğini biliyorum. Yeni aile kurmuş biri olarak bu dönemde siyasete girmeyi macera olarak görüyorum. Uzun dönemde bir misyon olarak düşünebilirim.

 

Vs.: Siyasete girdiğinizde hangi alanda görev yapmak istersiniz?

İpek Cem: Uluslararası ilişkiler, en fazla katma değer verebileceğim alan. Dışişleri Bakanlığı yapmak isterim.

 

Vs.: Babanızın siyaset yolculuğunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

İpek Cem: Babam, Türkiye'de her girdiği ortamda övgü ve sevgi alan bir insan. Türkiye'yi yurtdışında iyi temsil etti. Babamın dışişlerindeki bilgisi ve kişisel diyaloğu kuvvetli. Karşısındakiyle belli bir noktada buluşmayı bilir. Kendisini başarılı buluyorum.

 

Vs.: İsmail Cem'in kızı olmasaydınız bugün her şey daha farklı olur muydu?

İpek Cem: Yine benzer bir insan olurdum diye düşünüyorum. Farklı bir ortamda olsaydım, belli dürtülerimin benzer şekilde gelişeceğini düşünüyorum. Öte yandan ailemizde iletişim konusu biraz da genetik. Babamın babası İhsan İpekçi, Türkiye'nin ilk sinemacılarından. Annemin büyük dedesi de Osmanlı döneminde 1860'da ilk özel gazeteyi, Tercüman-ı Ahval'i çıkaran Agah Efendi. İnternetin de bir iletişim mecrası olduğunu hesaba kattığınızda genetik bir devamlılık olduğunu düşünüyorum. 

 

Vs.: Eşiniz Iraklı. Bunda yurtdışında yaşamış olmanızın etkisi var mı?

İpek Cem: Eşim kültür olarak Türkiye'ye yakın bir kültürden geliyor. Bir Amerikalı'yla evlenseydim böyle olmazdı. Tanışmamız ve evlenmemiz tamamen tesadüf. Türkiye'de tanıştık. Tanıştığımızda eşim burada çalışıyor ve yaşıyordu. Aşkla ve sevgiyle oluşmuş bir evlilik, onun için yabancı olması önemli değil.

 

Vs.: Kardeşinizin eşi de yabancı, değil mi?

İpek Cem: Kardeşimin eşi Brezilyalı. Onlar da lise döneminde tanıştılar. Birbirlerinin ilk aşklarıydılar ve o şekilde devam edip evlendiler.

 

Vs.: Kültür farkı yaşıyor musunuz?

İpek Cem: Yaşamıyoruz. Eşimin Türkçesi fena değil. Türkiye'de oturmayı seviyoruz. Ortak değerlerimiz var, aynı dini ve gelenekleri paylaşıyoruz.

 

Vs.: Ailenizin tepkisi ne oldu?

İpek Cem: Ailem eşimi tanıyınca kararımızı olumlu karşıladı. Aramızda bir sevgi bağı olup olmadığına baktılar. Bizim için önemli olan insan olarak kim olduğu, hangi ülkeden geldiği değil. Ailem yalnızca Türkiye dışında yaşar mıyız diye korkuyor. Şu anda böyle bir düşüncemiz yok.

 

Vs.: Ailenize yeterince zaman ayırabiliyor musunuz?

İpek Cem: Çocuklarıma istediğim kadar zaman ayıramıyorum. Onlarla birlikte çocuk olmak en büyük zevkim. Emine ve İman olmadan nasıl bir hayatım vardı, tamamen unuttum.

 

Vs.: İş hayatında başarılı olmak için aile yaşamından fedakarlık etmek mi gerekiyor?

İpek Cem: Toplumun çalışan annelere sahip çıkması gerekiyor. Çalışan annelerin çalışma hayatlarını sürdürebilmeleri için daha olumlu koşullar oluşturulmalı.

 

Vs.: Kişisel gelişim için neler yaparsınız?

İpek Cem: Eskiden piyano çalıyordum, şimdi tekrar ders alıp piyano çalmak istiyorum. Spor yapmaya başladım. Bol bol kitap okurum.

 

Vs.: Hata ve pişmanlıklarınız var mı?

İpek Cem: Hatalarım mutlaka vardır ama ben olumlu bir insanım. Mutsuz olduğum bir konu olmuşsa, onun bana bir şeyler öğrettiğini düşünürüm.  İçimden gelerek ilerlediğim bir yol var. Önemli olan o yolda gitmem, motive olmam, kendime ve çevreme bir şeyler katabilmem. O yüzden kendimden ve hayatımdan memnunum.

 

Vs.: Geleceğe dönük hedefleriniz neler?

İpek Cem: Türkiye uluslararası bir platforma girdi. İşimi uluslararası bir platformda sürdürmek istiyorum. Zaten şu sıralar Amerika, Hollanda ve birkaç ülkeye daha proje bazında işler yapıyoruz. Televizyon programımızın arkasındaki fikirlerden biri de bu. Televizyonculuk öyle bir iş ki, bir içerik birçok yerde gösterilebilir. Bu projeyi çevre ülkelere dağıtmak istiyorum. Diğer alanlarda da böyle bir misyon hissediyorum. Örneğin bir sivil toplum kuruluşuyla çalışırken de onu bir yerle bağlamak, uluslararası bir niteliğe büründürmek istiyorum.